Genç akademisyen Volkan Ertit, Türkiye'nin dindarlaşmadığını, dinden uzaklaştığını öne sürüyor.
"Neye göre?" diye sorduğunuzda ise cevabı hazır: "11 kritere göre." İşte Volkan Ertit'in 11 kriteri...
Yeni kuşaklar dine ilgisini kaybetti
-KRİTER BİR: Türkiye muhafazakârlaşıyorsa... Yeni kuşakların, eski kuşaklardan daha dindar olması gerekir.
VOLKAN ERTİT:
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde Sinan Yılmaz'ın 2 bin 790
aileyle yaptığı bir doktora çalışması var. Bu çalışmaya göre Türkiye'de
ailelerin yüzde 87'si yeni kuşakların din konusuna ilgisinin azaldığını,
Batılı değerlerden etkilendiklerini söylüyor. 2 bin 790 aileyle yapılan
bir çalışma bu. Bu kadar aileye gerek yok aslında. 50 aile ile
araştırma yapılsın, o araştırmada yeni kuşakların hayatına dinin daha
fazla dokunduğu ispatlansın, ben görüşümü revize etmeye hazırım.
Eşcinseller ramazanda yürüyüş yapabiliyor
-
KRİTER İKİ: Türkiye dindarlaşıyorsa... Eşcinselliğin görünürlüğünde azalma olması gerekir.
VOLKAN ERTİT:
1993 yılında Türkiye'de ilk kez "Onur Yürüyüşü" düzenlenmek
istendiğinde yurtdışından gelen misafirler havalimanında tutulup geri
gönderilmişti. Törenler iptal edilmişti. O dönem laiklik hassasiyeti çok
yüksek bir gazetede bir yazar homoseksüelliği sapıklık olarak takdim
etmişti. 2003/2004 yıllarında Türkiye'de ilk kez "Onur Yürüyüşü", 15/20
kişiyle gerçekleşti. Geliyoruz günümüze: 40 bin kişi, ramazan ayında
İstanbul'un göbeğinde yürüyor. Bu yıl İstanbul'daki yürüyüşe toplum
değil, polis müdahale etti. Ama yürüyüş, akşam yine de yapıldı.
Evlilik öncesi flörtte çok ciddi bir artış var
-
KRİTER ÜÇ: Türkiye muhafazakârlaşıyorsa... Evlilik öncesi flört sayısında azalma olması gerekir.
VOLKAN ERTİT: Geçmişten
bugüne evlilik öncesi flört sayısında azalma mı var, artmama mı var?
Çok ciddi bir artış var. Nereden biliyoruz? 12 lise öğretmeniyle
derinlemesine görüşme yaptım. Öğrenciler birbirlerinin evlerine
gidiyorlar. WhatsApp'tan birbirlerine çıplak fotoğraflar gönderiyorlar.
Okullarda öpüşen öğrencilerden söz ediliyor. 1995'ten önce flört
haberleşmeleri için tek imkân ev telefonlarıydı. Çok tehlikeliydi ev
telefonları. Ya kızın babası evdeyse? Kızın kalbi güm güm atardı. Şimdi
kızlar, babalarıyla yemek masasında cep telefonlarıyla sevgilileriyle
mesajlaşıyorlar.
Artık gençler arasında cinsel ilişki daha fazla
-KRİTER DÖRT: Türkiye muhafazakârlaşıyorsa... Evlilik öncesi ya da evlilik dışı cinsel ilişki sayısında azalış gerçekleşmesi gerekir.
VOLKAN ERTİT: Üniversitelerde
yapılan yüksek lisans ve doktora çalışmaları, Türkiye'de yeni
kuşakların, eski kuşaklara göre evlilik öncesi cinsel ilişkiye çok daha
açık olduğunu gösteriyor. Popüler örnek verelim: Arda Turan Türkiye'nin
en saygı duyulan, en sevilen futbolcusu... Bu yaz ben Arda Turan'ın
tatil hikâyelerini okumak zorunda kaldım gazetelerde. Sevgilisiyle
beraber tatil yapan Arda, evli değildi ama onu kimse yadırgamadı.
Türkiye toplumu farkında olmadan bunu içselleştirmeye başlamış
durumda.
Nerede o eski 'Teksoy Görevde'ler falan
-KRİTER BEŞ: Doğaüstü güçlere olan inançlarda artış yaşanması gerekir.
VOLKAN ERTİT: Benim
sekülerleşme paradigmam sadece İslam'la ilgili değil, fizikötesi
güçlerle de ilgili. Eğer bir toplum daha fazla dindarlaşıyorsa... Sadece
kurumsal dinler değil, doğaüstü güçlerin de bu topluma daha çok etki
edebilmesi gerekir. 1990'larda "Teksoy Görevde" türü programlar vardı.
Bu programlarda "üzerinde Allah yazan koyun", "gaipten gelen taşlar"
gibi doğaüstü konular işlenir ve çok ilgi görürdü. Bugün bu tür bir
program, Twitter'da, Facebook'ta ancak dalga geçme konusu yapılır. Gerçi
astrolojiye, fala, medyumlara özel bir ilgi var ama onların gündelik
hayata hiçbir etkisi yok.
Alevilik ve Sünnilik belirleyici kimlik değil
-KRİTER ALTI: Farklı inanç grupları arasındaki evliliklerde azalış meydana gelmesi gerekir.
VOLKAN ERTİT:
Bugün Türkiye'de Alevi–Sünni evlilikleri artmış durumda, arkadaşlıklar
artmış durumda. Eğitimin artması, kentleşme oranının yükselmesi sonucu
Sünnilik ve Alevilik, en azından geçmişe göre daha az belirleyici kimlik
olmaktan çıkmış durumda.
Erkek de kadın da vücut hatlarını gösteriyor
-KRİTER YEDİ: Vücut hatlarının belli olmayacağı şekilde kıyafetlerin tercih edilmesi gerekir.
VOLKAN ERTİT:
Hem muhafazakâr cenah hem de seküler cenahta kadınlar, annelerine
kıyasla vücut hatlarını ortaya çıkaran kıyafetleri tercih ediyorlar.
Sadece kadınlar mı? Erkekler de öyle. Onlar da vücut hatlarını
gösteriyorlar.
Dinin prestijinde azalma var
-KRİTER SEKİZ: Dinin toplumsal alandaki prestijinde ve gücünde artış olması gerekir.
VOLKAN ERTİT:
Eğer bir toplumda muhafazakârlık artıyorsa... Din adamlarının
prestijinin artması gerekir. Bakalım imamların durumuna. İmamlar eskiden
köyde sözünün üstüne söz söylenmeyen kişilerdi. Her konuda
yönlendiriciydiler. Sağlık, ekonomi falan. Yüzde seksenin kentlerde
yaşamaya başlamasıyla birlikte imamlara fikir danışan kalmadı. Artık
imamların cevap verdikleri konulara uzmanlar yanıt veriyor.
Medya gitgide daha az muhafazakâr
-
KRİTER DOKUZ: Medya dilinin muhafazakârlaşması gerekir.
VOLKAN ERTİT:
Bir gazetede liseli gençlere ve evli olmayan çiftlere mesaj üzerinden
nasıl seks yapılacağı anlatılıyor. Bir yazar, bir Yunan adasında gördüğü
grup seksi okuyucularıyla paylaşıyor. Şimdi şöyle bir soruyu sorma
hakkım var benim: Ana akım medyada bundan 30 sene, 20 sene önce bunlar
olur muydu? Popüler TV programlarına bakalım: Milyonlar tarafından
izlenen prime time'da yayınlanan "Çok Güzel Hareketler Bunlar", "Güldür
Güldür Şov", "Bir Kadın Bir Erkek" gibi hard seküler hayatların en
normal hayatlar olduğu yansıtılıyor.
Referanslar dinden değil
-KRİTER ON: Medya dilinin muhafazakârlaşması gerekir.
VOLKAN ERTİT: Eğer
dindar bir toplumda kürtaj tartışılıyorsa, içki tartışılıyorsa...
Topluma "Din bunu yasaklıyor" dersiniz ve konu kapanır. Ama Türkiye'de
siyasiler, buna Erdoğan da dahil, bu konularda Kuran'ı değil, İslam'ı
değil seküler referansları kullanıyorlar. İnsan hakları diyorlar, sağlık
diyorlar. Şunu sormak istiyorum: Madem toplum dindarlaştı, o halde
neden dini referanslar bir tarafa itiliyor da seküler referanslar
kullanılıyor?
Yeni nesiller bambaşka
-KRİTER ON BİR: "Kutsal"ların günlük pratiklere olan etkisinin artması gerekir.
VOLKAN ERTİT:
Türkiye toplumunda kutsallar geçmişe nazaran daha az hayata
dokunuyorlar. Dindarlar bunun farkında. Sekülerler hikâyenin farkında
değiller. Muhafazakârlar çok mutsuzlar. Diyanet İşleri Başkanı, bu
yaşanan dönüşümün adını koydu. Dedi ki: "Bugünkü gençlik, bir nesil
öncesinin dünyasını kendisi için dar görüyor ve kabul edilemez buluyor.
Bunu dikkate alarak yeni bir dil ve üslup üzerine çalışmak zorundayız".
Yeni neslin kendileri gibi konuşmadığının Diyanet İşleri Başkanı
farkında... İslam dünyasında birey olmaya düşkün, özgürlüğüne düşkün bir
gençlikle karşı karşıyayız. Muhafazakârlaşan ve dindarlaşan bir
toplumda Diyanet İşleri Başkanı, bunları söylemez.
'Hayvan gibi İranlaşmak'
VOLKAN Ertit anlatıyor:
-Fransa'dan
döndüm. ODTÜ'ye müracaat ettim. Dedim ki: "Merhaba. Ben Türkiye
toplumunda dinin gün geçtikçe prestijinin ve gücünün azaldığını
düşünüyorum. Doktora tezimde bunun ardındaki sebepleri çalışmak
istiyorum."
-Bir profesör, bana aynen şöyle dedi: "Türkiye toplumu
kış uykusuna yatmış bir hayvan gibi her geçen gün İranlaşırken siz nasıl
böyle bir tezi ileri sürebilirsiniz?"
-Ve ben doktoraya kabul
edilmedim.
-Hollanda'daki
bir hoca, beni ciddiye aldı ve kabul etti. İki ya da üç ay sonra
savunmamı yapıp bu konuyla ilgili doktoramı vereceğim.
Ne yani? AK Parti'nin hiç mi etkisi yok?
HERKES
"Türkiye muhafazakârlaşıyor, AK Parti Türkiye'yi her geçen gün daha da
dindarlaştırıyor" derken... Siz Türkiye'nin dindarlaşmadığını
söylüyorsunuz. Bu derin çelişki hakkında ne diyeceksiniz?
VOLKAN
ERTİT: Yüksek hızlı trende içki satılmasının yasaklanması, zinanın
yasaklanmak istenmesi, kızlı-erkekli ev tartışması, dindar nesil
yetiştireceğiz söylemi... Bütün bunlar devlet ve din arasındaki
ilişkilerle ilgili. Ben din ve toplum arasındaki ilişkiden söz ediyorum.
Toplum dindarlaşmıyor, siyasi arena dindarlaşıyor. İkisi farklı şeyler.
*
Başörtülülerin sayısı artıyor, cuma namazları dolup taşıyor... Bunlar toplumdaki dindarlaşmaya işaret etmez mi?
VOLKAN
ERTİT: Başörtülü sayısı Türkiye'de artmıyor, aksine azalıyor. Sokağa
çıkın. Genç kızlara ve annelerine bakın. Anneler mi daha çok başörtülü,
genç kızlar mı? Eğer genç kızlar başörtülüyse... Başörtülü sayısı yeni
nesillerde artıyor diyebiliriz. Ama böyle bir durum yok.
Dindar bir nesil yetişemez mi?
İMAM hatipler artıyor. TÜRGEV gibi vakıflar ağırlık kazanıyor. Gelecekte dindar bir toplumun çıkmasına yol açmaz mı bu çabalar?
VOLKAN
ERTİT: İmam hatip, fazladan altı saat din dersi alan, bununla beraber
seküler okulların her şeyini alan okullardır. İmam hatipteki gençler de
çok ciddi anlamda sekülerleşmiş, cinselliğin de içinde olduğu
dünyalarının parçası haline gelmiş durumdalar.
*
Nesillere yönelik yatırımın bir sonuç vermeyeceğini mi düşünüyorsunuz?
VOLKAN
ERTİT: Bilimsel gelişmeler, kapitalizm ve kentleşme bir toplumda var
ise o topumun değiştirilmesi çok zor. Kemalistler 90 sene boyunca bunu
yapmaya çalıştılar, olmadı. Çünkü bu işler yukarıdan dayatmayla olmaz.
*
Eğer toplum sekülerleşiyorsa... AK Parti'nin oyları neden hâlâ yüzde 40'larda?
VOLKAN
ERTİT: Seçmen davranışları, bir partinin sadece dinle kurduğu ilişki
üzerinden değerlendirilemez. Siyasette din dışındaki farklı dinamiklerin
etkileri olduğunu unutmayalım.
Ahmet Hakan, Hürriyet, 16.09.2015