Kılıçdaroğlu kuyrukçu çıktı!
Kalkanı kalın, örtüsü ağır olanlar şimdilik hissetmiyor. Rüzgar döndü.
Rüzgar rüzgardır.
Rüzgar kendini yargılamaz.
Rüzgar eser.
Ve farkını ortaya koyar.
Rüzgar şimdi “çelebilikten yana değil hesap sormaktan” yana esiyor. Bu
dışarıdan; “Kasımpaşalı hırçın imam ile Kahireli çelebi imamın
cumhurbaşkanlığı seçilme yarışı” gibi gösterilmek istense de; işin
özünde “daha fazla güç ve daha fazla iktidar arayana karşı diklenen,
kavga veren, hesap soran birinin” çıkmasını arzulayan bir rüzgar.
Yapılan haksızlık, hukuksuzluk, otoriterlik, oldu bittilik, yalancılık,
yolsuzluk, devleti soymaların hesabını soracak bir diklenişe olan
ihtiyaç yükseliyor.
Rüzgar ihtiyaçtan doğdu.
İhtiyaca uygun esiyor.
Hukuksuzluğu, yolsuzluğu, haksızlığı yapanların karşısına
“Cumhurbaşkanlığı seçiminde onlarla aynı ideolojiden gelme fakat tarzı
itibariyle edepli ve terbiyeli çelebi bir çatı adayla çıkmak” hiç güven
vermiyor.
İşte Balyoz davası çöktü.
Tahliye olanlar şunu dediler.
“Hesap soracağız”
Son 12 yılda öyle keskin çizgilerle çizilmiş; “bizden olanlar ve bizden
olmayanlar kamplaşması” oluşturuldu ki; her şafak vakti güneş yeni bir
“sorulması gereken hesapla” doğmaya mecbur kaldı. Daha önceki gün “Gezi
direnişi sırasında polis kurşunuyla ölen kendi yaşıtı Berkin Elvan’ı
iyi dileklerle andı diye okulunu birincilikle bitiren Işıtan Önder adlı
başarılı öğrenciyi disiplin kuruluna sevk edip” birinciliği elinden
alındı.
Bunun hesabı olmayacak mı?
4 Bakan yolsuzlukla suçlanıyor.
Oğullarının kasaları dolu.
Kollarında hediye saatler.
Söylediklerinin hepsi yalan.
4 bakanın “rüşvet fezlekeleri” Meclis’e geldi, Yüce Divan’da
yargılanmaları için Meclis Komisyonu kurulması kararı da çıktı. Fakat
“daha fazla güç ve daha fazla iktidar sahibi olmak için
Cumhurbaşkanlığı’nı hedefine koymuşların” iktidar partisi, Meclis
Başkanlığı’na isimleri bildirmediği için komisyon kurulması ekim ayına
kaldı.
Bunun hesabı sorulmayacak mı?
* * * *
Eğitimden sağlığa, dış politikadan özelleştirmeye; her alanda
sorulacak o kadar çok hesap birikti ki, “kuyrukçuluk yaparak hesap
sorulamaz” haykırışları haklı olarak yükselmeye başladı.
Benzerini bul.
Aynı görüşten olsun.
Aynı ideolojiden beslensin.
Aynı çizgiyi takip etsin.
Ben de dindarım.
Ben de muhafazakarım.
Bak ben de namaza gidiyorum demeye getirerek onu Cumhurbaşkanı adayı
göster. Hesap sorulacak yapıyı ve o yapının baş mimarını benzeriyle
iktidardan indirmeye çalış.
Buna kuyruğa takılma diyorlar.
Yani kuyrukçuluk.
Kuyrukçuluk hesap soramaz.
Kuyruk köküne çeker.
Köküne teslim olur.
Kılıçdaroğlu kuyrukçu oldu.
Kılıçdaroğlu inişe geçti.
Türkiye’yi hukukun üstünlüğüne, ileri demokrasiye, bağımsız yargı,
bağımsız basını olan, laiklikten zerre dönüş yapmayan, insan haklarına
saygılı, otoriter başkanlık sistemine değil parlamenter demokratik
düzenden yana, yolsuzluk, hırsızlık, soygunların, adam kayırmaların,
kişi zengin etmelerin önünü tıkayacak umudu olanlar; hesap soran rüzgarı
hissederek sandığa gitmek isterlerdi.
Kılıçdaroğlu, rüzgarı alamadı.
Yazık oldu, giden zamana!
Necati Doğru, Sözcü, 21 Haziran 2014