Papa 16. Benediktus, Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu ile biraraya geldi. Görüşmenin ardından kameraların karşısına geçen Bardakoğlu, Papa'nın Almanya'da söylediği ve Müslümanları inciten sözlerine de değindi...
Merakla beklenen Bardakoğlu - Papa görüşmesinde, Diyanet İşleri Başkanı, Papa'nın Almanya'da sarf ettiği müslümanlıkla ilgili sözlerine de direkt olarak yanıt verdi.
Bardakoğlu konuşmasına, "Bismillahirrahmanirrahim, tüm resullere selam ve salavat olsun" diyerek başladı.
Konuşmasında ilahi dinin, barış ve esenlik kaynağı olduğunu vurgulayan Bardakoğlu, dinin, yüce yaratanın, insanoğluna dünyada mutlu olması ve uhrevi kurtuluşa ermesi için uzattığı bir yardım eli olduğunu söyledi.
"Dinin sayesinde biz yaratanı ve kendimizi tanırız, varoluşun nihai anlamını kavrarız, iç ve dış dünyamızda barış ve huzuru yakalarız" görüşünü dile getiren Bardakoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Son asırda İslam Medeniyeti'nin bütün güzelliklerini bağrında toplamış olan Anadolu'yu yurt edinmiş olan biz Müslümanlar, diğer dinlere ait tarihi ve kültürel mirası muhafaza etmeyi, dini ve kültürel çeşitliliği tarihte olduğu gibi bugün de korumayı hem tarihten aldığı değerlere saygının, hem de İslam'ın engin müsamahasının bir icabı olarak telakki etmekteyiz.
Hz. Adem'den Hz. Nuh'a, Hz. İbrahim'den, Hz. Musa'ya, Hz. İsa'dan Hz. Muhammed Aleyhisselam'a kadar bütün peygamberler, bu barış, sevgi ve kurtuluş çağrısının elçileri ve rehberleri olmuşlardır. Bize düşen görev, Allah'ın gönderdiği ve bütün peygamberlerin insanlığa tebliğ ettiği bu kutlu mesajı en güzel şekilde gelecek nesillere aktararak insanlığın barış, kurtuluş ve huzura ermesine hizmet etmektir. Bizler, bu ulu elçilerin açtığı yolu izleyebildiğimiz ve onlardan aldığımız bu büyük emaneti samimiyet ve sadakatle taşıyabildiğimiz ölçüde dünyada mutlak hayrın ve hakikatin, kalıcı kurtuluş ve mutluluğun davetçileri olabiliriz.
Çağımızda dünyevileşme ile birlikte pek çok unsurun dinin ilahi çağrısına kulak tıkayarak manevi, ahlaki ve insani hayatımızda büyük bir sapma meydana getirdiğini üzülerek müşahede etmekteyiz. Bunun sonucu olarak çeşitli maddi ve manevi sorunlar içerisinde bocalayan ve bunalan, dünyevileşen ve yalnızlaşan günümüz insanının dinin kucaklayıcı davetine ihtiyacı dünden daha az değildir. Bu bunalıma karşı biz dini liderler, din bilginleri ve dini kurumların özverili gayretlerine büyük ihtiyaç vardır."
"ADEM'İN ÇOCUKLARI..."
Bardakoğlu, insanlığı gerçeğe ve iyiye yönlendirme ve rehberlik etme konusunda din adamlarına büyük görevler düştüğünü vurgulayarak, şunları söyledi:
" Tarih boyunca ilahi hitabın sürekli vurguladığı 'Adem'in çocukları' olduğumuz gerçeği ve buna dayalı kardeşlik ve sevgi ideali karşısındaki en büyük engel, ilahi hikmet gereği, varoluşunu muhtelif ırk, din, dil, kültür ve siyasi düşüncelere mensubiyetle gerçekleştiren insanların, bu durumu bir zenginlik olarak görmek yerine, çatışma ve güvensizlik zeminine dönüştürme girişim ve eğilimleri olagelmiştir.
Burada inananları gerçeğe ve iyiye yönlendirme ve onlara rehberlik etme mevkiinde bulunan biz din bilginlerine çok hassas bir görev düşmektedir. Bu görev, yalnızca temsil ettiğimiz ve mensubu olmakla onur duyduğumuz dini gelenekleri diri tutmayı değil -belki de daha önemlisi- tüm bu dini, etnik ve kültürel farklılığın ilahi sevgi, rahmet ve hikmetin bir tecellisi olduğu hakikatine uygun hareket etmeyi de gerektirmektedir. Samimi kanaatimiz o dur ki böyle bir anlayış ve bunun gereklerine bağlılık, insanlığın barış içinde yaşamasının da en büyük teminatıdır.
Yine aynı samimiyetle inanıyoruz ki, farklı din ve inanç mensupları, birbirlerinin dinlerini onaylamaya ve yargılamaya gerek duymaksızın, bir araya gelerek konuşabilmeli ve insanlığın karşı karşıya olduğu sorunların çözümünde ortaklaşa gayret gösterebilmelidir. Ayrıca hiç kimse bu ortak çabayı ve iletişim zeminini kendi dinine taraftar bulmak veya kendi din mensuplarının önünü açmak için bir araç olarak da kullanmamalıdır. Dini liderler bir araya geldiklerinde, inançlarını üstün gösterme gayretine girmeden ve dinlerin teolojisini tartışmak için vakit kaybetmeden insanlığın ortak sorunlarına çözüm arama yolunda çaba sarf etmelidir."
"iSLAMOPHOBIA GİDEREK TIRMANDI"
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, son dönemlerde " İslam dininin tarihi ve kaynaklarıyla şiddeti içerip teşvik ettiği, İslam'ın yeryüzüne kılıçla yayıldığı, Müslümanları potansiyel şiddet uygulayıcıları olduğu" anlayışını ifade eden "İslamophobia"nın giderek tırmandığını belirtti.
Bardakoğlu, "Bilimsel ve tarihsel hiçbir araştırma ve veriye dayanmayan, adalet ve insaf ölçüleriyle de bağdaşmayan bu itham ve iddialardan, adını barıştan alan İslam'ın her mensubunun son derece müteessir ve müşteki olduğunu ilan etmek isterim" dedi.
Bardakoğlu, Papa 16. Benediktus ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında yaptığı konuşmada, sorunların şiddete, baskıya, kalıcı kin ve nefrete dönüşmesinin birlikte engellenebileceğini söyledi.
"TEMENNİLER FİİLİ ADIMLARA DÖNÜŞTÜRÜLMELİ"
Bardakoğlu, Orta Doğu'da barış adına son yarım yüzyılda dökülen kan ve akan gözyaşının, "insan hakları" adıyla hiçe sayılan insan onurunun, her türlü terörün ve çatışmanın dini zemine kaydırılması çabalarının, artık temennileri fiili adımlara dönüştürmeyi zorunlu kıldığını vurguladı.
" Adına küreselleşme denilen ve hepimizin hayatını kökünden sarsan bir dönüşümün sancılarının çekildiği ve ağır faturaların ödendiği bir dönemden geçmekteyiz" diyen Bardakoğlu, eğitim, sağlık, güvenlik, beslenme, açlık, sefalet ve çevre sorunlarının, terör ve şiddetin, ideolojik ve çıkar amaçlı savaşların, sömürüye bağlı geri kalmışlık ve haksızlıkların bu sancıların sadece birkaçı olduğunu belirtti. Bardakoğlu, şunları kaydetti:
"Esasında bu sorunların hiçbiri, dinlerden kaynaklanmış değildir. Aksine ilahi dinler, bu sorunların çözümüne katkı sağlayacak güçlü mesajlara sahiptir. Dini kimliklerin sosyal bir olgu olarak ayrıştırıcı özelliklerini değil, bunların tanımlayıcı ve ilahi hakikatlerin birleştirici özelliğini esas alarak bu sorunlarla mücadele etmeliyiz. Bu sorunların şiddete, baskıya, kalıcı kin ve nefrete dönüşmesini birlikte engellemeliyiz. Biz dini liderler, din bilginleri ve dini kurumlar, uluslararası siyasetin gerilimlerine alet olmayı reddederek bu sosyal sorunların çözümüne katkı sağlamak zorundayız. Bilhassa son yarım yüzyılda Orta Doğu'da barış adına dökülen kan ve akan gözyaşı, insan hakları adıyla hiçe sayılan insan onurları, her türlü terörün, çatışmanın dini zemine kaydırılması çabaları, artık temennilerimizi fiili adımlara dönüştürmeyi zorunlu kılmaktadır." Modern dünyanın ahlaki ve manevi bir krizle karşı karşıya bulunduğunu vurgulayan Bardakoğlu, bu krizin insan fıtratını, bireysel ve toplumsal hayatı, akıl ve gönül sağlığını tahrip ettiğini belirtti.
"Dünyamız, aile değerlerinde hızla gerilemenin; başta uyuşturucu, fuhuş ve alkol olmak üzere zararlı alışkanlıklar ve salgın hastalıklar gibi birçok tehlikenin tehdidi altındadır" diyen Bardakoğlu, bunlarla mücadelede, inancın ve dini terbiyenin önemli bir rolü olduğunu ifade etti.
Bardakoğlu, aile kurumunu anlamsız kılacak her türlü düşünce ve girişimle mücadelede, kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kalkmasında, çocukların istismar edilmeden kendi gelişmelerine uygun ve sağlıklı bir şekilde yetiştirilmesinde, gençlerin maruz kaldığı kötü alışkanlıklardan kurtulmasında dini kurumların öncülük yapmasının zorunlu olduğunu vurguladı.
"TERÖR VE ŞİDDET İNSANLIK SUÇUDUR"
Ali Bardakoğlu, "İslam dinine yönelik bilimsel ve tarihsel hiçbir araştırma ve veriye dayanmayan, adalet ve insaf ölçüleriyle de bağdaşmayan itham ve iddialar olduğunu" belirterek, bunun Müslümanları yaraladığını vurguladı. Bardakoğlu, şöyle konuştu:
"Biz Müslümanlar, şiddet ve terörün her türlüsünü, kime karşı ve kim tarafından işlenirse işlensin, kınıyoruz ve onu bir insanlık suçu olarak görüyoruz. Bizler, masum bir insanın kanını dökmeyi bütün insanları öldürme gibi ağır bir suç ve günah sayan bir dine mensubuz. Ne var ki, son dönemlerde İslam dininin tarihi ve kaynaklarıyla şiddeti içerip teşvik ettiği, İslam'ın yeryüzüne kılıçla yayıldığı, Müslümanların potansiyel şiddet uygulayıcıları olduğu anlayışını ifade eden 'İslamophobia'nın giderek tırmandığını hep birlikte müşahede ediyoruz. Bilimsel ve tarihsel hiçbir araştırma ve veriye dayanmayan, adalet ve insaf ölçüleriyle de bağdaşmayan bu itham ve iddialardan, adını barıştan alan İslam'ın her mensubunun son derece müteessir ve müşteki olduğunu ilan etmek isterim. Ayrıca bu kabil iddia ve girişimlerin, dinleri istismar ederek din adına yanlış işler yapanların da desteklenmesi anlamına geldiğini belirtmek gerekir."
"ÖN YARGILAR TARİHSEL KORKULARDAN BESLENİYOR"
"Ön yargıların, önemli ölçüde tarihsel korku ve kaygılardan beslendiğini" ifade eden Bardakoğlu, "Özellikle biz dini liderlerin ve dini kurumların bu korku ve kaygılara dayalı ön yargıların esiri olmaması ve sağduyulu davranması, evrensel barış ve huzurun tesisinde esastır" dedi.
Her dinin farklı inanç esasları, ibadetleri ve kültür dünyası bulunduğuna işaret eden Bardakoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bizim mensup olduğumuz din, kendisinden önceki ilahi dinlerin hakikatlerini kabul eder; peygamberler arasında ayrım yapmayı reddeder. İslam'ın temel esasları ve iç kategorileri, teorik ve pratik alanda aklı en temel kıstas olarak belirlemiştir. İslam'da Allah inancı, her bir bireyin doğrudan Allah'a muhatap olması ve dindarlığını dinin açık bilgisi ışığında özgür iradesiyle inşa edebilmesi, özgürlüğün ve rasyonel düşüncenin de temelini oluşturur. Böyle olduğu için de bizler, doğru bilgiyi ve iyi niyeti esas alarak, müsamaha ve karşılıklı saygı içinde herkesle iletişim yollarını açık tutmak isteriz. İçinde yaşadığımız dünyada ilahi hakikatler ve insani amaçlar yolunda mesafe alabilmede bunun son derece önemli olduğuna inanıyoruz."
"GÜÇLENMESİNİ TEMENNİ EDİYORUM"
Bardakoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:
"Ülkemize gerçekleştirilen bu ziyareti, farklı din, inanç, kültür ve medeniyet mensupları arasında uzlaşı kültürünün gelişmesi, karşılıklı saygı, adalet ve hakkaniyet duygularının yaygınlaşması açısından olumlu bir adım olarak görüyor, bu geleneğin canlanarak ve pratiğe yansıyarak etik temeller üzerinde güçlenmesini temenni ediyorum.
Sözlerime son verirken Katolik dünyasının sayın dini lideri Papa 16. Benediktus'un şahsına sağlık ve afiyetler, temsil ettiği camiaya esenlikler diliyor, şahsım ve kurumum adına hepinize saygılar sunuyorum." Konuşmaların ardından, Papa 16. Benediktus ile Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, basın mensuplarına el sallayarak salondan ayrıldılar.
Milliyet, 28 Kasım 2006