OdaTv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
OdaTv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12.7.17

Postal değil topuk sesleri

Hiç küçümsemeye çalışmayın çok aldanırsınız. Kadını yanına alan siyasal hareketler sadece dünyada değil, bu topraklarda da başarılı oldu...

Tespit 1)

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Almanya'da iki gün süren G-20 Liderler Zirvesi'nden dönerken beraberinde götürdüğü 18 gazeteciyle uçakta çektirdiği fotoğraf hemen tüm gazetelerde yer aldı. Tek kadın gazeteci yoktu.

Tespit 2)
CHP'nin Adalet Yürüyüşü'nü sonlandırdığı Maltepe mitingine katılanların çoğunluğunu kadınlar oluşturdu.
 
Sanırım iktidar “topuk seslerini” duymuyor!
Türkiye'de “kadın devrimi” oluyor…
Ve sanıyorum AKP iktidarını kadınlar sonlandıracak.
Hiç küçümsemeye çalışmayın çok aldanırsınız. Kadını yanına alan siyasal hareketler sadece dünyada değil, bu topraklarda da başarılı oldu.
İşte Jön Türk hareketi…
İşte İttihat ve Terakki…
1895 yılındaki tüzüklerinin ilk cümlesi şuydu:
“Kadın ve erkek bilcümle Osmanlılardan mürekkeb…”
Şaşılacak değildi. Kadınlar harekete çoktan geçmişti. 1886'da “Şükûfezar” ve, 1895'te “Hanımlara Mahsus Gazete”yi çıkarıyorlardı.
1906 yılındaki Nizamnâme-i Esasîsi'nin 6. maddesi şuydu: “Bilâ tefrik-i cins ü mezheb, kadın ve erkek bilcüm­le Osmanlılar Cemiyete âzâ olabilirler.”
Bu maddeyi de dayatan yine kadının kendisiydi. Jön Türk hareketinin önemli isimlerinden Mustafa Fâzıl Paşa'nın kızı Nazlı Hanım, 10 yıl önce 1896'da 6/17 numarası verilerek üye olmuştu.
İkinci kadın üye Sorbonne Üniversitesi öğrencisi Selma Rıza idi. İlk kadın gazeteci sayabiliriz. Meşveret, Mizan Şû­ra-yı Ümmet ve Mechveret Supplément Français'de özellikle kadın hakları üzerine makaleler yazdı.
1907'te İttihatçılar “Kadın Şubesi” kurdu. Selanik'te gizlice “Kadın” dergisi çıkarıldı.
1872-1907 yılları arasında gerçekleşen 50 grevin 9'u kadınların çalıştığı işkollarında gerçekleşti.
İngilizce tercüme yapan Gülistan İsmet…
Gizli haberleşmeyi sağlayan Ahmet Cevdet Paşa'nın kızı Emine Semiye...
İttihatçı 40 kadın, 1908 Temmuz (II. Meşrutiyet) Devrimi'ne koşar adım gidiyorlardı…

ZEVK ARACI DEĞİLİZ
Emine Semiye, Meşrutiyet'in ilanından sonra Hürriyet Meydanı'nda “Yaşasın Vatan, Yaşasın Millet, Yaşasın Hürriyet” diye seslendiği coşkulu bir konuşma yaptı.
Osmanlı kadın hareketi dalga dalga büyüdü. 20 kadın dergisi çıkardılar. En bilineni; yazı kadrosunda Ulviye Mevlan, Mükerrem Belkıs, Nimet Cemil, Nebile Akif, Yaşar Nezihe, Nezihe Muhittin gibi yazarların bulunduğu “Kadın Dünyası” idi.
Fatma Zerrin, “Türk erkeklerinin felsefesince, kadınlar dünyaya erkeklerin rahatını temin için gelmiştir. Kadınlar erkekler için yaşarlar, hürriyetleri yoktur. Erkeklerin esiridirler. Zevk aracı değiliz, insanız” diyordu.
Ulviye Mevlan öncülüğünde “Osmanlı Müdâfaa-i Hukuk-ı Nisvan Cemiyeti” (Osmanlı Kadın Haklarını Savunma Cemiyeti) kurdular. Eşitsizliğe, eğitimsizliğe, eve kapatılmaya karşı bayrak açtılar. Derneğin yılmaz çabaları sonucu İstanbul Telefon İdaresi'ne yedi kadın memur alındı. Bedra Hanım aynı zamanda iş müfettişi olarak tayin edildi.
28 kişilik kontenjanı bulunan Darülmuallimat/Kadın Öğretmen Okulu'na 300'ün üzerinde kız başvurdu. İlk “kızlar üniversitesi” olan İnas Darülfünunu açıldı.
Nigar Hanım başyazarlığında “Kadınlık Dergisi” dilde sadeleşme/Türkçe çalışması yaptı.
Kadınlar, Osmanlı kadınının hukukunu savunan “Teali-i Nisvan Cemiyeti”, “Asri Kadın Cemiyeti”, “Tefeyyüz Cemiyeti” gibi örgütler kurdu. Küçük kız çocuklarının evlendirilmesine karşı çıkıp yasa çıkarttı. Tek eşlilik kampanyası düzenlediler. Sahneye çıktılar.
Osmanlı ekonomisinin dışa bağımlılık nedeniyle gelişemediği düşüncesinden yola çıkarak, “Ma'mûlât-ı Dahiliyye İstihlâkı Kadınlar Cemiyet-i Hayriyyesi” kurup, yerli üretimi destekleme ve yerli mallarını kullanma propagandası yaparak, ulusal ekonominin oluşturulmasını savundular.

KADIN DEVRİMİ
Birinci Dünya Savaşı'nda cephede olan erkeklerin işini yapmak için “Osmanlı Kadınları Çalıştırma Cemiyet-i İslamiyesi”ni kurdular. İlk haftada 11 bin kadın başvurdu.
Dernek aracılığıyla cephe gerisinde görev yapmak amacıyla “Kadın Amele Taburları” meydana getirildi.
Osmanlı işgale uğradığında binlerce erkeğin katıldığı mitinglerin konuşmacıları Yaşar Nezihe'den Halide Edip'e kadınlardı.
Erzurumlu Nene Hatun'dan aldığı bayrağı Kurtuluş Savaşı'nda yere düşürmeyen Erzurumlu Kara Fatma'nın mücadelesi unutulabilir mi? Ya, Halime Çavuş, Şerife Bacı, Onbaşı Nezahat, Gördesli Makbule, Tayyar Rahmiye, Süreyya Hanım, Domaniçli Habibe, Nazife Kadın, Binbaşı Ayşe'nin adı tarihten silinebilir mi? İnönü Savaşı'nda madalya alan Ali kızı Alime, Hacı Osman kızı Fatma, Besim kızı Şükriye, Musa kızı Fatma, Veli Onbaşı kızı Ayşe, Molla İbrahim kızı Fatma, Ali kızı Ayşe, Molla Hasan kızı Fatma…
Cumhuriyet'i inşa eden, Cumhuriyet'i yücelten kadınlar nasıl unutulabilir: Afet İnanlar, Ferdane Bozdoğanlar, Gül Esinler, Safiye Aliler, Sabiha Rıfatlar, Satı Kadınlar, Remziye Hisarlar, Belkıs Şevketler, Semahat Geldiaylar, Zehra Kosovalar, Behice Boranlar, Semiha Berksoylar, Sevgi Soysallar, Tomris Uyarlar, Bahriye Üçoklar, Engin Arıklar, Gülten Akınlar, Türkan Saylanlar… Yazmakla bitmez Cumhuriyet'e kanat geren kadınlar...
Kimileri duymuyor…
Kimileri görmüyor…


2.6.16

Uganda'da Emin Paşa skandalı



Cumhurbaşkanı Erdoğan Afrika’yı fetih gezilerine bir yenisini ekledi.
Bu kez Uganda’ya giden Erdoğan, üniversite diploması olmadığı iddialarını örtbas etmek istercesine bir kez daha üniversitede cübbe giyip bir ‘fahri doktor’ diploması daha aldı…
Böylece aldığı çeşitli fahri üniversite doktorası diplomalarının sayısı 44’e çıktı…
Ama gerçeği hala ortada yok… Yani durum 44’e 0…
Yandaş medyada, Erdoğan’ın Uganda’da diploma alırken fotoğrafları ve yaptığı konuşma geniş bir şekilde yayınlandı…

EMİN PAŞA’NIN İZİNDE UGANDA’DA
Erdoğan konuşmasının bir bölümünde şunları söyledi:
"O dönemde bugünkü Uganda topraklarında Mehmet Emin adında aynı zamanda seyyah olan bir Osmanlı Paşası görev yapıyordu. Asıl mesleği doktorluk olan Emin Paşa aynı zamanda tabiat alimi olarak yüzlerce hayvan ve bitki türünü keşfetmiş ve bilim dünyasına kıymetli katkılar sunmuştur. Emin Paşa, bu topraklarda 1892 yılında Kongo’da esir ticareti yapan bir aşiret tarafından şehit edilmiştir. Esir ticaretine karşı yürüttüğü mücadele Emin Paşa'yı böyle bir akıbete maruz bırakmıştır. Bu vesileyle Türkiye-Uganda kardeşliğinde önemli rolü olan, bize böyle temiz bir miras bırakan Emin Paşa'yı rahmetle, hürmetle yad ediyorum. 124 yıl sonra Emin Paşa'nın izinden giderek istiklal ve istikbal mücadelesini desteklediğimiz Uganda ile ilişkilerimizi geliştirmek için buradayız."
İyi güzel de kim bu Emin Paşa?...
Türkiye Erdoğan sayesinde Kutül Amare ve Halil Paşa ile tanışmıştı…
Belli ki şimdi de Uganda’da Erdoğan’a göre ‘şehit düşen’ Emin Paşa ile tanışma vakti geldi…
Öyleyse anlatalım Erdoğan’ın Emin Paşa’sını Türkiye kamuoyuna ve Odatv’nin meraklı okurlarına…
Emin Paşa Almanya’da (Güney Polonya civarı Silezya’da) doğan bir Alman yahudisi…
Asıl adı İzak Eduard Schnitzer. (1840-1892)
Almanya’da fizik eğitimi görüyor ve pratik doktorluk yapmaya başlıyor. Ancak Almanya’da o yıllarda ırkçılık nedeniyle Yahudi olduğu için kendisine iş verilmemesi nedeniyle Osmanlı ülkesine geçiyor. 1870’de Arnavutluk Valisi İsmail Hakkı Paşa’nın hizmetine girip doktorluk yapıyor…
1873’te İsmail Hakkı Paşa ölünce, Almanya’ya memleketine dönüyor.. Paşa’nın dul eşi ve çocuklarını da yanına alarak onları kendi ailesi olarak tanıtıyor…
1875’te bu Alman Yahudisini birdenbire Kahire’de buluyoruz…
Oradan daha Güney’e, Hartum’a geçiyor, Mehmed Emin adını alıyor ve görünüşte doktorluk yapıyor…
Doktor Mehmet Emin (Bu yıllarda henüz Paşa değil) Afrika’da Batı sömürgecilerinin ajanı topladığı çeşitli hayvan, bitki ve objeleri Avrupa müzelerine satıyor…
Bu arada fildişi ticareti yapmaya da başlıyor… Bu iş o yıllarda iyi para getiriyor…
Mehmer Emin bu yıllarda Sudan’ın İngiliz Askeri Valisi Charles Georges Gordon tarafından, farkediliyor ve Güney Sudan’a, keşif yapmaya yollanıyor…

ERDOĞAN’IN UNUTTUĞU GORDON PAŞA!
Peki kim bu Sudan Askeri Valisi İngiliz Charles Georg Gordon?...
Charles Gordon Kırım Savaşı’nda görev yapmış maceracı bir İngiliz subayı…
Daha sonra Çin’de Batılı sömürgecilerin hizmetine giriyor..
Gordon, Batılı sömürgecilere karşı 1860’ların başında patlak veren Taiping Çin milli isyanı bastırmada aktif görev alıyor…
Gordon 1873’te o sırada İngilizlerin kuklası durumundaki Mısır Hidivi’nin hizmetine giriyor…
Mısır’daki İngiliz yönetimi tarafından Sudan askeri valisi tayin ediliyor ve…
‘Gordon Paşa’ adını alıyor… Paşa lakabı o tarihte İngiliz denetiminde olan Mısır Hidivine bağlı olduğu için kullanılıyor… Daha sonra Emin Paşa da, Gordon Paşa’ya bağlı olarak Ekvator Valisi olduğu için Emin Paşa ünvanının alacaktır…
O yıllarda Mısır, şeklen bağlı olduğu Osmanlı’nın elinden çoktan çıkmıştır… Geriye kala kala bugün Erdoğan’ı bile aldatan ‘Paşa’ ünvanı kalmıştır…

BATI SÖMÜRGECİLERİNE KARŞI İSLAM BAYRAĞI: MEHDİ HAREKETİ
İşte tam bu yıllarda Sudan’da Batı sömürgeciliği ve İngilizlere karşı ünlü İslamcı Mehdi Hareketi patlıyor….
Mehdi Hareketi’nin lideri Muhammed Ahmed bin Abdullah (1844-1885)
Batı hemen bu İslamcı hareketin liderine ‘Mad Mehdi’ (Çılgın Mehdi) lakabını takıp aşağılıyor…
Ama Muhammed Ahmed Sudan’da güçlü Samaniye Cemaati’nin lideri olarak, Vahabilerden de destek alarak, Kara Afrika halkının sömürgecilere nefreti ile hızla yükseliyor…
Muhammed Ahmed ‘cihat’ ilan ediyor ve o sırada İngiliz işbirlikçisi Mısırlı yöneticiler bölgede ‘Türk’ olarak adlandırıldığı için onlara karşı savaş açıyor…
Sudan’da Muhammed Ahmed taraftarlarına ‘Ensar’ deniyor… (Ensar Vakfı’nın ve övenlerin kulakları çınlasın!...)
1885’te Mehdi hareketi Hartum’da Gordon Paşa’yı kuşatıyor… 28 Ocak 1885’teki Hartum Savaşı’nda kenti ele geçiren Mehdi kuvvetleri Gordon Paşa’yı Saray merdivenlerinde öldürüyor, başını kesip meydana asıyor…
Mehdiye Hareketi lideri Sudan’da Şeriat ilan ediyor…
Ancak Mehdi lideri Muhammed Ahmed 6 ay sonra tifüsten ölüyor…
Gordon Paşa’nın ölümünden sonra Mehdi Hareketi, daha Güney’e Ekvator’a inen ve artık Emin Paşa diye anılan Emin Paşa’nın peşine düşüp onu kuşatıyor…
Gordon Paşa’nın kuşatmada ölümü üzerine İngiltere kamuoyunda bu kez Emin Paşa’yı radikal İslamcı Mehdi hareketinin elinden kurtarmak için ‘Emin Paşa’yı Kurtarma Operasyonu’ başlatılıyor…
Bunun için para ve gönüllüler toplanıyor… Sonunda İngiliz sömürgecileri bin kişiyi aşkın bir gönüllü birlik ile Emin Paşa’yı Mehdilerden kurtarmaya Ekvator’a gidiyor…
Operasyonun başında Afrika’daki ünlü İngiliz sömürgecisi Henry Morton Stanley var…
Maxim Tüfek firması bu operasyona sponsor oluyor ve geziye katılanlara Maxim tüfekleri dağıtarak reklamını yapıyor…Operasyonun nasıl bir sömürgeci misyon olduğu böylece daha iyi anlaşılyor…
Operasyonun bir hedefi de Emin Paşa’nın elinde olan ancak Avrupa’ya ulaştıramadığı tonlarca fildişini Batı’ya getirip satmak…
Operasyon 1886’da İngiltere’den başlıyor…

II.ABDÜLHAMİT’İN EMİN PAŞA’DAN HABERİ BİLE YOK!
O yıllarda Osmanlı Padişahı olan II. Abdülhamit’in Emin Paşa ile hiçbir ilgisi ve irtibatı yok…
İngiliz Sömürgeci Operasyonu bin bir zorluk içinde yerlilerle savaşa savaşa Kara Afrika içlerine ilerliyor…İngiliz basını haberleri vahşi ve yam yam Afrikalılara karşı uygarlık hareketi olarak duyuruyor ve kampanya yapıyor…Bu arada operasyona katılan asker-sivil gönüllülerin yarısı ölüyor…
Gezi Stanley’i İngiltere’de Afrika Fatihi olarak meşhur ediyor…
1888’de Stanley Kara Afrika’da İslamcı Mehdi hareketinin kuşatması altındaki Emin Paşa’ya ulaşıyor…1890’da Stanley ve Emin Paşa kuşatmayı yarıp Afrika kıyısına ulaşıyorlar Emin Paşa aynı yıl Doğu Afrika Alman Sömürge Cemiyeti’nin hizmetine giriyor…
1892 Ekimi’nde Emin Paşa Kongo’da, Mehdi hareketine bağlı iki İslam militanı tarafından öldürülüyor…İngiliz basını olayı ‘esir tüccarları Emin Paşa’yı öldürdü’ diyerek Emin Paşa’yı aklamaya çalışıyorlar… İngiliz ve Batı basını o sırada Stanley’in Afrika fethini ve operasyonlarını, Afrikayı’ ilkellikten, yamyamlıktan ve esir ticaretinden kurtarma perdesi altında ‘liberal’ görüşlerle yapıyorlar… Oysa asıl sömürgeciliği ve esir ticaretini Batı ve İngiltere kendisi yapıyor…
Ayrıca o yıllara kadar Uganda’da bilinmeyen Çe-Çe sineği ve Uyku hastalığı’nın Uganda’ya Stanley-Emin Paşa operasyonları sırasında geldiği öne sürülüyor…
Yani Erdoğan’ın Emin Paşa’sı, İngiliz/Alman ajanı yalnız Uganda ve Afrika’yı sömürmekle kalmıyor, ülke halkına bir de hastalık bulaştırıyor…
Erdoğan’ın Emin Paşa’sı Afrika’da İngiliz sömürgecilerinin, yağmacılarının Paşa’sı…
Emin Paşa Avrupa sömürgecilerinin önde gideni…
Osmanlı ile ilgisi yok, her sakallıyı ve ‘Paşa’ adı taşıyanı bağrına basan Erdoğan, Uganda’da yaş tahtaya basmış…
Sömürgeci hain Emin Paşa’yı Osmanlı sanıp bağrına basmış…
Bu kadar cehalet Türk devleti ce Cumhuriyeti adına insanı üzüyor…
Danışmanları belli ki Erdoğan’ın cehaletinden yararlanıp, her türlü yanlış bilgiy, palavayı, ‘nasıl olsa anlamaz’ diye ona yediriyorlar…
Emin Paşa Erdoğan’a danışmanlarının attığı bu kazığın son örneği…
Erdoğan dikkat etsin…
Sözlü kültürün kuşaktan kuşağa yaygın olduğu Afrika’da birileri ‘Bu Erdoğan, bize Çe-Çe sineği bulaştıran, fildişimizi yağmalayan Emin Paşa’nın torunuymuş’ derse….
Yarın Erdoğan’ı Afrika’ya da sokmazlar...
 Kerem Çalışkan, OdaTV, 2.06.2016