Yetmez Ama Evetcilerin yıkanmasına hayır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yetmez Ama Evetcilerin yıkanmasına hayır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10.9.21

Mayın eşekleri

Muhalif-radikal tutumunu kaybetmiş entelektüel kesim toplumsal dönüşüm zamanlarında bocalar, kendi içinde bölünür ve her tüyü bir tele takılarak dağılır. Sağlam, geleneksel, fikrî yapısı istikrarlı bir entelijansiyanın olmadığı toplumlarda bu durum trajik boyutlar kazanır. Baskıcı iktidarlar toplumun tanıdığı entelektüelleri kolayca aldatırlar, yedeğe alırlar, onları kendi programlarına ikna ederek kullanırlar. Özgüvenini kaybetmiş entelijansiya benzeri gruplar siyasî iktidara çeşitli umutlarla ya da düpedüz maddî çıkar arayışıyla yaklaşırlar ve fena hâlde yedeklenirler. Kendilerini fazla önemsemek gibi bir hastalıktan mustariptirler. Siyasî iktidar bu zaafı kullanarak onları kendi propagandasına malzeme yapar.

Bizde de öyle olmuştur.

FETÖ’nün köklü toplumsal sorunlara çözüm getirdiğine inanmışlar, cemaat sofralarında çöplenmişler; Abant toplantılarında değerli zannettikleri fikirlerini açıklayarak sarı zarf içinde bir miktar hakkı huzur doları almışlar; “çözüm süreci”nin bir parçası olarak “âkil adam” olup şehir şehir dolaştırılmışlar; AKP gibi bir partinin Türkiye’ye batı tipi demokrasi getireceğini sanarak ona destek vermişler, ülke dışındaki bağlantılarını kullanarak hükümetin propagandasını yapmışlardır. Bunların bazıları gün akşam olunca hata yaptıklarını fark edip sessizce köşelerine çekilmişler ya da dürüstçe özeleştiri yapmışlardır.

Mesela âkil adamlardan Baskın Oran açık ve dürüst bir tutumla “çözüm süreci”nde siyasî iktidar tarafından “mayın eşeği” olarak kullanıldıklarını itiraf etmiştir.

AKP’nin “demokratik-tik” açılımını desteklemekle kalmayan, Birikim dergisinde siyasallaşmış İslâm ile  sol fikirler arasında “yeni dünya düzeni” içinde ve “demokrasi” temelinde bir buluşma noktası tespit ederek ideolojik bir “tarihsel uzlaşma” zemini oluşturmaya çalışan Murat Belge, Kemalizm’in tutmadığını iddia ederek sanırım biraz Şerif Mardin, biraz da Negri ve Hardt (“İmparatorluk” kitabını hatırlayalım) etkisiyle yeni bir kaynaşmış, gericilikle bağdaşmış bir yeni dönem analizi yaptıktan yıllar sonra, Saray rejiminin toplumu nasıl zehirlediğini, rüşvet, irtikap ve rezaletler içinde çatırdadığını görerek “Atatürkçülere yakınım” demiştir. (Bu arada Efendimiz’in “Medine Vesikası”nı demokratik sivil toplumun temel yasası olarak değerlendirip solcu gibi duran liberalleri etkileyen Ali Bulaç n’oldu?  Yoksa o da köşesine çekilmiş Nutuk mu okuyor?)

Sonra Nuray Mert… Bu değerli sosyolog kardeşimiz, “Atatürkçülük Türkiye’nin en başarılı sivil toplum hareketi oldu” gibi bir cümleyi telaffuz edivermiştir. Şöyle demiştir: “İktidar Atatürk sembolü etrafında sekülerlikle, cumhuriyet fikriyle, cumhuriyetin meşruiyetiyle kavga ettikçe, bu bir hayat tarzı, hem hayat tarzı hem dünya görüşünün ve bunu korumak için sergilenen tepkinin sembolü haline geldi. (…) Bu semboller etrafından sivil bir direniş doğdu, doğrusunu söylemek gerekirse…” Demek ki Mustafa Kemal sembolünün çevresinde sivil bir direniş doğmuş. Çok güzel…

AKP’nin ülkeye demokrasi getireceğini ümit eden, “çözüm süreci”ni hararetle desteklemekle kalmayan, bir PKK askerî birliğiyle  sahrada piyade yürüyüşüne de katılan gazeteci Hasan Cemal “Atatürk’ü de, laikliği de sevmeyen ‘tek adam’ın, Ayasofya’yı cami yapması şaşırtıcı değil ki…” dedikten sonra, Saray’ın tek adam rejimi kurmak istediğini, Atatürk’ü sevmediğini, laikliğe ve kadın-erkek eşitliğine karşı olduğunu, 1923’ten intikam almaya niyetlendiğini, Batı’ya sırtını, Doğu’ya yüzünü döndüğünü söylemiştir. Doğan Avcıoğlu’nu hatırlamış olabilir mi? Bilemiyoruz.

Bu tavır değişikliklerinin elbette etkileri olacaktır. Bu tip entelektüel şahsiyetlere sempati duyan tüyü bitmemiş genç akademisyenler farklı bir ışıkla aydınlanacaklar, söylemlerini ve kullandıkları terminolojiyi gözden geçireceklerdir.

Bu tavır değişikliğini nasıl karşılamalıyız?

Bence olumlu karşılamalıyız. Adam “Ben Atatürkçülere yakınım,” diyorsa, “Hayır sen Atatürkçü olamazsın, samimi değilsin, vakti zamanında şöyle demiştin” vs diyerek onu mahcup etmeye çalışmak doğru olmaz. “Buyurun, saflarımıza hoş geldin,” demek daha doğru olur. Bu tavır elbette kapsamlı özeleştiri talebini geçersiz kılmaz.  Bu kişilerin geçmişte söylediklerini, yazdıklarını ve yaptıklarını arada bir gündeme getirerek özeleştiri talep etmek boynumuzun borcudur. Asla unutmayız ve yeri geldikçe hatırlatırız.

Fakat siyasî iktidarın kendinden olmayanı kullanma yönsemesi büyük bir sorundur. Saray, her defasında kendinden olmayanı kullanmayı becermektedir.

Baskın Oran’ın mayın eşeği itirafında bulunurken, “Bize ölümüne saldırdılar” dediği ulusalcıları bile kullanmayı ve yedeklemeyi beceren bir Saray’la karşı karşıyayız. Bu ulusalcılar ansızın Sayın Saray’ın antiemperyalist olduğunu keşfetmişler, özellikle Rusya’yla birlikte Türkiye’nin Batı’dan kopmasının tek yolunun gelenekselleşmek olduğunu iddia etmişler ve nihayet “hepimiz aynı gemideyiz” diyerek Saray’a yanlamışlar, hatta bununla da yetinmeyerek söylemlerine hafiften bir Mustafa Kemal eleştirisi eklemişler, laiklik gibi kritik meselelerde düşük profil vermişlerdir. Böylece hem kendi varlıklarını maddi anlamda daha rahat koşullarda sürdürme imkânı bulmuşlar, hem de en geniş ulusalcı, Kemalist, hatta solcu kesimde bir tür Saray propagandasına alet olmuşlardır. Fakat bunlar mayın eşeği olamayacak kadar kurnazdırlar. En gerici görüşleri en devrimci tutumla üst perdeden savunmanın ustası olmuşlardır; her dönemde kendileri dışında herkesi “hain” ilan etmeyi becermişler, teorilerini politikalarına yedirerek sindirmişler, sonra çaktırmadan kusmuşlar ve hiçbir şey olmamış gibi davranarak yollarına devam etmişlerdir.

Bunların durumu solcu gibi duran liberallerin yanılgılarına kıyasla daha bilinçli/tehlikeli fakat bir o kadar da acıklıdır. Acıklıdır, çünkü kökü dışarıda bir analizi ve vahim bir fırsatçılığı, oportünizmi temel almaktadır. AKP’nin Yankee emperyalizmine yanladığını gördükçe çok daha acıklı bir fikrî sefalet içinde perişan olacakları anlaşılmaktadır. Kendileri de bu elim durumu anlamaya başlamışlardır. Nitekim Vatansever Doktor Doğu Perinçek, daha geçen gün, “Yargıtay açılışında yapılanlar din istismarıdır,” şeklinde bir çıkış yapmış, “7. yüzyıl kurallarıyla 21. yüzyılı yönetemezsiniz” gibi malumu ilan eden sözlerle yeni konumunun ilk tanzim atışlarını başlatmıştır. Bu yeni tavrı da elbette olumlu karşılıyoruz. Fakat yemezler!

“Yalancı çoban” masalını Türkiye’de ilkokul öğrencileri bile bilmektedir. Bunlar bu saatten sonra “Köy yanıyor,” deseler, kimse başını çevirip bakmaz. Emin olun, bunların Murat Belge’nin Atatürk’e yakın oluşu kadar bile inandırıcılıkları olmayacaktır. Nereden nereye geldiklerini, ne yaptıklarını asla unutmayız ve her zaman hatırlatırız.

Bütün bu hamurlar daha çok su kaldırır. Fakat Türkiye’de tutarlı ve sağlam bir entelijansiyanın olmadığı, özellikle solcu gibi duran liberal entelektüellerin ve hep “büyük güçler arasında yer alalım” özentisiyle tekerlenenlerin her fırtınada harman olup savruldukları gerçeği değişmez.

Pandemi kapanmasında sürekli çalışmayla geçen şu son iki yıl beni biraz yordu. Bu nedenle kısa bir tatil yapmam gerekiyor. Profesyonel ve meşhur köşe yazarlarının dediği gibi, “yıllık iznimin bir bölümünü kullanmak üzere…” bir iki yazıyı atlayacağım. Bölüm sona erdiğinde görüşmek üzere… 

Yavuz Alogan, Veryansın TV,  10 Eylül 2021


5.7.19

Unutmamak için (2)

 bianet'ten naklen

Aralarında akademisyen, akademisyen, hukukçu, hak savunucuları, sanatçı ve gazetecilerin bulunduğu 300 kişi, Ergenekon davasının karartılmaması, tersine derinleştirilmesi isteğiyle bir bildiri yayımladı.
"Ergenekon iddianamesi ahtapotun kollarından birini yakalamıştır. Ancak, diğer kollara ve gövdeye ulaşmakta kendini sınırlamış kaygısı uyandırmaktadır" diyen aydınlar bu davayla Susurluk ve Şemdinli'de kaçırılan fırsatı yakalama olanağı doğabileceğini söylüyor.
Kazananın yurttaşlar, "demokrasimiz ve geleceğimiz" olacağını ifade eden aydınlar, demokratik, özgür, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına dayalı bir ülkede yaşamak isteyen herkesi davanın takipçisi olmaya çağırdı.
Bildirinin tam metni şöyle:
Yıllardır gözlerimizin önünde cereyan eden faili meçhul cinayetlerin, siyasi suikastlerin, devletin içine yuvalanmış çetelerin, halkı birbirine düşürmeyi amaçlayan hain provokasyonların, açık ya da örtülü darbelerin ülkemiz üzerine yaydığı karanlığın bir ucundan da olsa delinmesi olanağı Ergenekon davası ile Türkiye demokrasi güçlerinin önüne çıkmış bulunuyor.
Eleştirilebilecek yanlarına, eksikliklerine ve bazı tartışmalı kurgulamalarına rağmen Ergenekon İddianamesi özünde çok önemli suç iddiaları ve belgeleri içermektedir. Bu suçlar bütün derin bağlantılarıyla ortaya çıkarılabildiği takdirde, temiz toplum olma yolunda Susurluk’ta, Şemdinli’de elimizden kaçırdığımız fırsatı yakalama olanağı doğabilir. Yıllardır apaçık bildiğimiz olayların ve bu olayların ardındaki mihrakların aydınlatılarak adalet önünde hesap vermelerinden kazançlı çıkacak olan ne günün siyasi iktidarı, ne de şu veya bu siyasal çevredir. Kazanan biz yurttaşlar, demokrasimiz ve geleceğimiz olacaktır.
Ergenekon İddianamesi ahtapotun kollarından birini yakalamıştır. Ancak, diğer kollara ve gövdeye ulaşmakta kendini sınırlamış kaygısı uyandırmaktadır. Bu kaygı giderilmelidir. Örneğin askeri yargı, savcılığın gönderdiği belge ve bilgileri dikkate alarak yargılama sürecini işlettiği ve gereğini yerine getirdiği takdirde, Türkiye’yi kuşatan ve giderek derinleşen karanlığın aydınlanmasında önemli bir adım daha atılmış olacaktır. Ergenekon davasının, her türlü uzlaşmanın ötesinde toplumsal ve siyasal ufkumuzun aydınlanması davası haline gelebilmesi için siyasi irade şimdi her zamankinden daha gereklidir. Asker-sivil bütün kurum ve kuruluşlar da davanın karartılmaması ve mutlaka derinleştirilmesi için aynı kararlılığı göstermelidir.
Bu davanın hayati önemine inanan bizler, hukuki / adli sürecin kamu vicdanını her yönden rahatlatacak şekilde, yargı bağımsızlığı çerçevesinde, adil ve titiz yargılama ilkelerine sonuna kadar uyularak sürdürülmesini diliyoruz. Türkiye demokrasi güçlerinin, karşılarında bir siyasal kanadın değil devlet içine yuvalanmış çetelerin ve darbeci zihniyetin bulunduğunun bilinciyle Ergenekon davasının derinleşmesi ve öze varması için ortak mücadele vermeleri gereğine inanıyoruz. Demokratik, özgür, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına dayalı bir ülkede yaşamak isteyen tüm yurttaşları, aklının ve vicdanının sesini dinleyerek davanın takipçisi olmaya çağırıyoruz.
İmzacılar:
Abdi Özdiken (Bilişimci), Abdullah Keskin (Sinemacı), Adalet Dinamit (Yönetici), Adnan Özyalçıner (Yazar), Adnan Tonguç (Yazar), Ahmet Aykaç (Prof. Dr.), Ahmet Çakmak (Prof. Dr.), Ahmet Dindar (Avukat), Ahmet İnsel (Prof. Dr.), Ahmet İsvan, Ahmet Kardam, Ahmet Telli (Yazar), Ahmet Ümit (Yazar), Akşin Somel (Prof. Dr.), Ali Akay (Küratör), Ali Deniz Ceylan (Avukat), Ali Kerem Saysel (Akademisyen), Ali Nesin (Prof. Dr.), Ali Uçansu (Diş Hekimi), Arif Ali Cangı (Avukat), Aslı Erdoğan (Yazar), Ayda Arel  (Prof. Dr.), Aydın Cıngı, Aydın Engin (Gazeteci), Ayetullah Sevgir, Ayhan Aktar (Prof. Dr.), Ayhan Bilgen (Mazlum, Der), Ayhan Çabuk (Van Baro Bşk.), Ayhan Kaya (Akademisyen), Ayhan Ongun (İSİDEF Gn. Sek.), Ayla Gürsoy (Prof. Dr.), Aylin Aslım (Müzisyen), Ayşe Berktay (Çevirmen), Ayşe Buğra (Prof. Dr.), Ayşe Erzan (Prof. Dr.), Ayşe Gül Altınay (Akademisyen), Ayşe Hür (Tarihçi, Yazar), Ayşe Kadıoğlu (Akademisyen), Ayşe Soysal (Prof. Dr.), Ayşegül Devecioğlu (Yazar), Ayşegül Kaya (Avukat), Ayşen Anadol (Çevirmen), Bahri Bayram Belen (Avukat), Barış Pirhasan (Yönetmen), Baskın Oran (Prof. Dr.), Bennu Yıldırımlar (Oyuncu), Beral Madra (Küratör), Beril Dedeoğlu (Prof. Dr.), Betül Tanbay (Prof. Dr.), Bircan Yorulmaz, Burhan Şenatalar (Prof. Dr.), Bülent Arınlı (Belgesel yönetmeni), Bülent Atamer (Kimya mühendisi), Bülent Aydın (Gazeteci), Bülent Erkmen (Tasarımcı), Büşra Ersanlı (Prof. Dr.), C. Murat Özgünay, Celal Yıldırım (Dişhekimleri Birliği Bşk), Celalettin Can (78'liler Vakfı), Cem Terzi (Prof. Dr.), Cemal Polat (Sendikacı), Cengiz Aktar (Akademisyen), Cenk Soyer (Mühendis), Cevdet Uçungan (Kars Baro Bşk.), Cuma Boynukara (Tiyatro yazarı), Cüneyt Ozansoy (Akademisyen), Çağatay Anadol (Yayıncı), Çiğdem Mater (Gazeteci), Çiğdem Yalçın Pamukçu (İHOP), Derya Sazak (Gazeteci), Dilara Kahyaoğlu (Eğitimci, sanatçı), Dilek Özcengiz (Prof.Dr.), Doğu Ergil (Prof. Dr.), Emel Ataktürk (Avukat), Emine Uşaklıgil (Yönetici), Emre Gönen (Akademisyen), Enis Rıza (Belgesel yönetmeni), Enver Sezgin , Ercan Karakaş (SODEV)            , Erdağ Aksel (Akademisyen), Erdal Karayazgan, Erdal Yavuz (Akademisyen), Ergin Cinmen (Avukat), Ergun Gümrah (Yönetici), Erkan Şen, Erol Katırcıoğlu (Prof. Dr.), Erol Kızılelma (SODEV), Ersin Kalaycıoğlu (Prof. Dr.), Ersin Salman (İletişimci), Ertuğrul Cenk Gürcan (Akademisyen), Ertuğrul Kürkçü (Yazar), Esra Güçlüer, Esra Koç, Esra Mungan (Akademisyen), Fahri Aral (Yayıncı), Faruk Arhan (Gazeteci), Fehim Caculi (Yönetici), Feray Salman  (İHOP), Ferdan Ergut (Akademisyen), Ferhat Kentel (Akademisyen), Ferhunde Özbay (Prof. Dr.), Fethiye Çetin (Avukat), Feza Kürkçüoğlu, Fikret Adaman (Prof. Dr.), Fikret Adanır (Prof. Dr.), Filiz Kardam  (Akademisyen), Filiz Kutlar (Sanatçı), Fuat Keyman (Prof. Dr.), Füsun Çeliköz, Füsun Üstel (Prof. Dr.), Gencay Gürsoy (Prof. Dr.), Gonca T. Demir (Avukat), Gül Efem (Akademisyen), Gülay Günlük Şenesen (Prof. Dr.), Gülay Toksöz (Prof. Dr.), Gülen Aktaş (Prof. Dr.), Gülseren Onanç (Kagider), Günay G. Özdoğan (Prof. Dr.), Gündüz Mutluay (Yayıncı), Gürol Irzık (Prof. Dr.), Hacer Ansal (Prof. Dr.), Hakan Tahmaz, Haldun Sural (Akademisyen), Hale Bolak Boratav (Akademisyen), Halil Berktay (Prof. Dr.), Halil Ergün (Sanatçı), Haluk İnanıcı (Hukukçu), Hasan Kuruyazıcı (Mimar), Hasan Öztoprak (Yazar), Hasan Yazıcı (Prof. Dr.), Haydar Ergülen (Şair, yazar), Huri Özdoğan (Prof. Dr.), Hülya Gülbahar (Avukat), Hürriyet Karadeniz, Hüseyin Çakır, Hüseyin Öntaş (Avukat), Hüsnü Öndül (İHD Gn. Bşk), Ilgın Su, Işıl Gürsoy Uyar, Işıl Kasapoğlu (Tiyatrocu), Iştar Gözaydın (Akademisyen), İbrahim Betil, İbrahim Kaboğlu (Prof. Dr.), İhsan Çaralan (Gazeteci), İlhan Tekeli (Prof. Dr.), Jale Parla (Prof. Dr.), Jülide Kural (Oyuncu), Kadri Salaz (İşadamı), Kemal Gökhan Gürses (Karikatürist), Koray Çalışkan (Akademisyen), Koray Doğan Urbarlı, Kuvvet Lordoğlu (Prof. Dr.), Lale Mansur (Oyuncu), Lale Tayla (Gazeteci), Levent Korkut (ai Türkiye Başkanı), Leyla İpekçi (Yazar), M. Ali Özel (Siirt Baro Bşk.), M. Zait Söylemez (Muş Baro Bşk.), Macit Koper (Sanatçı), Mahir Günşıray (Sanatçı), Mahmut Güven (Mardin Baro Bşk.), Mahmut Ortakaya  (Dr.), Manuel Çıtak (Fotoğraf sanatçısı), Markar Eseyan (Gazeteci), Mebuse Tekay (Avukat), Mehmet Ali Aslan (Avukat), Mehmet Altan (Prof. Dr.), Mehmet Dağ, Mehmet Demir (Gazeteci), Mehmet Görgeç (Malatya Baro Bşk.), Mehmet Güleryüz (Ressam), Mehmet Karaca, Mehmet Salmanoğlu, Melek Göregenli (Prof. Dr.), Melek Ulagay (Belgesel yönetmeni), Meral Danış Bektaş (Avukat), Meral Okay (Sanatçı), Meral Tamer (Gazeteci), Meryem Kavak (Avukat), Mesut öztürk (Van eski Belediye Bşk.), Mesut Yeğen (Akademisyen), Meşher Yürek (Bitlis Baro Bşk.), Mete Çubukçu (Gazeteci), Mete Tuncay (Prof. Dr.), Mithat Sancar (Prof. Dr.), Muharrem Erbey (İHD Diyarbakır Bşk.), Murat Aksoy (Gazeteci), Murat Belge (Prof. Dr.), Murat Çelikkan (Gazeteci), Murat Morova (Ressam), Murat Paker (Akademisyen), Murathan Mungan (Yazar), Müfit Erkarakaş (Yönetici), Müge İplikçi (Yazar), Müslüm C. Akalın (Urfa Baro Bşk.), Nabi Yağcı, Nail Satlıgan (Akademisyen), Nazan Aksoy (Prof. Dr.), Necip Korkmaz (Hakkari Baro Bşk.), Necmiye Alpay (Yazar), Nedim Hazar (Yönetmen), Nesrin Sungur (Prof. Dr.), Neşe Erdilek (Sosyolog), Nihal Saban (Prof. Dr), Nil Mutluer (Akademisyen), Nuray Uzunören (Prof. Dr.), Nurcihan Hamişoğlu (HYD), Nurdan Arca (Film yönetmeni), Nurhan Yentürk (Prof. Dr.), Nuri Ödemiş (Bilişim uzmanı), Nurşirevan Elçi (Av. Şırnak Baro Bşk.), Nüket Esen (Prof. Dr.), Nükte Devrim Bouvard (Gazeteci), Okan Akhan (Prof. Dr.), Orhan Alkaya (Şair), Osman Kavala, Osman Köker (Yazar), Oya Baydar (Yazar), Oya Köymen (Prof. Dr.), Ozan Erözden (Akademisyen), Öget Öktem Tanör (Prof. Dr.), Ömer Faruk Gergerlioğlu (MazlumDer Gn. Bşk.), Ömer Laçiner (Yazar), Ömer Madra (Açık Radyo), Ören Altmışyedioğlu (Avukat), Özlem Dalkıran (HYD), Özlem İşbilir (Editör), Pelin Batu (Sanatçı), Pınar Selek (Sosyolog), Ragıp İncesağır (Sanatçı), Raşit Tükel (Prof. Dr.) , Rauf Kösemen (Tasarımcı), Reşat Apak (Prof. Dr.), Reşit Canbeyli (Prof. Dr.), Rezzan Tuncay (Prof. Dr.), Rıdvan Akar (Gazeteci), Rojbin Tugan (Avukat), Sami Evren (KESK Gn. Bşk), Sedat Özevin (Batman Baro Bşk.), Sefa Feza Arslan (Akademisyen), Selim Badur (Prof. Dr.), Selim Mahmutoğlu, Sema Kılıçer (HYD), Semih Kaplanoğlu, Semra Somersan (Akademisyen), Sennur Sezer (Şair), Serap Aksoy (Sanatçı), Serdar M. Degirmencioglu (Akademisyen), Sermet Koç (Prof. Dr.), Serra Yılmaz (Oyuncu, çevirmen), Sezgin Tanrıkulu (Diyarbakır Baro Başkanı), Sibel Irzık (Prof. Dr.), Sinan Gökçen (Gazeteci), Sungur Savran (Yazar), Şaban Dayanan (İHD), Şahika Yüksel (Prof. Dr.), Şanar Yurdatapan (Müzisyen), Şebnem İşigüzel (Yazar), Şebnem Korur Fincancı (Prof. Dr.), Şehbal Şenyurt (Belgesel yönetmeni), Şevket Pamuk (Prof. Dr.), Şeyhmus Diken (Yazar), Tahsin Yeşildere (Prof. Dr.), Tan Oral (Karikatürist), Taner Akçam (Yazar), Tanıl Bora (Yazar), Tarhan Erdem (Yazar, araştırmacı), Tarık Ziya Ekinci (Dr.), Tatyos Bebek (Diş Hekimi), Teoman Pamukçu (Akademisyen), Timur Akçalı (Akademisyen), Timur Demir (Ağrı Baro Bşk.), Toktamış Ateş (Prof. Dr.), Tuba Çandar (Yazar), Tuğrul Eryılmaz (Gazeteci), Turgut Tarhanlı (Prof. Dr.), Tülay Ateş (Avukat), Umur Coşkun (Yönetici), Ümit Fırat (Yazar), Ümit Kardaş (Avukat), Ümit Kıvanç (Yazar), Ümit Şenesen (Prof. Dr.), Ünal Ünsal (Emekli Büyükelçi), Vasıf Kortun (Sanatçı), Vecdi Sayar (Gazeteci-Yazar), Vedat Yılmaz (Dr.), Veysel Eşsiz (Akademisyen), Viki Çiprut (Gazeteci), Yakın Ertürk (Prof. Dr.), Yalçın Ergündoğan (Gazeteci), Yaman Aksu (Yazar), Yılmaz Ensaroğlu (Mazlum Der), Yiğit Bener (Yazar), Yusuf Alataş (IHD), Yücel Sayman (Avukat), Yüksel Selek, Zafer Kıraç, Zakarya Mildanoğlu  (Mimar), Zeynep Ekener (HYD), Zeynep Gambetti (Yazar). (TK/EZÖ)

24.11.13

Hasan Cemal'in vicdanını sızlatmak için arkadaşı olmak vardı

MİT’in bir dönemin Taraf yönetici ve yazarlarıyla (Ahmet Altan, Yasemin Çongar, Mehmet Baransu, Amberin Zaman, Markar Esayan) Mehmet Altan’ı sahte isimlerle, hem de “koordineli” yargıçlar aracılığıyla dinlemesi tartışılıyor...
Tartışılmalı elbette. Çünkü John Locke’un dediği gibi; hukukun bittiği yerde zorbanın egemenliği başlar.
Bu zorbalığa teslim olmamak için ise, ilkemiz şu olmalı:
Hukuksuzluğa uğrayanın kimliğine bakılmaz.

Hasan Cemal T24’teki yazısında bu konuyu işlemiş ve haklı çıkarımlarda bulunmuş:
“-Yargı konusunda vicdanlar sürekli kanama halinde.
- Mahkemelerden adalet bekleyenlerin hayal kırıklıkları tükenmiyor, tükenecek gibi de değil.
- Hukuk devleti bunun neresinde?
- Kuvvetler ayrılığı bunun neresinde?
- Hukuk devleti acaba bu memleketin kapısını ne zaman çalacak?”
YOL VERDİNİZ ZORBALIĞA
Ah Hasan Cemal ah…
“Yargı konusunda vicdanların kanama halinde olduğunun” “sürekli” hale geldiğini yazmak, o kanamayı “sürekli” olarak gündeme getirmenizle bir anlam kazanırdı.
Siz ne yaptınız; o kanama Silivri’de başlarken Milliyet’teki köşenizde şu satırlar çıktı kaleminizden:
“Ergenekon Davası, bu ülke için bir demokrasi ve hukuk sınavıdır. Evet, Ergenekon'un soruşturma aşamasında yanlışlar yapılmış, aşırılıklar yaşanmıştır.
Evet, Ergenekon iddianamesi bazı bakımlardan gereksiz ayrıntılarla tıkış tıkıştır.
Evet, davanın Silivri'deki ilk günü adalete yakışmayacak keşmekeşlik içinde açılmıştır.
Bunlar elbette eleştirilecek.
Ama buradan yola çıkarak davanın özünü saptırmaya, Ergenekon'u inandırıcılıktan yoksun kılmaya çalışmak hatadır.”
Evet, bugün yüksek sesle itiraz ettiğiniz hukuksuzlukları, o günlerde gayet kibar bir dille “yanlışlık, aşırılık” diye tanımlamıştınız.
Bu bir hukuk katliamıdır” diye feryat edenleri, “Ergenekon’un özünü unutturmakla” suçladınız, “inandırıcı değiller” dediniz.
Halbuki, geçtik bir gazeteci olarak duruşma salonuna gelmeyi, bir kez bile “yahu bu sanıklar ne diyor” diye duruşma tutanaklarını incelemediniz.
Meşrulaştırdınız hukuksuzlukları, yol verdiniz zorbalığa.
Öyle ya yeni mi oldu illegal dinlemeler?
Örneğin, bu sitenin tüm yöneticileri cezaevine atılırken, hangi delillerle içeri atıldığına hiç baktınız mı?
Dinleme kararları nasıl alındı hiç gördünüz mü? Odatv davasında Soner Yalçın için hukuksuz şekilde yeniden 3 ay dinleme kararı alındığını; bu hukuksuzluk ortaya çıkınca yeni bir hukuksuzluğa daha imza atıp, bu kez geriye dönük dinleme kararı alındığını bilmiyor musunuz?
Yine Odatv davasında Nedim Şener’in, suç unsuru içermediği tespit edilen ve kanun gereği imha edilmesi gereken telefon konuşmaları üzerinden, “hukuksuzluklarını meşrulaştırdığınız” Zekeriya Öz tarafından sorgulandığını bilmiyor musunuz?
Ya sırf Cemaat’in devlet içindeki örgütlenmesini yazdığı için cezaevinde olan Hanefi Avcı’nın, o çok övdüğünüz Ergenekon, Balyoz davalarının beyin takımındaki polis şefi Ali Fuat Yılmazer tarafından yine benzer şekilde sahte isimlerle mahkeme kararı alınarak dinlendiğini? Ve bu konuda Hanefi Avcı’nın yaptığı hukuki itirazların geri çevrildiğini?

HASAN CEMAL YOUTUBE’A BAKSIN
Bırakın Odatv davasını.
Mustafa Balbay’ı dinliyoruz” diye Cumhuriyet gazetesinin santrali dinlenirken, “Tuncay Özkan’ı dinliyoruz” diye Kanaltürk santrali dinlenirken ve o santral konuşmalarının tamamı Balbay ve Özkan’a yazılırken neredeydiniz?
Gazeteci değil misiniz, bilmiyor musunuz bunları? Duymadınız mı, okumadınız mı?
Eşleri gizlice takip edilip, sanki silah arkadaşlarıyla ilişki içindeymiş gibi manşetler atılınca, bu ahlaksızlığa isyan edip intihar eden askerleri de mi görmediniz?
Ya eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın kızının özel hayatına dair fotoğrafların, ABD Büyükelçiliği’ndeki yetkililere Türk polisi tarafından gösterildiğini de mi duymadınız?
Açın lütfen Youtube’u, Dailymotion’u…
Orada onlarca askerin, siyasetçinin, gazetecinin özel hayatına dair videoları göreceksiniz.


Sözün özü:
Ergenekon'dan Balyoz'a, KCK'dan Devrimci Karargah'a kadar tüm siyasi davalarda yıllarca hep aynı hukuksuzluk yapıldı.
AKP DÖNEMİNDE İLLEGAL DİNLENENLERİN LİSTESİ
Ah Hasan Cemal ah…
O insanların hakları için yüksek sesle itiraz etmediniz.
En büyük karşı çıkışınız “Aman Ergenekon’un pusulası şaşmasın” oldu.
Görmediniz, duymadınız, konuşmadınız.
Hukuksuzluğa uğrayanın kimliğine baktınız.
Ne zamanki hukuksuzluğa uğrayan kişiler arkadaşlarınız çıktı, şimdi “Hukuk devleti bunun neresinde?” diye soruyorsunuz.
Benzer hukuksuzluğu yıllarca haykıran insanlara dair iki satır yazmanız için illa ki arkadaşınız mı olmaları gerekiyordu?
Bilmez misiniz; o zaman siz ve arkadaşlarınız bugünkü gibi yüksek sesle itiraz etseydiniz…
Siz ve arkadaşlarınız o hukuksuzluklara çanak tutmasaydınız…
Siz ve arkadaşlarınız sahte delilerle yapılan yargılamaları “demokrasi” diye yutturmaya kalmasaydınız…
Bugün siz ve arkadaşlarınızın başına bunlar gelmeyecekti.
Hasan Cemal’e aşağıda bir liste vereceğim, arşivinde tutmasını öneririm.
Bu liste, sadece 2010 yılına kadar AKP döneminde sesi ve görüntüleri internete düşen; illegal dinlenen / takip edilen kişi ve kurumların listesi.
Yani Hasan Cemal’in arkadaşlarının hukuksuzca dinlendiği döneme ait bir tablo.
Son 3 yıl da düşünülürse ve bilmediklerimiz de eklenirse liste daha da kabarır…
Sormak lazım; aşağıdaki kişi ve kurumlar benzer hukuksuzluğu yaşarken, Hasan Cemal ne yapmıştı: 

HAKİM VE SAVCILAR
1- Ali Osman Feyyaz Paksüt, Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili. (ortam dinlemesi)
2- Serdar Özgüldür, Anayasa Mahkemesi Üyesi. (ortam dinlemesi)
3- Fulya Kantarcıoğlu Anayasa Mahkemesi Üyesi.
4- Yargıtay Birinci Başkanlığı Santrali.
5- Hamdi Yaver Aktan, Yargıtay 8. Daire Üyesi. (ortam dinlemesi)
6- Fatih Arkan, Yargıtay 10. Hukuk Daire Üyesi. (ortam dinlemesi)
7- Yusuf Uluç, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Üyesi. (ortam dinlemesi)
8- Ali Muhsin Karakaş, Yargıtay 2. Ceza Diresi üyesi.
9- Hüseyin Boyrazoğlu, Ankara Cumhuriyet Başsavcısı.
10- Ercan Yalçınkaya, Yargıtay Eski Genel Sekreter Yardımcısı.
11- Ali Suat Ertosun, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Üyesi. (ortam dinlemesi)
12- Ömer Faruk Eminağaoğlu, YARSAV Kurucu Başkanı, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı.
13- Aykut Cengiz Engin, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı. (ortam dinlemesi)
14- İlhan Cihaner, Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı. (ortam dinlemesi)
15- Hamdi Ünal Karabeyoğlu, Uşak Cumhuriyet Başsavcısı.
16- Osman Kaçmaz, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı.
17- Köksal Şengün, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı.
18- Erkan Canak, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı.
19- Hayri Keskin, Ankara 1. Sulh Ceza Hakimi.
20- Kadir Ünal, Bursa Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı.
21- Hakan Kızılarslan, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Savcısı.
22- Ali Çakır, Bakırköy Cumhuriyet Savcısı.
23- Mahmut Kaya, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi.
24- Yılmaz Güven, Eskişehir Vergi Mahkemesi Üyesi.
25- Mecit Ceylan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili.
26- Murat Yiğit, İstanbul Cumhuriyet Savcısı.
27- Salim Demirci, Ankara Cumhuriyet Savcısı. (ortam dinlemesi)

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ
28- Orgeneral Işık Koşaner, Genelkurmay Başkanı. (ortam dinlemesi)
29- Orgeneral İlker Başbuğ, Genelkurmay Başkanı. (ortam dinlemesi)
30- Orgeneral (E) İsmail Hakkı Karadayı, Genelkurmay Başkanı. (ortam dinlemesi)
31- Orgeneral (E) Aytaç Yalman, Kara Kuvvetleri Komutanı. (ortam dinlemesi)
32- Orgeneral (E) Hurşit Tolon, 1. Ordu Komutanı. (ortam dinlemesi)
33- Genelkurmay Başkanlığı Karargahı. (ortam dinlemesi)
34- Orgeneral Saldıray Berk, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Eğitim ve Doktrin Komutanı. (ortam dinlemesi)
35- Orgeneral Nusret Taşdeler, Harp Akademileri Komutanı.
36- Orgeneral (E) Ergin Saygun, Genelkurmay 2. Başkanı.
37- Korgeneral Galip Mendi, Kocaeli Garnizon Komutanı.
38- Korgeneral Metin Yavuz Yalçın, Kocaeli Muhabere Hizmet Destek Eğitim Komutanı. (ortam dinlemesi)
39-Koramiral Kadir Sağdıç, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Eğitim ve Öğretim Komutanı. (ortam dinlemesi)
40- Tümgeneral Kenan Koçak, Genelkurmay Başkanlığı Plan Hareket Daire Başkanı.
41- Tümgeneral Gürbüz Kaya, Hakkari Tümen Komutanı. (ortam dinlemesi)
42- Tümgeneral Halil Helvacıoğlu, Foça Jandarma Komando Okulu Komutanı. (ortam dinlemesi)
43- Tümamiral Cem Gürdeniz, Deniz Kuvvetleri Plan Prensipler Dairesi Başkanı. (ortam dinlemesi)
44- Tümgeneral Hıfzı Çubukçu, Genelkurmay Başkanığı Adli Müşaviri. (ortam dinlemesi)
45- Tümgeneral (E) Reha Taşkesen, Kara Harp Okulu Komutanı.
46- Hava Tümgeneral Erol Özdil. (ortam dinlemesi)
47- Tuğgeneral Zeki Es, Çukurca Tugay Komutanı. (ortam dinlemesi)
48- Tuğgeneral (E) Münir Erten, Genelkurmay Başkanlığı Elektronik Sistemleri Komutanı. (ortam dinlemesi)
49- Tuğgeneral (E) Suha Tanyeri, Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Araştırmalar ve Etüt Merkezi (SAREM) Komutanı. (ortam dinlemesi)
50- Tuğgeneral (E) Levent Ersöz, Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Grup Komutanı. (ortam dinlemesi)
51- Deniz Kıdemli Kurmay Albay Dursun Çiçek, Genel Kurmay Başkanlığı Bilgi Destek Dairesi 3. Şube Müdürü. (ortam dinlemesi)
52- Kurmay Albay Mehmet Aygün. (ortam dinlemesi)
53- Albay Ünal Atabay, Kara Kuvvetleri Komutanlığı İç Güvenlik Harekat Şube Müdürü. (ortam dinlemesi)
54- Albay (E) Hasan Atilla Uğur, Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Teknik Daire Başkanı. (ortam dinlemesi)
55- Albay Gürsel Tokmakoğlu. (ortam dinlemesi)
56- Albay (E) Arif Doğan. (ortam dinlemesi)
57- Yarbay Onur Dirik, Dağlıca Tabur Komutanı. (ortam dinlemesi)
58- Yarbay Selami Çakmak.
59- Binbaşı Kadir Ayhan. (ortam dinlemesi)
60- Binbaşı Uğur Cevizoğlu. (ortam dinlemesi)
61- Jandarma Binbaşı Ümit Yüksel Berber. (ortam dinlemesi)
62- Erzincan İl Jandarma Alay Komutanlığı. (ortam dinlemesi)
63- Yüzbaşı Coşkun Başbuğ.
64- Çağlar Canbaz, Üsteğmen. (ortam dinlemesi)
65- Fırat Ç., Hava Pilot Üsteğmen.

DİĞER KURUM VE KİŞİLER
66- Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan.
67- Seyfi Oktay, Eski Adalet Bakanı.
68- Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı.
69- Tuncay Özkan, Yeni Parti Genel Başkanı.
70- Önder Sav, CHP Genel Sekreteri.
71- Nesrin Baytok, CHP Milletvekili. (ortam dinlemesi)
72- Prof. Dr. Erdoğan Teziç, YÖK Başkanı. (ortam dinlemesi)
73- Prof. Dr. Erhan Ekinci, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi. (ortam dinlemesi)
74- Selami Öztürk, Kadıköy Belediyesi Başkanı. (ortam dinlemesi)
75- Muzaffer Eryılmaz, Çankaya Belediyesi Başkanı. (ortam dinlemesi)
76- Ulusal Kanal.
77- Kanal Türk.
78- Başkent TV.
79- Avrasya TV.
80- Milliyet Gazetesi santrali.
81- Cumhuriyet Gazetesi santrali.
82- Saygı Öztürk, Gazeteci-yazar.
83- İlhan Taşçı, Gazeteci-yazar.
84- Melih Gökçek, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı.
85- Osman Baydemir, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı.
86- Gültan Kışanak, BDP Milletvekili.
87- Mehmet Akif Ulusoy, Gelir İdaresi Başkanı.
88- Soner Gedik, Doğan Yayın Holding Başkan Yardımcısı.
89- Necati Altıntaş, Emniyet Genel Müdür Vekili.
90- Ferda Paksüt, Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt'ün eşi.
91- Mukaddes Eruygur, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral (E) Şener Eruygur'un eşi. (ortam dinlemesi)

NOT: Bu listeyi hazırlarken, Ufuk Akkaya'nın "Tele Tayyip" adlı kitabından yararlanılmıştır.
Barış Pehlivan, Odatv.com, 23.11.2013

3.7.13

Haydi durmayın ‘elitizm’ deyin!

“Nasıl oldu da bu adamlar tepemize çıktı” sorusu, son 11 yılın en popüler sohbet konularından biriydi.
Liberallere göre bu soru elitizmin tezahürüydü, mahkum edilmeliydi. Zaten AKP’yi biraz da bu yüzden, mazlum halkın dili, öfkesi olduğundan destekliyorlardı. Hükümet partisinde cisimleşen pespayeliği, geriliği sorgulamak suçtu, ayıptı, günahtı!
Arada Aysun kızımız ve benzerleri “çobanla benim oyum nasıl bir olur” türünden tuhaf laflar ederek, seçkincilik suçlamasına magazin desteği sağlıyor, ampul partisi “işte bizim mücadele ettiğimiz zihniyet tam da bu” diyerek üste çıkıyordu.
İlginç bir “halk” tarif ediliyordu. “Halk” cehaletti, “halk” gericilikti, “halk” zevksizlikti, “halk” muhafazakarlıktı, “halk” vurdumduymazlıktı, “halk” “ben bilmem paşam bilir”, “ben bilmem beyim bilir”di. En sonunda “halk”, padişahın bir tarafının kılı bile oldu!
Çaldılar çırptılar, “halk”a sadakayı layık gördüler. Her tarafa AVM dikip, “halk”ı alışveriş gezintisine çıkardılar. Bilime, emeğe, kültüre, insana hakaret ettiler, “halk”a alkışlattılar. Sömürüye sömürü katıp, “halk”ın tercihi dediler. “Ayaklar baş mı olacak” diye sorup bir de üstüne elitizme savaş açacak kadar pervasızlaştılar.
Sonra… Mayıs 2013’ün sonunda başka bir halk çıktı ortaya. Cesur, kafası dik, aydınlık, yaratıcı…
“Halk” gitti, halk geldi.
Cehalete, gericiliğe, zevksizliğe karşı çıkanları elitizmle suçlayanlar, hooooop ağız değiştiriverdiler. “Halk”a dalkavukluktan halka dalkavukluğa terfi ettiler. Haziran Direnişi’nin halkına “aslansın, kaplansın, en doğrusunu sen bilirsin” diye tezahüratla yaklaşanlar, düne kadar AKP’nin seçkinciliğe karşı “halk” devrimi yaptığını ileri sürmekteydi.
Ağız değiştirdiler çünkü halkın devamını getirmesinden korkuyorlar.
Biliyorlar ki halk yalnızca zorbalığa, baskıya isyan etmedi, aynı zamanda “siz bizi yönetecek çapta değilsiniz” dedi ve bugünün seçkinlerini aşağıladı.
Bugünkü iktidarın pespayeliğine dönük halk tepkisinin, daha az pespaye iktidarlarla da kolay kolay yatışmayacağını da biliyorlar.
O halde…
Halkın meydan okuması, “sivil” düzlemde kalsın, siyasete taşınmasın!
Bütün dertleri bu.
Siyasete taşınırsa, halkı hiçe sayan sistem sorgulanır. Kapitalist sömürü kalitesizlik, çirkinlik, çürüme, ve cehalet olmadan yapamadığı için sorgulanır.
AKP’yi başımıza musallat ettiler, bedelini ödeyecekler, ödemeliler.
Evet, şimdi tam da halk adına soruyu yeniden sorma zamanıdır: Nasıl oldu da bu adamlar tepemize çıktı?
Bu soruya başka bir soruyla verilecek kısa bir yanıt, kibirli burjuvaları da, çok bilmiş liberalleri de, emperyalistleri de üzer, hem de çok!
Kim bu adamları tepemize çıkardı?

sol, Kemal Okuyan, 3 Temmuz 2013