Eski devlet -Yeni devlet
Ergenekoncu eski devlet ne istiyor?
Buranın iç sömürge...
Halkın da köle olarak kalmasını...
Ya istenen olmaz da...
AB süreci...
Demokratikleşme...
Halk iradesinin egemenliği ‘baş kaldırırsa’... Ergenekoncu eski devletin cevabı hazır:
Çeteleşme...
Kaos kışkırtıcılığı...
Ve en nihayetinde de...
Vatan, millet, Sakarya avazeleri altında askeri darbe...
* * *
Yeni devlet oluşumu...
Yeryüzünün de desteğiyle...
Eski devlet anlayışının darbeci unsurlarını...
Ülkenin bağrına saplanmış ‘ölüm makinesini’ yakalamaya...
Bir melun ağı deşifre ederek çözmeye başladı...
* * *
Eski bir dostum durumu bir filmden örnek vererek tanımlıyordu...
Filmin kahramanları gözlüklerini takınca, bulundukları ortamda sürüsüne bereket uzaylının da olduğunu görebiliyorlarmış...
Yeni devlet gözlükleri de bize, etrafa yayılıp, yerleşen...
Devlet içinde derinleşen...
Saydam ve meşru olması gereken en ciddi resmi kurumlar da bile dibine kadar çöreklenen Ergenekon Terör Örgütü’nü gösterdi...
Cinayeti de resmi de gördük...
* * *
Şimdi...
Hastane üzerinden...
Mahkeme üzerinden...
Medya üzerinden...
Ergenekoncu bir direnç görülmekte...
‘Bizim medya’, ‘bizim mahkeme’, ‘bizim hastane’, ‘bizim doktor’ hesapları yapılmakta...
Darbecisini, marbecisini, şirketlerini, Ergenekon sanığı jandarma istihbaratçısıyla onların emrinde yöneten medya sahibini korumak, kollamak...
Dert ne?
Acaba eskisi olur mu; bombalı, silahlı, cinayetli, ölümlü, vurdulu, kırdılı Ergenekonculuk ‘vatanseverlik’ ambalajında servis edilebilir mi?
İç sömürge hali, halkı köle etme hali sürebilir mi?
Böyle olmasa, ‘en Atatürkçüler’ tarafından AB’ye karşı İran alternatif gösterilir mi?
* * *
Türkiye’de halk...
Cumhuriyet boyunca...
Anadolu kömürlüğüne kapatılmış özürlü çocuk muamelesi gördü...
İstanbul Dukalığı Anadolu’yu, Ankara üzerinden sömürüp durdu...
Nüfus artışı, ekonomik kalkınma, iletişim, yeryüzündeki demokratikleşme bu köhnemiş yapıyı silkeliyor...
Zamanın ruhu, tarihin temposu da bunu emrediyor...
* * *
Turp gibi adama ‘beyin kanaması’ geçirdi...
Sapına kadar darbeciye ‘masum’...
Jandarma istihbarat medyasına ‘haber değeri yok’ diyerek...
Çağın bu yürüyüşü durabilir mi?
* * *
Kimse yanılmasın...
‘Yeni devlet’ gittikçe artan bir şekilde güçlenmeyecek olsa...
Ergenekon süreci yaşanmaz...
‘Bizim mahkeme’, ‘bizim hastane’, ‘bizim doktor’, ‘bizim medya’ bu kadar rahat ve kolayca ortalığa serilmezdi...
Bu değişim neden?
Çünkü hepimiz filmdeki gibi yeni devletin gözlüklerini taktık ve eskiden varlığını hissedip ama göremediğimiz Ergenekoncuları her ortamda görür olduk...
Sizce artık, meşru ve demokratik bir halk egemenliği ‘darbeciliğe’ kurban edilebilir mi?
Eski Ergenekoncu devlet, yeni oluşumu boğabilir mi?
Buranın iç sömürge...
Halkın da köle olarak kalmasını...
Ya istenen olmaz da...
AB süreci...
Demokratikleşme...
Halk iradesinin egemenliği ‘baş kaldırırsa’... Ergenekoncu eski devletin cevabı hazır:
Çeteleşme...
Kaos kışkırtıcılığı...
Ve en nihayetinde de...
Vatan, millet, Sakarya avazeleri altında askeri darbe...
* * *
Yeni devlet oluşumu...
Yeryüzünün de desteğiyle...
Eski devlet anlayışının darbeci unsurlarını...
Ülkenin bağrına saplanmış ‘ölüm makinesini’ yakalamaya...
Bir melun ağı deşifre ederek çözmeye başladı...
* * *
Eski bir dostum durumu bir filmden örnek vererek tanımlıyordu...
Filmin kahramanları gözlüklerini takınca, bulundukları ortamda sürüsüne bereket uzaylının da olduğunu görebiliyorlarmış...
Yeni devlet gözlükleri de bize, etrafa yayılıp, yerleşen...
Devlet içinde derinleşen...
Saydam ve meşru olması gereken en ciddi resmi kurumlar da bile dibine kadar çöreklenen Ergenekon Terör Örgütü’nü gösterdi...
Cinayeti de resmi de gördük...
* * *
Şimdi...
Hastane üzerinden...
Mahkeme üzerinden...
Medya üzerinden...
Ergenekoncu bir direnç görülmekte...
‘Bizim medya’, ‘bizim mahkeme’, ‘bizim hastane’, ‘bizim doktor’ hesapları yapılmakta...
Darbecisini, marbecisini, şirketlerini, Ergenekon sanığı jandarma istihbaratçısıyla onların emrinde yöneten medya sahibini korumak, kollamak...
Dert ne?
Acaba eskisi olur mu; bombalı, silahlı, cinayetli, ölümlü, vurdulu, kırdılı Ergenekonculuk ‘vatanseverlik’ ambalajında servis edilebilir mi?
İç sömürge hali, halkı köle etme hali sürebilir mi?
Böyle olmasa, ‘en Atatürkçüler’ tarafından AB’ye karşı İran alternatif gösterilir mi?
* * *
Türkiye’de halk...
Cumhuriyet boyunca...
Anadolu kömürlüğüne kapatılmış özürlü çocuk muamelesi gördü...
İstanbul Dukalığı Anadolu’yu, Ankara üzerinden sömürüp durdu...
Nüfus artışı, ekonomik kalkınma, iletişim, yeryüzündeki demokratikleşme bu köhnemiş yapıyı silkeliyor...
Zamanın ruhu, tarihin temposu da bunu emrediyor...
* * *
Turp gibi adama ‘beyin kanaması’ geçirdi...
Sapına kadar darbeciye ‘masum’...
Jandarma istihbarat medyasına ‘haber değeri yok’ diyerek...
Çağın bu yürüyüşü durabilir mi?
* * *
Kimse yanılmasın...
‘Yeni devlet’ gittikçe artan bir şekilde güçlenmeyecek olsa...
Ergenekon süreci yaşanmaz...
‘Bizim mahkeme’, ‘bizim hastane’, ‘bizim doktor’, ‘bizim medya’ bu kadar rahat ve kolayca ortalığa serilmezdi...
Bu değişim neden?
Çünkü hepimiz filmdeki gibi yeni devletin gözlüklerini taktık ve eskiden varlığını hissedip ama göremediğimiz Ergenekoncuları her ortamda görür olduk...
Sizce artık, meşru ve demokratik bir halk egemenliği ‘darbeciliğe’ kurban edilebilir mi?
Eski Ergenekoncu devlet, yeni oluşumu boğabilir mi?
Mehmet Altan, Star, 13 Şubat 2009