Çarşafa Dolanış
Kimilerince, yapılan doğrudur. Başbakan, biraz kinayeli de olsa, “Ülkede iyi şeyler oluyor” dedi; Adalet Bakanı, yorum soran gazetecilere “Günaydın!” diye seslendi. Dolanışın lideri de “Ezber bozuyoruz, kadınlar yakında zincirlerini kıracaklar” havasında. Tesettür cephesinde, zafer kıvancı.
Kimilerinde tam bir matem hüznü. “Bir kale daha düştü”nün üzüntüsü. “Her şeye razıydık ama, bize bunu yapmayacaktı” deniyor. Genel Başkan’ın Genel Sekreteri’ne göre, ısıtılan sudaki kurbağa misali, bu gidişle yavaş yavaş haşlanarak ölecek olan devrimci cumhuriyettir. Galiba sıkmabaş gibi çarşafı da irtica simgesi sayan partili hanımlar başta olmak üzere, taban aynı üzüntüyü paylaşıyor. Eskiden köylerde şalvar yırtıp entari giydirenler artık yok ama, yine de kara çarşaf yırtarak öfke gideren kadın üyeler çıkabilir içlerinden.
Bir de bu konunun “orta yol”cuları var medyada. Basının eski kalemleri, “Seçim taktiği olarak öbür cephenin Alevilere destek atağına bununla karşılık verilebilir; yeter ki seçim sonrasında bir genel tutuma dönüşmesin” demekteler.
Fakat şu ilginç: Ne parti içinde ne de dışında, kimse “Sırası mı böyle tartışmanın, ülkenin derdi bu mu? Üretimsizliğe, işsizliğe, özelleştirme talanına, yolsuzluğa, IMF’ye yeniden teslim oluşa, Kıbrıs’ın altımızdan çekilme girişimine, denizde Kaş karşısındaki Meis’e kadar sokulan Yunan’ın pervasız isteklerine ve dünyanın soykırım çullanışına öncelik vermek varken, bu ne biçim hafifliktir ki hep birlikte çarşafa dolanıp durmaktayız” diye sormuyor.
Gerçi “Bu da cumhuriyetin laiklik temelini yıkmanın bir parçasıdır; arkası çorap söküğü gibi gelince o tam karanlıkta hiçbir sorun çözülmez” dense de, bu noktaya sürüklenişte ekonomi, hukuk ve dış politika alanlarındaki büyük yanlışların, Türkiye’nin Türkiye dışından yönetilişinin hiç mi payı yoktur? Kara çarşafla oyalanmak yerine, ülkenin uyanık insanlarını aynı cephede yan yana getirip karanlığa karşı tek aday ve tek listeyle atağa geçmek için kafa yormak daha doğru olmaz mı?