geçmişi unutmamak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
geçmişi unutmamak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5.7.19

Unutmamak için (2)

 bianet'ten naklen

Aralarında akademisyen, akademisyen, hukukçu, hak savunucuları, sanatçı ve gazetecilerin bulunduğu 300 kişi, Ergenekon davasının karartılmaması, tersine derinleştirilmesi isteğiyle bir bildiri yayımladı.
"Ergenekon iddianamesi ahtapotun kollarından birini yakalamıştır. Ancak, diğer kollara ve gövdeye ulaşmakta kendini sınırlamış kaygısı uyandırmaktadır" diyen aydınlar bu davayla Susurluk ve Şemdinli'de kaçırılan fırsatı yakalama olanağı doğabileceğini söylüyor.
Kazananın yurttaşlar, "demokrasimiz ve geleceğimiz" olacağını ifade eden aydınlar, demokratik, özgür, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına dayalı bir ülkede yaşamak isteyen herkesi davanın takipçisi olmaya çağırdı.
Bildirinin tam metni şöyle:
Yıllardır gözlerimizin önünde cereyan eden faili meçhul cinayetlerin, siyasi suikastlerin, devletin içine yuvalanmış çetelerin, halkı birbirine düşürmeyi amaçlayan hain provokasyonların, açık ya da örtülü darbelerin ülkemiz üzerine yaydığı karanlığın bir ucundan da olsa delinmesi olanağı Ergenekon davası ile Türkiye demokrasi güçlerinin önüne çıkmış bulunuyor.
Eleştirilebilecek yanlarına, eksikliklerine ve bazı tartışmalı kurgulamalarına rağmen Ergenekon İddianamesi özünde çok önemli suç iddiaları ve belgeleri içermektedir. Bu suçlar bütün derin bağlantılarıyla ortaya çıkarılabildiği takdirde, temiz toplum olma yolunda Susurluk’ta, Şemdinli’de elimizden kaçırdığımız fırsatı yakalama olanağı doğabilir. Yıllardır apaçık bildiğimiz olayların ve bu olayların ardındaki mihrakların aydınlatılarak adalet önünde hesap vermelerinden kazançlı çıkacak olan ne günün siyasi iktidarı, ne de şu veya bu siyasal çevredir. Kazanan biz yurttaşlar, demokrasimiz ve geleceğimiz olacaktır.
Ergenekon İddianamesi ahtapotun kollarından birini yakalamıştır. Ancak, diğer kollara ve gövdeye ulaşmakta kendini sınırlamış kaygısı uyandırmaktadır. Bu kaygı giderilmelidir. Örneğin askeri yargı, savcılığın gönderdiği belge ve bilgileri dikkate alarak yargılama sürecini işlettiği ve gereğini yerine getirdiği takdirde, Türkiye’yi kuşatan ve giderek derinleşen karanlığın aydınlanmasında önemli bir adım daha atılmış olacaktır. Ergenekon davasının, her türlü uzlaşmanın ötesinde toplumsal ve siyasal ufkumuzun aydınlanması davası haline gelebilmesi için siyasi irade şimdi her zamankinden daha gereklidir. Asker-sivil bütün kurum ve kuruluşlar da davanın karartılmaması ve mutlaka derinleştirilmesi için aynı kararlılığı göstermelidir.
Bu davanın hayati önemine inanan bizler, hukuki / adli sürecin kamu vicdanını her yönden rahatlatacak şekilde, yargı bağımsızlığı çerçevesinde, adil ve titiz yargılama ilkelerine sonuna kadar uyularak sürdürülmesini diliyoruz. Türkiye demokrasi güçlerinin, karşılarında bir siyasal kanadın değil devlet içine yuvalanmış çetelerin ve darbeci zihniyetin bulunduğunun bilinciyle Ergenekon davasının derinleşmesi ve öze varması için ortak mücadele vermeleri gereğine inanıyoruz. Demokratik, özgür, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına dayalı bir ülkede yaşamak isteyen tüm yurttaşları, aklının ve vicdanının sesini dinleyerek davanın takipçisi olmaya çağırıyoruz.
İmzacılar:
Abdi Özdiken (Bilişimci), Abdullah Keskin (Sinemacı), Adalet Dinamit (Yönetici), Adnan Özyalçıner (Yazar), Adnan Tonguç (Yazar), Ahmet Aykaç (Prof. Dr.), Ahmet Çakmak (Prof. Dr.), Ahmet Dindar (Avukat), Ahmet İnsel (Prof. Dr.), Ahmet İsvan, Ahmet Kardam, Ahmet Telli (Yazar), Ahmet Ümit (Yazar), Akşin Somel (Prof. Dr.), Ali Akay (Küratör), Ali Deniz Ceylan (Avukat), Ali Kerem Saysel (Akademisyen), Ali Nesin (Prof. Dr.), Ali Uçansu (Diş Hekimi), Arif Ali Cangı (Avukat), Aslı Erdoğan (Yazar), Ayda Arel  (Prof. Dr.), Aydın Cıngı, Aydın Engin (Gazeteci), Ayetullah Sevgir, Ayhan Aktar (Prof. Dr.), Ayhan Bilgen (Mazlum, Der), Ayhan Çabuk (Van Baro Bşk.), Ayhan Kaya (Akademisyen), Ayhan Ongun (İSİDEF Gn. Sek.), Ayla Gürsoy (Prof. Dr.), Aylin Aslım (Müzisyen), Ayşe Berktay (Çevirmen), Ayşe Buğra (Prof. Dr.), Ayşe Erzan (Prof. Dr.), Ayşe Gül Altınay (Akademisyen), Ayşe Hür (Tarihçi, Yazar), Ayşe Kadıoğlu (Akademisyen), Ayşe Soysal (Prof. Dr.), Ayşegül Devecioğlu (Yazar), Ayşegül Kaya (Avukat), Ayşen Anadol (Çevirmen), Bahri Bayram Belen (Avukat), Barış Pirhasan (Yönetmen), Baskın Oran (Prof. Dr.), Bennu Yıldırımlar (Oyuncu), Beral Madra (Küratör), Beril Dedeoğlu (Prof. Dr.), Betül Tanbay (Prof. Dr.), Bircan Yorulmaz, Burhan Şenatalar (Prof. Dr.), Bülent Arınlı (Belgesel yönetmeni), Bülent Atamer (Kimya mühendisi), Bülent Aydın (Gazeteci), Bülent Erkmen (Tasarımcı), Büşra Ersanlı (Prof. Dr.), C. Murat Özgünay, Celal Yıldırım (Dişhekimleri Birliği Bşk), Celalettin Can (78'liler Vakfı), Cem Terzi (Prof. Dr.), Cemal Polat (Sendikacı), Cengiz Aktar (Akademisyen), Cenk Soyer (Mühendis), Cevdet Uçungan (Kars Baro Bşk.), Cuma Boynukara (Tiyatro yazarı), Cüneyt Ozansoy (Akademisyen), Çağatay Anadol (Yayıncı), Çiğdem Mater (Gazeteci), Çiğdem Yalçın Pamukçu (İHOP), Derya Sazak (Gazeteci), Dilara Kahyaoğlu (Eğitimci, sanatçı), Dilek Özcengiz (Prof.Dr.), Doğu Ergil (Prof. Dr.), Emel Ataktürk (Avukat), Emine Uşaklıgil (Yönetici), Emre Gönen (Akademisyen), Enis Rıza (Belgesel yönetmeni), Enver Sezgin , Ercan Karakaş (SODEV)            , Erdağ Aksel (Akademisyen), Erdal Karayazgan, Erdal Yavuz (Akademisyen), Ergin Cinmen (Avukat), Ergun Gümrah (Yönetici), Erkan Şen, Erol Katırcıoğlu (Prof. Dr.), Erol Kızılelma (SODEV), Ersin Kalaycıoğlu (Prof. Dr.), Ersin Salman (İletişimci), Ertuğrul Cenk Gürcan (Akademisyen), Ertuğrul Kürkçü (Yazar), Esra Güçlüer, Esra Koç, Esra Mungan (Akademisyen), Fahri Aral (Yayıncı), Faruk Arhan (Gazeteci), Fehim Caculi (Yönetici), Feray Salman  (İHOP), Ferdan Ergut (Akademisyen), Ferhat Kentel (Akademisyen), Ferhunde Özbay (Prof. Dr.), Fethiye Çetin (Avukat), Feza Kürkçüoğlu, Fikret Adaman (Prof. Dr.), Fikret Adanır (Prof. Dr.), Filiz Kardam  (Akademisyen), Filiz Kutlar (Sanatçı), Fuat Keyman (Prof. Dr.), Füsun Çeliköz, Füsun Üstel (Prof. Dr.), Gencay Gürsoy (Prof. Dr.), Gonca T. Demir (Avukat), Gül Efem (Akademisyen), Gülay Günlük Şenesen (Prof. Dr.), Gülay Toksöz (Prof. Dr.), Gülen Aktaş (Prof. Dr.), Gülseren Onanç (Kagider), Günay G. Özdoğan (Prof. Dr.), Gündüz Mutluay (Yayıncı), Gürol Irzık (Prof. Dr.), Hacer Ansal (Prof. Dr.), Hakan Tahmaz, Haldun Sural (Akademisyen), Hale Bolak Boratav (Akademisyen), Halil Berktay (Prof. Dr.), Halil Ergün (Sanatçı), Haluk İnanıcı (Hukukçu), Hasan Kuruyazıcı (Mimar), Hasan Öztoprak (Yazar), Hasan Yazıcı (Prof. Dr.), Haydar Ergülen (Şair, yazar), Huri Özdoğan (Prof. Dr.), Hülya Gülbahar (Avukat), Hürriyet Karadeniz, Hüseyin Çakır, Hüseyin Öntaş (Avukat), Hüsnü Öndül (İHD Gn. Bşk), Ilgın Su, Işıl Gürsoy Uyar, Işıl Kasapoğlu (Tiyatrocu), Iştar Gözaydın (Akademisyen), İbrahim Betil, İbrahim Kaboğlu (Prof. Dr.), İhsan Çaralan (Gazeteci), İlhan Tekeli (Prof. Dr.), Jale Parla (Prof. Dr.), Jülide Kural (Oyuncu), Kadri Salaz (İşadamı), Kemal Gökhan Gürses (Karikatürist), Koray Çalışkan (Akademisyen), Koray Doğan Urbarlı, Kuvvet Lordoğlu (Prof. Dr.), Lale Mansur (Oyuncu), Lale Tayla (Gazeteci), Levent Korkut (ai Türkiye Başkanı), Leyla İpekçi (Yazar), M. Ali Özel (Siirt Baro Bşk.), M. Zait Söylemez (Muş Baro Bşk.), Macit Koper (Sanatçı), Mahir Günşıray (Sanatçı), Mahmut Güven (Mardin Baro Bşk.), Mahmut Ortakaya  (Dr.), Manuel Çıtak (Fotoğraf sanatçısı), Markar Eseyan (Gazeteci), Mebuse Tekay (Avukat), Mehmet Ali Aslan (Avukat), Mehmet Altan (Prof. Dr.), Mehmet Dağ, Mehmet Demir (Gazeteci), Mehmet Görgeç (Malatya Baro Bşk.), Mehmet Güleryüz (Ressam), Mehmet Karaca, Mehmet Salmanoğlu, Melek Göregenli (Prof. Dr.), Melek Ulagay (Belgesel yönetmeni), Meral Danış Bektaş (Avukat), Meral Okay (Sanatçı), Meral Tamer (Gazeteci), Meryem Kavak (Avukat), Mesut öztürk (Van eski Belediye Bşk.), Mesut Yeğen (Akademisyen), Meşher Yürek (Bitlis Baro Bşk.), Mete Çubukçu (Gazeteci), Mete Tuncay (Prof. Dr.), Mithat Sancar (Prof. Dr.), Muharrem Erbey (İHD Diyarbakır Bşk.), Murat Aksoy (Gazeteci), Murat Belge (Prof. Dr.), Murat Çelikkan (Gazeteci), Murat Morova (Ressam), Murat Paker (Akademisyen), Murathan Mungan (Yazar), Müfit Erkarakaş (Yönetici), Müge İplikçi (Yazar), Müslüm C. Akalın (Urfa Baro Bşk.), Nabi Yağcı, Nail Satlıgan (Akademisyen), Nazan Aksoy (Prof. Dr.), Necip Korkmaz (Hakkari Baro Bşk.), Necmiye Alpay (Yazar), Nedim Hazar (Yönetmen), Nesrin Sungur (Prof. Dr.), Neşe Erdilek (Sosyolog), Nihal Saban (Prof. Dr), Nil Mutluer (Akademisyen), Nuray Uzunören (Prof. Dr.), Nurcihan Hamişoğlu (HYD), Nurdan Arca (Film yönetmeni), Nurhan Yentürk (Prof. Dr.), Nuri Ödemiş (Bilişim uzmanı), Nurşirevan Elçi (Av. Şırnak Baro Bşk.), Nüket Esen (Prof. Dr.), Nükte Devrim Bouvard (Gazeteci), Okan Akhan (Prof. Dr.), Orhan Alkaya (Şair), Osman Kavala, Osman Köker (Yazar), Oya Baydar (Yazar), Oya Köymen (Prof. Dr.), Ozan Erözden (Akademisyen), Öget Öktem Tanör (Prof. Dr.), Ömer Faruk Gergerlioğlu (MazlumDer Gn. Bşk.), Ömer Laçiner (Yazar), Ömer Madra (Açık Radyo), Ören Altmışyedioğlu (Avukat), Özlem Dalkıran (HYD), Özlem İşbilir (Editör), Pelin Batu (Sanatçı), Pınar Selek (Sosyolog), Ragıp İncesağır (Sanatçı), Raşit Tükel (Prof. Dr.) , Rauf Kösemen (Tasarımcı), Reşat Apak (Prof. Dr.), Reşit Canbeyli (Prof. Dr.), Rezzan Tuncay (Prof. Dr.), Rıdvan Akar (Gazeteci), Rojbin Tugan (Avukat), Sami Evren (KESK Gn. Bşk), Sedat Özevin (Batman Baro Bşk.), Sefa Feza Arslan (Akademisyen), Selim Badur (Prof. Dr.), Selim Mahmutoğlu, Sema Kılıçer (HYD), Semih Kaplanoğlu, Semra Somersan (Akademisyen), Sennur Sezer (Şair), Serap Aksoy (Sanatçı), Serdar M. Degirmencioglu (Akademisyen), Sermet Koç (Prof. Dr.), Serra Yılmaz (Oyuncu, çevirmen), Sezgin Tanrıkulu (Diyarbakır Baro Başkanı), Sibel Irzık (Prof. Dr.), Sinan Gökçen (Gazeteci), Sungur Savran (Yazar), Şaban Dayanan (İHD), Şahika Yüksel (Prof. Dr.), Şanar Yurdatapan (Müzisyen), Şebnem İşigüzel (Yazar), Şebnem Korur Fincancı (Prof. Dr.), Şehbal Şenyurt (Belgesel yönetmeni), Şevket Pamuk (Prof. Dr.), Şeyhmus Diken (Yazar), Tahsin Yeşildere (Prof. Dr.), Tan Oral (Karikatürist), Taner Akçam (Yazar), Tanıl Bora (Yazar), Tarhan Erdem (Yazar, araştırmacı), Tarık Ziya Ekinci (Dr.), Tatyos Bebek (Diş Hekimi), Teoman Pamukçu (Akademisyen), Timur Akçalı (Akademisyen), Timur Demir (Ağrı Baro Bşk.), Toktamış Ateş (Prof. Dr.), Tuba Çandar (Yazar), Tuğrul Eryılmaz (Gazeteci), Turgut Tarhanlı (Prof. Dr.), Tülay Ateş (Avukat), Umur Coşkun (Yönetici), Ümit Fırat (Yazar), Ümit Kardaş (Avukat), Ümit Kıvanç (Yazar), Ümit Şenesen (Prof. Dr.), Ünal Ünsal (Emekli Büyükelçi), Vasıf Kortun (Sanatçı), Vecdi Sayar (Gazeteci-Yazar), Vedat Yılmaz (Dr.), Veysel Eşsiz (Akademisyen), Viki Çiprut (Gazeteci), Yakın Ertürk (Prof. Dr.), Yalçın Ergündoğan (Gazeteci), Yaman Aksu (Yazar), Yılmaz Ensaroğlu (Mazlum Der), Yiğit Bener (Yazar), Yusuf Alataş (IHD), Yücel Sayman (Avukat), Yüksel Selek, Zafer Kıraç, Zakarya Mildanoğlu  (Mimar), Zeynep Ekener (HYD), Zeynep Gambetti (Yazar). (TK/EZÖ)

17.11.15

Paris'te daha büyük bir katliam olmuştu hafızamızı silmeyin

Independent gazetesinin kıdemli Ortadoğu muhabiri Robert Fisk, Paris saldırısını gerçekleştirenlerin büyük kısmının Cezayir kökenli olmasına dikkat çekerek, saldırıları Fransa'nın Cezayir'deki sömürgeci geçmişi ve Suudi Arabistan kaynaklı Vahabi anlayışı olmadan açıklamanın imkansız olduğunu söyledi.
BBC Türkçe'nin aktardığı habere göre, "Batı ne zaman saldırıya uğrayıp, masumlarımız öldürülse genelde hafızamızı siliyoruz" diyen Robert Fisk şöyle devam etti: "Gazeteciler 129 kişinin öldüğü Paris saldırılarını anlattıklarında bize Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra görülen en büyük katliam dediler. Ancak 1961'de Fransa'nın Cezayir'deki acımasız sömürge savaşını protesto için yasadışı bir gösteri düzenleyen 200 Cezayirliden bahsetmediler. Çoğu Fransız polisi tarafından öldürülmüş, Palais de Sports'da işkence edilmiş cesetleri de Seine Nehri'ne atılmıştı. Fransızlar sadece 40 kişiyi öldürdüklerini söylediler. Görevdeki polis müdürü İkinci Dünya Savaşı'nda Petain'in işbirliçi Vichy hükümetinde çalışırken binden fazla Yahudi’yi ölüme gönderen Maurice Papondu. 50 yıl önceki bir sömürge savaşı toplu katliamı meşru kılamaz ancak Fransa'nın neden şimdi hedef alındığına dair bütün açıklamalar eksik kalır."(Yazının tamamı için bkz *)

CORBYN: CAN HER YERDE CANDIR
Paris saldırılarıyla ilgili bir yorum da İngiltere'de ana muhalefetteki İşçi Partisi'nin lideri Jeremy Corbyn'dan geldi.
Paris saldırılarının dehşet verici olduğunu ancak medyanın başka yerlerde yaşanan katliamlara da yer vermesi gerektiğini söyleyen Corbyn, Ankara ve Beyrut saldırılarını da hatırlatarak "Can her yerde candır" dedi.
Sputnik'in aktardığı habere göre, İngiliz ITV televizyonuna konuşan Corbyn, Suriye'ye askeri bir müdahalenin 'daha çok ihtilaf, daha çok kargaşa, daha çok kayıp' getireceğini belirtti.
"Bir savaş her zaman mutlaka barışla sonuçlanmıyor. Çoğu zaman daha çok ihtilaf, daha çok kargaşa ve daha çok kayıp doğuruyor" ifadesini kullanan Corbyn, şunları söyledi:

'IŞİD'İN SİLAHLANMASINDA SUUDİ ARABİSTAN'IN ROLÜ'
"IŞİD'i silahlandıran kim? Kim bu örgüte güvenli bölge sağlıyor? Bunu anlamak için bölgeye herkesin sattığı silahlarla, bunda Suudi Arabistan'ın rolüyle ilgili sorular sormak lazım. Bence burada büyük sorular var ve hepimiz dikkatli olmalıyız."

Suriye'de siyasi çözüm aranması gerektiğini vurgulayan Corbyn, bu konuda Viyana'da yapılan uluslararası görüşmelerde bazı ilerlemeler kaydedildiğine dair işaretler bulunduğunu söyledi.

'ANKARA SALDIRISINA YER VERMEYEN MEDYA…'
Batılı medya kuruluşlarının Ankara'daki ve Beyrut'taki bombalı saldırılara yeterince yer vermezken, Paris'teki saldırılara çok geniş yer verdiğini ifade eden Corbyn, "Bence medyamız Avrupa içinde yaşananları olduğu kadar Avrupa dışında olanları da yazmalı. Can her yerde candır" dedi.
Odatv, 17 Kasım 2016 




* * *

*The French-Algerian identity of one of the attackers demonstrates how France’s savage 1956-62 war in Algeria continues to infect today’s atrocities.



It wasn’t just one of the attackers who vanished after the Paris massacre. Three nations whose history, action – and inaction – help to explain the slaughter by Isis have largely escaped attention in the near-hysterical response to the crimes against humanity in Paris: Algeria, Saudi Arabia and Syria.
The French-Algerian identity of one of the attackers demonstrates how France’s savage 1956-62 war in Algeria continues to infect today’s atrocities. The absolute refusal to contemplate Saudi Arabia’s role as a purveyor of the most extreme Wahabi-Sunni form of Islam, in which Isis believes, shows how our leaders still decline to recognise the links between the kingdom and the organisation which struck Paris. And our total unwillingness to accept that the only regular military force in constant combat with Isis is the Syrian army – which fights for the regime that France also wants to destroy – means we cannot liaise with the ruthless soldiers who are in action against Isis even more ferociously than the Kurds.
Whenever the West is attacked and our innocents are killed, we usually wipe the memory bank. Thus, when reporters told us that the 129 dead in Paris represented the worst atrocity in France since the Second World War, they failed to mention the 1961 Paris massacre of up to 200 Algerians participating in an illegal march against France’s savage colonial war in Algeria. Most were murdered by the French police, many were tortured in the Palais des Sports and their bodies thrown into the Seine. The French only admit 40 dead. The police officer in charge was Maurice Papon, who worked for Petain’s collaborationist Vichy police in the Second World War, deporting more than a thousand Jews to their deaths.
Omar Ismail Mostafai, one of the suicide killers in Paris, was of Algerian origin – and so, too, may be other named suspects. Said and Cherif Kouachi, the brothers who murdered the Charlie Hebdo journalists, were also of Algerian parentage. They came from the five million-plus Algerian community in France, for many of whom the Algerian war never ended, and who live today in the slums of Saint-Denis and other Algerian banlieues of Paris. Yet the origin of the 13 November killers – and the history of the nation from which their parents came – has been largely deleted from the narrative of Friday’s horrific events. A Syrian passport with a Greek stamp is more exciting, for obvious reasons.
A colonial war 50 years ago is no justification for mass murder, but it provides a context without which any explanation of why France is now a target makes little sense. So, too, the Saudi Sunni-Wahabi faith, which is a foundation of the “Islamic Caliphate” and its cult-like killers. Mohammed ibn Abdel al-Wahab was the purist cleric and philosopher whose ruthless desire to expunge the Shia and other infidels from the Middle East led to 18th-century massacres in which the original al-Saud dynasty was deeply involved. 

The present-day Saudi kingdom, which regularly beheads supposed criminals after unfair trials, is building a Riyadh museum dedicated to al-Wahab’s teachings, and the old prelate’s rage against idolaters and immorality has found expression in Isis’s accusation against Paris as a centre of “prostitution”. Much Isis funding has come from Saudis – although, once again, this fact has been wiped from the terrible story of the Friday massacre.
And then comes Syria, whose regime’s destruction has long been a French government demand. Yet Assad’s army, outmanned and still outgunned – though recapturing some territory with the help of Russian air strikes – is the only trained military force fighting Isis. For years, both the Americans, the British and the French have said that the Syrians do not fight Isis. But this is palpably false; Syrian troops were driven out of Palmyra in May after trying to prevent Isis suicide convoys smashing their way into the city – convoys that could have been struck by US or French aircraft. Around 60,000 Syrian troops have now been killed in Syria, many by Isis and the Nusrah Islamists – but our desire to destroy the Assad regime takes precedence over our need to crush Isis. 
The French now boast that they have struck Isis’s Syrian “capital” of Raqqa 20 times – a revenge attack, if ever there was one. For if this was a serious military assault to liquidate the Isis machine in Syria, why didn’t the French do it two weeks ago? Or two months ago? Once more, alas, the West – and especially France – responds to Isis with emotion rather than reason, without any historical context, without recognising the grim role that our “moderate”, head-chopping Saudi “brothers” play in this horror story. And we think we are going to destroy Isis...
Robert  Fisk, The Independen, 16 Kasım 2015