çin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21.11.17

Dünyanın değişen halleri


Geçen haftaya, ABD Başkanı Trump’ın Asya gezisine ve Zimbabwe’de ordunun yönetime el koymasına ilişkin haberler damgasını vurdu. Bu haberler ve yorumlarda dünyanın, mali krizden bu yana şekillenmekte olan “yeni resmine” ilişkin çok ilginç örnekler vardı.
Bu örneklerden ikisi özellikle dikkatimi çekti: The Atlantic dergisinde yayımlanan bir haber-yorum, “İlk teması (uzaylılarla) Çin kurarsa ne olur” diye soruyordu. Bir Washintgon Post haberinde, Zimbabwe’de gerçekleşen askeri darbenin arkasında Çin’in olduğu ya da en azından, Çin’in onayının alındığını iddia ediliyordu. ABD liderliğindeki Batı merkezli dünyanın “düzeni” dağılırken, ABD’nin de kültürel siyasi alanda sahip olduğu kimi ayrıcalıkların kaybolmaya başladığı görülüyor.
 
Kültürel ve siyasi ayrıcalıklar...
Özellikle 1950’lerde ilk UFO haberleri, kaçırılma fantezileri başladığından bu yana, gerek kurgu bilim dalında (Doğu Bloku’nda, Stanislaw Lem, Arkady & Boris Stugatsky kardeşler gibi yazarlar olsa da), öykü, roman ve nihayet filmlerde, akla ilk önce janrın isim babası F. J. Ackerman da olmak üzere ABD’li yazarlar, film yapımcıları gelirdi. Uzaylılarla ilk teması (first contact) ABD kuracaktı. Bu amaçlı ilk parabolik yansıtıcı teleskop, SETİ projesi ABD’de kuruldu. Kurgubilim dalındaki filmleri, TV dizilerini düşününce de, Tarkovsky’nin Solaris’i bir yana, akla önce ABD kaynaklı filmler gelir. Bu alanlarda adeta bir ABD tekeli vardı. İlk güçlü bilgisayar ve yazılım şirketlerinin ABD’de doğmuş olması da bu “tekel” algısını güçlendiriyordu
Askeri darbelere gelince, Soğuk Savaş boyunca, özellikle 1960’lar ve 70’lerde akla, dünyanın bir ucundan öbürüne, Şili, Arjantin, Brezilya, Türkiye, Tayland örneklerinde olduğu gibi, öncelikle ABD gelir. Her darbeci generalin (cuntacıların, sorgulama/işkence uzmanlarının) ABD eğitimli olması, ya da darbeden önce ABD’yi ziyaretleri adeta, komplo teorilerine bile girmeyecek kadar sıradan olaylardı.
Kısacası, uzaylılarla olası bir ilk temas, kurgubilim ve askeri darbelere karar veya onay vermek ABD ayrıcalıkları, hegemonya dinamiklerinin kültürel siyasi bileşenleriydi.
 
Ve yeni gelenler...
Dünyada ekonomik, siyasi, askeri dengeler değişirken, değişikliklerin bir göstergesi olarak, ABD’nin ayrıcalıklar alanına şimdi Çin’in girmeye başladığı görülüyor.
The Atlantic dergisindeki makale, Çin’in, uzaydan gelebilecek uygarlık sinyallerini alabilmek için kurduğu dünyanın en büyük (Porto Rico’daki Aracibo dinleme istasyonundakinin iki katı çapında) uzay dinleme teleskopunu anlatıyordu. Çin, geçen yıllarda, süper bilgisayar, kuantum iletişimi gibi iki stratejik teknoloji dalında da liderliğe yükselmişti.
Çin Bilimler Akademisi, teleskopun açılışına, Cixin Liu isimli bir kurgubilim yazarını da çağırmış. Doğrusu, Liu’den ve eserlerinden haberim yoktu, Liu 2015’te, Üç Kütle Problemi (Three Body Problem) isimli üç ciltlik eseriyle, kurgubilim alanının en saygın ödülü olan Hugo ödülünü almış. Obama bu üç cildi adeta bir solukta okumuş. Ben de hemen okumaya başladım. I. cildi iki günde bitirdim. Okuyunca da, bilimsel hipotezler, teknolojik gelişme, toplumsal dinamikler, uluslararası siyaset, bireylerin psikolojileri, bir başka uygarlığın betimlenmesi gibi alanlarda, bu kadar zengin bir yapıtla bugüne kadar karşılaşmamış olduğumu düşündüm. II. cildi bitirirken hâlâ aynı düşüncedeyim.
Zimbabwe’deki askeri darbede de Çin’in izleri görülüyor. Washington Post’un aktardığına göre, darbenin lideri, Gen. Constantino Chiwenga, darbeden iki hafta önce, Çin Savunma Bakanı Chang Wanquan ile Pekin’de bir toplantı yapmış. Kimi yorumcular, Çin’in bugüne kadar rejim değişikliği düşüncesinden uzak durduğuna işaret ediyorlar ama Washington Post’a göre, karşımızda bir durum var: “Çin’in bir aktör olduğu konuşuluyor, ABD’nin ise adı geçmiyor”. Ben de, ÇKP’nin son parti kongresinde onaylanan “yeni düşünceye” (Bkz: “Çin tipi işler”, 02/11/2017) çok uygundur diye düşünüyorum.
 Ergin Yıldızoğlu, Cumhuriyet, 20 Kasım 2017

15.7.09

Rabia Kadir kime hizmet ediyor

BAŞLIKTAKİ soru bana ait değil. Geçen hafta sonu Rabia Kadir’in Ejder Savaşçısı kitabından bir bölüm aktarınca mail yağmuruna tutuldum.
Bazı okurlar ‘bir kadın liderin doğuşunu’ anlatan dokunaklı satırları gözyaşları içinde okumuş, bazıları ise ‘sen asıl Rabia’nın arkasında kimler var ona bak!’ demiş.
Sadece okurlar değil geçen hafta katıldığım birçok sohbette aynı soruyla karşılaştım.
Özetle söylenen şu: Bu olayların arkasında Çin’in bölünmesini isteyen Amerika var. G-8 Zirvesi öncesi protestoların başlaması tesadüf olamaz. Baksanıza Çin Devlet Başkanı zirveye gidemedi. Gitse Amerika’ya kafa tutacak doların rezerv para olmaktan çıkmasını isteyecekti. Uygur Türklerine yapılanlar üzücü ama onların da bu oyuna gelmemesi gerekiyor.

* * *

Bitmedi, dahası var.
‘Rabia Kadir öyle anlattığınız gibi Uygurlar için mücadele eden masum bir lider değil. Kimlerle irtibatlı olduğuna bakarsanız kime hizmet ettiğini de anlarsınız!’
Verso Araştırma’dan Erhan Göksel gönderdiği e-mail’de ‘kime hizmet ettiğinin resmidir’ notu ile kanıtları da sunmuş.
Neymiş kanıtlar? Üç muhteşem fotoğraf.
1- Rabia Kadir Amerika Başkanı Bush’la birlikte gülümserken.
2- Bir protesto gösterisi esnasında Uygur ve Amerikan bayrakları altında yürürken.
3- Amerikan senatosunun önünde yapılan konuşmayı dinlerken.

* * *

Açıkçası Amerika ya da başka bir gücün Çin’le ilgili ‘gizli planlarını’ bilmiyorum.
Ha bilmiyor olmam, olmadığı anlamına gelmez...
Fakat kerameti kendinden menkul bir Çinperestlik adına, Uygur Türklerinin dünya kamuoyunda ilk defa bir yüze kavuşmasını sağlayan, bunun da bedelini Çin işkencesinden geçerek misliyle ödemiş olan Rabia Kadir için söylenenlere, tek kelimeyle ‘insaf’ diyorum.
Arkadaşlar Rabia Kadir Amerika’ya keyfinden gitmedi.
Altı yıllık cezaevi işkencesinden sonra servetini, çocuklarını, ata yurdunu terk etmek zorunda kaldığı için sürgüne gitti.
Baskı ve zulüm gören halkının geleceğini yeniden inşa edebilmek için Amerika’ya sığındı. Elbette orada Bush dâhil tüm siyasetçilerle görüşecek.
Amerikan Kongresi’nde halkının acılarını dile getirecek. Bundan doğal ne olabilir?

* * *

Ha Amerika’nın gizli ya da açık bir takım politikaları vardır ve o politikanın içinde Uygurlara destek vermek şu anda Amerika’nın işine geliyordur…
E ne olmuş yani?
Yarın da işine gelmez desteği keser!
Bu Uygur Türklerinin yaşadığı zulmü ve Rabia Kadir’in Ejder Savaşçısı olarak verdiği mücadeleyi ortadan kaldırır mı?
Tabii ki kaldırmaz. Çünkü Uygur Türklerinin Doğu Türkistan’da yaşadıkları sorun her şeyden önce bir iç sorun. Hiçbir toplumsal mücadele sadece ‘dış mihrakla’ harekete geçmez.
Öyle olsa bu işleri gayet iyi bilen Çin oturup Amerika’nın kendisini istikrarsızlaştırmasını beklemez, önce Zencileri sonra da Hispanikleri kışkırtırdı.
Ama yapamaz! Amerika süper güç olduğu için değil, ekonomik krize rağmen içerisi böylesi bir kışkırtmaya müsait olmadığı için.
Yarın Amerika baskıcı bir rejime dönüşsün görün bakın neler oluyor.

* * *

Gelelim şu rezerv para meselesine.
Azıcık ekonomi bilgisi olan doların aşırı değer kaybetmesi ve bir süre sonra rezerv para olmaktan çıkmasının (mümkündü değildi ayrı bir tartışma) en başta Çin’i vuracağını bilir. Çünkü Çin GSMH’sının neredeyse yarısı (yaklaşık 1.5 trilyon dolar) şu anda Amerikan hazinesine park etmiş durumda. Doların rezerv para olmaktan çıkma süreci hızla değerini düşüreceği için Amerika’dan önce Çin hazinesini vurur.
Şu küresel kriz ortamında Çin ve Amerika zannettiğimizden daha fazla bir birine bağımlı. Dolayısıyla her şeyi ‘dış mihrakla’ açıklayan klasik komplo teorilerini bir kenara bırakıp, iç ve dış dinamikleri birlikte anlamaya çalışmakta büyük yarar var.
Amerika ya da Çin hangi hesabın içinde olursa olsun Rabia Kadir şiddetten uzak duran bilgece tavrıyla herkesten ve her şeyden önce Uygur Türklerine hizmet ediyor.
Eyüp CAN, Hürriyet, 15 Temmuz 2009

30.4.08

Japonya’nın tek pandası Ling Ling öldü

Japon yetkililer 22,5 yaşında kalp krizi geçiren Ling Ling için, “Dolu dolu yaşadı” dedi.


TOKYO - Tokyo’daki Ueno Hayvanat Bahçesi yetkililerinden Motoyasu Ida, 22,5 yaşında olan (insan yaşına göre 70) pandanın, dolu dolu yaşadığını ve huzur içinde öldüğünü söyledi.
1985’te Çin’in başkenti Pekin’deki bir hayvanat bahçesinde doğan Ling Ling, Çin ile Japonya arasında diplomatik ilişkilerin kuruluşunun 20. yılı dolayısıyla 1992’de Japonya’ya hediye edilmişti ve Japonya’ya ait tek pandaydı. Ülkenin çeşitli hayvanat bahçelerinden bulunan 8 panda ise Çin’den “kiralanmış”.

Çin Devlet Başkanı Hu Jintao’nun 6-10 Mayıs arasında Japonya’yı ziyaret etmesi bekleniyor. Bazı söylentilere göre, iki ülke arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesi amacıyla Pekin bir jest yapacak ve panda kiralanmasıyla ilgili bir anlaşma yapılacak...
www.ntvmsnbc.com 30 Nisan 2008 Çarşamba