12. Dalga'nın kodları
Dünkü Milliyet'te Can Dündar'ın yazısından kafasının karıştığını anladım. Eğer meselelere onun gibi bakıyorsanız, sizin de karışması için elverişli ortam var. Hele bir de bunu yetniyetme komplo teorisyenlerinin saçma fikirleriyle birleştirirseniz... Can Dündar'ın da durumu bu. Obama'nın gelişinden Ergenekon'a, Yazıcıoğlu'nun ölümünden Fethullah Gülen'in açıklamalarına kadar her şeyin altında başka planlar yattığını düşünüyor, hepsini birbirine bağlamaya çalışıyor.
Oysa birkaç adım dışarıdan bakınca her şey o kadar net ki...
Ergenekon soruşturması kapsamında dün yaşanan dalga da aslında Türkiye'de yaşanan sürecin nasıl netleştiğinin işareti.
Dünkü yapılan bir 'tehdit ve korku' operasyonuydu. Ama tarih bize göstermiştir ki bir yerde tehdit ve korku baş göstermeye başlamışsa bu aynı zamanda bir çöküş işaretidir: Korkutanlar açısından...
İŞTE PANİĞİ TETİKLEYEN DÖRT NEDEN
1- BOP çöktü: Bir önceki Amerikan yönetiminin Türkiye'yi de kullanarak yaratmaya çalıştığı Büyük Ortadoğu Projesi ellerinde patladı. Erdoğan'ın başkanlığı da tatlı bir geçmiş anısı sadece.
2- Ilımlı İslam'ın sonu: ABD'nin Türkiye'ye biçtiği Ilımlı İslam kostümünün üzerimize oturmadığı nihayet anlaşıldı. Bu kıyafeti bizzat terzisi yırttı. Türkiye, daha evvel girdiği bu yoldan saparak 'Laik ve Demokratik Cumhuriyet' eksenine yeniden yöneldi. Liberallerin, Cemaat'in etkisine rağmen içerideki ulusalcı direnç etkili oldu. Sindirme operasyonlarına karşılık bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni savunanlar kazandı.
3- Fethullah Gülen Cemaati zayıflıyor: Bugüne kadar uysal, sakin veolayların dışında duran Gülen'den ardı ardına salvolar gelmeye başladı. Önce 'Gatakulli', ardından da Yazıcıoğlu'nun ölümündeki komplo teorileri. Belli ki Gülen zayıfladığını fark ettikçe panikliyor, panikledikçe de konuşmaya başlıyor. Suskunluk unutuldu. Bu paniğin bir başka işareti Said-i Nursi vurgusunun yok olması, belli ki Hocaefendi'nin egosu öyle büyük patlama yapmış ki Said-i Nursi'den bile kendini üstün görmeye başladı. Bu gibi ego patlamaları her zaman için insanı serinkanlılık ve mantıktan uzaklaştırır; çoğu zaman da panik tetikler... Bir başka gelişme de şu oldu: Amerika, İslam dünyasıyla arasını düzeltmek için dışarıdan bir aracıya gerek duymadığını, bunu Barack 'Hüseyin' Obama sayesinde yapabileceğini fark etti. Fethullah Gülen sadece 'yedek güç' olarak tutuluyor artık, eski etkinliği yok.
4- AKP'nin düşüş süreci: Kendine aşırı özgüveniyle tanıdığımız Başbakan'ın yerel seçim gecesi konuşması gerçek bir panik ve tedirginlik işaretiydi. AKP çöküş sürecine girdi, bunu liberaller kabullenmese de Başbakan fazlasıyla farkında ve ne yapacağını düşünüyor. İki buçuk sene sonraki seçimlerde AKP belki tamamen yok olmayacak ama yüzde 38'e gerileyen oyların inişi sürecek gibi görünüyor. Bu da ciddi bir panik havası estiriyor. AKP'nin teşkilat içinde de kellesi giden bakanlardan sonra karışıklık yaşanacağı kesin.
Görüyorsun Can, bütün bu gelişmeleri birleştirdiğin zaman ortaya çok da karmaşık bir tablo çıkmıyor. Kafanı bulandırmana gerek yok... Biraz uzaktan bak ve paniği gör...
Ancak o panği görünce bir zamanlar Cumhurbaşkanı adayı olması için teklif götürülen Mehmet Haberal'ın gözaltına alınmasını, Türkiye'ye sayısız hizmet vermiş muhteşem bir insan Türkan Saylan'a uygulanan baskıyı anlarsın...
Bu Ergenekon'un 'de facto' bittiği anlamına da gelir; soruşturmanın temelini oluşturan Tuncay Güney ifadelerinin işkence altında alındığının ortaya çıkmasından, İlhan Selçuk'un gözaltından sonra bir başka işarettir.
Tek bir anlamı vardır 12. Dalga'nın... Tehdit ve korku yaratmak... Ayaklarının altındaki toprak kaymaktadır, onun paniğidir tetikleyen.
Oysa birkaç adım dışarıdan bakınca her şey o kadar net ki...
Ergenekon soruşturması kapsamında dün yaşanan dalga da aslında Türkiye'de yaşanan sürecin nasıl netleştiğinin işareti.
Dünkü yapılan bir 'tehdit ve korku' operasyonuydu. Ama tarih bize göstermiştir ki bir yerde tehdit ve korku baş göstermeye başlamışsa bu aynı zamanda bir çöküş işaretidir: Korkutanlar açısından...
İŞTE PANİĞİ TETİKLEYEN DÖRT NEDEN
1- BOP çöktü: Bir önceki Amerikan yönetiminin Türkiye'yi de kullanarak yaratmaya çalıştığı Büyük Ortadoğu Projesi ellerinde patladı. Erdoğan'ın başkanlığı da tatlı bir geçmiş anısı sadece.
2- Ilımlı İslam'ın sonu: ABD'nin Türkiye'ye biçtiği Ilımlı İslam kostümünün üzerimize oturmadığı nihayet anlaşıldı. Bu kıyafeti bizzat terzisi yırttı. Türkiye, daha evvel girdiği bu yoldan saparak 'Laik ve Demokratik Cumhuriyet' eksenine yeniden yöneldi. Liberallerin, Cemaat'in etkisine rağmen içerideki ulusalcı direnç etkili oldu. Sindirme operasyonlarına karşılık bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni savunanlar kazandı.
3- Fethullah Gülen Cemaati zayıflıyor: Bugüne kadar uysal, sakin veolayların dışında duran Gülen'den ardı ardına salvolar gelmeye başladı. Önce 'Gatakulli', ardından da Yazıcıoğlu'nun ölümündeki komplo teorileri. Belli ki Gülen zayıfladığını fark ettikçe panikliyor, panikledikçe de konuşmaya başlıyor. Suskunluk unutuldu. Bu paniğin bir başka işareti Said-i Nursi vurgusunun yok olması, belli ki Hocaefendi'nin egosu öyle büyük patlama yapmış ki Said-i Nursi'den bile kendini üstün görmeye başladı. Bu gibi ego patlamaları her zaman için insanı serinkanlılık ve mantıktan uzaklaştırır; çoğu zaman da panik tetikler... Bir başka gelişme de şu oldu: Amerika, İslam dünyasıyla arasını düzeltmek için dışarıdan bir aracıya gerek duymadığını, bunu Barack 'Hüseyin' Obama sayesinde yapabileceğini fark etti. Fethullah Gülen sadece 'yedek güç' olarak tutuluyor artık, eski etkinliği yok.
4- AKP'nin düşüş süreci: Kendine aşırı özgüveniyle tanıdığımız Başbakan'ın yerel seçim gecesi konuşması gerçek bir panik ve tedirginlik işaretiydi. AKP çöküş sürecine girdi, bunu liberaller kabullenmese de Başbakan fazlasıyla farkında ve ne yapacağını düşünüyor. İki buçuk sene sonraki seçimlerde AKP belki tamamen yok olmayacak ama yüzde 38'e gerileyen oyların inişi sürecek gibi görünüyor. Bu da ciddi bir panik havası estiriyor. AKP'nin teşkilat içinde de kellesi giden bakanlardan sonra karışıklık yaşanacağı kesin.
Görüyorsun Can, bütün bu gelişmeleri birleştirdiğin zaman ortaya çok da karmaşık bir tablo çıkmıyor. Kafanı bulandırmana gerek yok... Biraz uzaktan bak ve paniği gör...
Ancak o panği görünce bir zamanlar Cumhurbaşkanı adayı olması için teklif götürülen Mehmet Haberal'ın gözaltına alınmasını, Türkiye'ye sayısız hizmet vermiş muhteşem bir insan Türkan Saylan'a uygulanan baskıyı anlarsın...
Bu Ergenekon'un 'de facto' bittiği anlamına da gelir; soruşturmanın temelini oluşturan Tuncay Güney ifadelerinin işkence altında alındığının ortaya çıkmasından, İlhan Selçuk'un gözaltından sonra bir başka işarettir.
Tek bir anlamı vardır 12. Dalga'nın... Tehdit ve korku yaratmak... Ayaklarının altındaki toprak kaymaktadır, onun paniğidir tetikleyen.
Oray Eğin, Akşam, 14 Nisan 2009