domuz gribi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
domuz gribi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.11.09

İster gülün ister düşünün!

BUGÜN sizlere Mevlüt Özcan’ın, Milli Gazete’de yayımlanan köşe yazısını aynen aktaracağım.
Amacımın tembellik olmadığını yazıyı okuyunca anlayacaksınız.
Bu yazıyı okurken ben çok güldüm. Eminim ki sizler de güleceksiniz.
Dileyenler de biraz güldükten sonra, hurafelerin dini inanış kılığı altında masum Müslümanlara nasıl dayatıldığını da düşünebilirler. Bilim dışılığın, dünya gerçeklerinden kopukluğun yetkin bir örneği çünkü bu yazı!
Sizi Mevlüt Özcan’ın “İnsanlara domuz eti yedirenlerin akıbeti” başlıklı yazısı ile baş başa bırakıyorum. Yazım hataları da dahil olmak üzere metin üzerinde hiçbir değişiklik yapmadığımı, kısaltmadığımı, aradan bölüm çıkartmadığımı bir kez daha söylemiş olayım:

* * *

Biyolojik olarak insan, ortalama 150 yıl yaşayabilir.
Günümüzde domuz eti ve diğer kısımları yenmiyen yerlerde meselâ, Kafkasya’da 130-150 yaşlarında sihhatli insanlar yaşıyorlar.
Domuz mamullerinde grip virüsünün mevcudiyetinden şüphe yoktur. Günümüzde bu ‘domuz gribi’ olarak çok yaygındır. Kim domuz mamullerini doğrudan veya yiyeceklere katılmış olarak yerse (ki, bunlar her çeşit sucuk, salam ve sosislerde mevcuttur) otomatik olarak grip virüsünü de almış olur. Bu virüs vücutta en müsait olan akciğer dokularına gider ve yerleşir. Orada gelişmesi için müsait bir ortam buluncaya kadar bekler. Meselâ ilkbaharda vitamin eksikliği sebebiyle hastalık çoğalır, grip salgını her tarafta kol gezer.
Domuz mamullerinin tam bir insan zehiri olduğu isbat edilmiştir. Domuz denilen zehir vücuda alınınca, vücudun normal zehir atma organları tarafından atılması mümkün değildir. Yani urin, nefes yolları, dışkı, ter ve deri yollarından bu zehir atılamaz. Bu zehir sadece hastalık şekillerinden iltihaplar, iç ve dış iltihaplı hastalıklar gibi yollarla insan vücudundan atılabilir. Çünkü insan vücudu, domuz etinde ve diğer kısımlarında mevcut olan zehiri tabii yollarla atabilecek bir durumda yaratılmamıştır. Vücut derhal zorlanarak akıl almaz hastalıklara düçar olur. Bu hastalıkları daha sonraki yazılarımızda inşaallah ele alacağaz.
Domuz mamullerini yiyen insanlarda domuz melaneti vücuda yerleşir. Böylece zamanla o insanlar domuza benzemeye başlarlar.
Biliyor musunuz?
Domuz ve saksağan eşcinseldir. Dünyada sadece bu iki hayvan eşcinseldir. Bir de özellikle son yıllarda insan neslinden eşcinsel olanların sayısı tahminlerin üzerinde bir düzeyde seyretmektedir. Bugün Avrupa ve Amerika gibi ülkelerde eşcinsellik tahmin bile edilemez miktarlara ulaşmıştır. Bu ülkelerde eşcinsellerin birbirleriyle resmi evlilikleri devletlerce kayıt altına alınmaktadır. Bunun domuz mamullerini yemekle çok yakından alakası vardır.
Ülkemizde de durum hiç iç açıcı değildir. En küçük kasabalara varıncaya kadar umumi helâların kabin kapılarının arkasına yazılan ilanlar durumun vehametini göstermektedir. Her ne kadar bunlar görmezden gelinse de yakın bir zamanda büyük patlamalara sebebiyet vereceği açıktır. Ülkemizde de bu kasırganın, domuz mamullerinin ne kadar çok tüketildiğinin ve meydana getireceği belânın boyutlarını göstermektedir.
Hükümet domuz mamullerinin kasaplarda, market reyonlarında satılmasına izin vermekle, 2 domuzu olana domuz yetiştirme kredisi açmakla, domuz çiftliklerini çoğaltma zemini hazırlamakla ülkemizin idam sehpasını kurmuştur. “Domuz gribi” bu sehbanın başına geçen celattır. Bu cellat kimlerin ilk elde ipin çekecek, ömrü olanlar buna şahit olacaklardır. Şunu da ifade etmiş olalım: Domuz yetiştirilmesine kolaylıklar sağlayanlar, yetiştirenler, milletimize bu hayvanın mamullerini habersizce yedirenler dünya ve ahirette bunun bedelini çok ağır ödeyeceklerdir.
Bunun böyle olması da Allah (CC)’ın adaletinin sonucudur.”


Aşı yaptırmayı neden istemiyorlar?

MEVLÜT Özcan’ın bu yazısı İslamcı kesim için tekil bir örnek sayılmaz.
Kendisini siyasal İslam davasına adamış herkes, akla ve bilime aykırı bu tür palavraları kolayca atabilir ve hatta daha da kötüsü kendisi de gerçekten buna inanıyor olabilir!
Başbakan’ın “domuz gribi aşısı yaptırmama” kararının arkasındaki nedenlerden birinin de bu olduğunu düşünüyorum.
Domuz gribinin, domuz eti yemekle yayıldığına ve domuz gribi aşısında domuz hücreleri bulunduğuna inandırılmış kitlelerin tepkisinden de çekinmiş olmalı.
Elbette bunun da bir üst vahamet derecesi var: Başbakan da aynı şeye inanıyor olabilir!
En sevdiği gazetelerdeki, en sevdiği yazarlar bu kafada olduğuna göre, Başbakan’ın farklı düşüneceğini varsaymamızı gerektiren herhangi bir dayanağımız da yok demektir.
Ama yine de haksızlık etmemek için, Başbakan’ın bu tavrının bu tür yazılarla beyni zehirlenmiş kitlelerin tepkisinden çekinmek olduğunu varsaymak istiyorum.
Mehmet Yılmaz, Hürriyet, 7 Kasım 2009

5.5.09

İŞTE DÜNYAYI SARSAN DOMUZ GRİBİNİN NEDENİ

“Kuş gribi olayının çok benzeri ile karşı karşıyayız. Bu olayın Türkiye’yi etkilemesi kuvvetle muhtemeldir. Domuz yetiştirilmediği için sevinilmesin. Çünkü artık virüsün domuzlarla bir ilgisi kalmadı. İnsandan insana yayılıyor. Grain adlı uluslar arası biyoçeşitlilik kuruluşu gene uyarıyor. (www.grainorg/articles/?id=48) Olay aynen kuş gribinde olduğu gibi endüstriyel tarımın bir sonucudur. Hayvancılıkta bu sisteme fabrika tarımı da deniyor. Kapalı ortamlarda tavuk, domuz veya inekler sıkışık ortamlarda tamamen hazır kesif yemlerle, bazen birbirlerinin gübrelerini de yedirterek yetiştiriliyor. Bu sistemde üretilen hayvanların ürünlerinin besleme açısından insan için hastalık üretici özelliği bir yana bu sıkışık ortamın kuş gribi benzeri seri katiller üretmesi kaçınılmaz oluyor. Ülkemizde kuş gribi hep köy tavukçuluğu ile ilgili gibi görünmüştü. Hâlbuki bütün dünya örneklerinde çıkış noktasının endüstriyel çiftlikler olduğu kesin bir gerçektir. Ancak o zamanlar nerede ise her ülkede (ülkemiz dâhil) sağlık ve tarım bakanları köy tavukçuğuna suçu atarak yok edilmeleri için öneride bulunmuşlardı. Neyse ki bunu istedikleri düzeyde gerçekleştiremediler.
Bu satırların yazıldığı saate kadar Meksika’da 150 kişi domuz gribi denilen, gerçekte domuz, kuş ve insan grip suşlarının genetik bir kokteylinden oluşan yeni bir domuz gribi suşundan öldüler. Bu yeni virüs insandan insana geçme özelliği kazandı ve sağlıklı bir insanı bile öldürebiliyor. Bu virüsün tam olarak çıkış yeri bilinmese bile Meksika ve ABD’nin büyük endüstriyel çiftliklerinden çıktığı açıktır.
Uzmanlar uzun yıllardır büyük boyutlu hayvancılık işletmelerinin yeni yüksek derecede zararlı grip suşlarının ortaya çıkışı ve yayılması için mükemmel bir çoğalma ortamı yarattığı konusunda uyarılar yapıyorlardı. Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Sağlık Enstitülerinden (NIH) bir uzman 2006 yılında “yoğunlaştırılmış hayvan besleme işlemlerinin çok sayıda hayvanı bir araya getirmesi nedeniyle, virüslerin karışması ve iletilmesini kolaylaştığını” söylemişti. (Mary J. Gilchrist ve ark. "The Potential Role of CAFOs in Infectious Disease Epidemics and Antibiotic Resistance," Journal of Environmental Health Perspectives, 14 November 2006)
Salgının merkezi olan Meksika’da Veracruz eyaletinin La Gloria kentinde halk bir solunum yolu hastalığı salgını için yetkilileri uyarıyorlar ancak doğru dürüst karşılık alamıyorlardı. Halk sorunun kentlerinde yeni kurulan ve dünyanın en büyük domuz üreticisi olan Amerikalı Smithfield şirketinin bir kolu olan Granja Carroll adlı büyük bir domuz işletmesinden kaynaklandığını ileri sürüyorlardı. Sonunda yöneticiler testler yaptırdılar ve bir solunum hastalığı olduğunu söylediler. Ancak hastalığın ne olduğu tam olarak belirtilmedi. Şirket her türlü ilişkiyi reddetti. 27 Nisanda domuz gribi hastalığının salgın yaptığı Meksikalı yetkililerce açıklandığında ilk vakanın dört yaşında ve La Gloria’lı bir çocuk olduğu belirtildi. (Andrés T. Morales, "Cerco sanitario en Perote, tras muerte en marzo de bebé por gripe porcina," La Jornada, 28 April 2009: http://www.jornada.unam.mx/2009/04/28/index.php?section=politica&article=012n2pol)
La Gloria kentinde epeyce tavuk işletmesinin de bulunduğu bildirilmektedir. Bunlardan biri olan ve kente sadece 50 kilometre mesafede olan Meksika’nın en büyük tavukçuluk şirketi olan Granjas Bachoco’da kuş gribi salgını da görülmüş idi. Tavuk çiftliklerinde gübre, tüy, altlıktan oluşan malzeme domuz çiftliklerinde yem olarak da kullanılmaktadır. Bütün bu faktörler domuz, kuş ve insan gribi arasındaki bu yeni oluşumları açıklamaktadır. La Gloria halkı Smithfield şirketinin durumuna yıllarca direndiler. Son aylarda garip hastalık konusunda yetkilileri uyardılar. Göz ardı edildiler. Onların sesleri ne Birleşmiş Milletlerin Dünya Sağlık Örgütünün küresel yeni hastalıklar gözlem sisteminde ne de Uluslararası Hayvan Hastalıkları Kuruluşunun küresel hastalık alarm sistemi üzerinde en ufak bir etki bile yaratmadı.
Endüstriyel şirketler olayların üstünü örtmektedirler. Şu anda ayrıca ilaç sanayi krizden bir yarar sağlama konumundadır. Roche, Gilead and Glaxo SmithLine antiviral ilaçlar üzerinde tekel sahibidirler.
Sorunun çözümü için Meksika ve Kuzey Amerika’da büyük domuz ve tavuk şirketleri üzerinde şeffaf bağımsız bir soruşturma açılması önerilmektedir. Dünya çapında fabrika tarımına son verilmeli ve geriye çevrilmelidir. Diğer yandan dünyanın birçok ülkesinde sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi süreci bu gibi salgınlarla başa çıkma kapasitesini hızla ortadan kaldırmaktadır. Sağlık hizmetlerinde özelleştirme durdurulmalıdır.
Prof. Dr. Tayfun Özkaya
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü
Odatv.com, 30 Nisan 2009