Kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9.2.10

Kedinin sahibi köpeğinkinden akıllı

Yapılan bir araştırmada kedi besleyenler köpeği olanlardan daha akıllı ve eğitimli çıktı.

LONDRA - Bristol Üniversitesi'nden araştırmacılar, daha akıllı olan kedi sahiplerinin evcil hayvanlarının yaşamlarının etkisine pek maruz kalmamayı tercih ettiklerini, uzun saatler çalışmaları nedeniyle yaşam biçimlerine uygun bir evcil hayvan seçtiklerini belirtiyor.

Araştırmacılar, köpeklerin aksine, kedilerin yürüyüşe çıkmalarının gerekmediğine ve küçük bir insan desteğiyle yaşamlarını sürdürebildiklerine işaret ediyor.

Araştırmanın başında yer alan Dr. Jane Murray, kedi veya köpek seçiminin gelirle ilgisi olduğunu düşünmediklerini, çünkü araştırmaya katılan evcil hayvan sahiplerinin gelirleri arasında pek fark bulunmadığını belirtti.

Kedilere köpeklerden daha az zaman harcandığını kaydeden Murray, bu nedenle kedilerin geç saatlere kadar çalışan ve trafikte uzun saatler geçiren eğitimli insanlar için daha popüler olduğunun altını çizdi.

2 bin 980 kişinin katıldığı ve Veterinary Record Journal dergisinde yayımlanan araştırmada, yüksek öğrenim yapmış ve daha eğitimli olanların, daha az eğitim görmüş olanlardan 1,36 kat daha fazla evlerinde kedi besledikleri, eğitimli olanların evlerinde üniversite mezunu olmayanlardan daha az köpek bulunduğu ortaya çıktı.

Araştırmada ayrıca, Britanya'da kedi ve köpek nüfusunun önceden tahmin edilenin yaklaşık iki katı, 20,8 milyondan fazla olduğu belirlendi.

AA Güncelleme: 19:26 TSİ 08 Şubat. 2010 Pazartesi

26.8.08

Bir kedi yavrusu olsaydım...

BENCE bizler boşu boşuna onlara hayvanları anlatıp duruyoruz, insanlar hayvanları yeterince tanıyorlar aslında.

Koyunun kopyasını çıkartan insanoğlunun zekásı, evinin saçağındaki kuşun yavrularına yiyecek taşırken sahip olduğu anne duygusunun boyutlarını nasıl bilemez?

Ya da önceki gün izledi insanlar:

Almanya'nın Münster Hayvanat Bahçesi'ndeki goril, ölen yavrusunu uyandırmak için onu kucağından bırakmadı, okşadı, sevdi, ağladı... Ertesi gün insanoğluna bir başka haber ulaşıyordu televizyonlardan, gazetelerden:

Avustralya'da Sydney açıklarında bir balina yavrusu, annesi zannettiği bir tekneyi emmek istiyordu. Millerce teknenin altında yol aldı, annesine (!) sokulmak istedi, ona seslendi, karnı acıkınca emmeyi denedi, ama olmadı.

Tüm dünya izledi bunu.

Her gün medyada yayınlanan bu tür haberler-görüntüler, kendi sağlığı söz konusu olunca gözle görülmeyen virüslerin-mikropların dünyasını çözen insanoğluna, bahçesindeki hayvanların da duyguları olduğunu anlatmaya yetmez mi sizce?

Bal gibi yeter...

*

Ama genelde ahlaki değerlerden yoksundur insan.

Merhametsiz...

Sevgisiz...

Ve çıkarcıdır...

Toplumun içinde kalma zorunluluğu, öğretiler, kurallar, yasalar, onu öyle düzgün tutsa da bir kedi yavrusu ile baş başa kaldığında onun gerçek kimliği ortaya çıkar. Fok yavrularının kürkleri için diri diri yüzülmelerinde ya da boğa güreşlerinde, o baskılar ortadan kalktığında, gerçek yüzünü görürsünüz insanın.

Kürk mağazalarına koşarken ya da arenalarda zavallı bir dananın kılıçla delinmesini çılgınca alkışlarken... Böyledir insanoğlu...

Acımasız, merhametsiz, çıkarcı...

*

Çevrenizdeki insanlara iyi bakın.

Savunması olmayan, güçsüz, korunmasız, kimsesiz, dilsiz canlılara merhamet göstermeyenlerden korkmalısınız.

Bir gün sizin gücünüz tükendiğinde, o insanlara muhtaç olduğunuzda, savunmasız kaldığınızda, bir parça kuru ekmeği esirgediği kediden hiç farkınız olmayacaktır.

Bir kedi yavrusu olsaydım...

Size dostlarınızı saysaydım...

Bekir Coskun, Hurriyet, 24.08.2008

13.7.08

Paspas gitmiş...

HER yaz Cunda’ya geldiğimizde onu evin arka kapısındaki paspasın üzerinde bizi beklerken bulmuştuk.

Tam altı yıl...

O uzun kışları nasıl geçirirdi, ne yer ne içerdi, o nasıl sabır ve sadakatti, biz hiçbirisini bilemezdik.

Bir defasında Paspas’ın bu vefasını yazmıştım. Kanal-B, Paspas’ın çekimini yapıp yayınlamıştı.

Her sonbahar ayrıldık ondan.

Eylül gelip terastaki sandalyeler içeri alındığında, panjurlar kapatıldığında, Paspas ayrılık vaktinin geldiğini anlar, bahçedeki çiçeklerin arasına sinip bizi izler, sonra kimseye gözükmeden ortadan kaybolurdu.

Belli ki o da bizim gibi ayrılıklara dayanamıyordu.

Ama Hayrettin, onun birkaç gün sonra dönüp geldiğini, bütün kış o paspasın üzerinde bizi beklediğini anlatırdı.

Bir defasında tam iki yaz gelememiştik Cunda’ya.

Döndüğümüzde Paspas, arka kapının önündeki paspasın üzerindeydi.

Beklemekten yorgun, hasta, zayıflamıştı ama sanki iki yıl değil de iki saat beklemiş gibi kalkmış, kuyruğunu bayrak gibi sallaya sallaya açılan kapıdan bizden önce girmişti içeriye.

*

Bu sene geldik, Paspas yok...

O olmadan kapıları açmak istemedik.

Uzun süre seslendik, sağa-sola baktık, bütün komşu bahçeleri aradık.

Su tası, yarısı yenilmiş yemek kabı, üzerinde bizi beklediği paspası orada duruyordu, ama kendisi yoktu.

Andree günlerce ağlaya ağlaya sokakları gezdi. Herkese sordu Paspas’ı. Ona benzetilen her kediye gidip baktı, o değil...

Kimi geceler arka taraftan gelen bir kedi sesi ile koştuk bahçeye.

Bence hayatta olsaydı, o paspasının üzerinde olacaktı... Ama yine de başına ne geldiğini asla bilemeyiz.

Bildiğimiz:

Paspas gitmiş...

Biz ona terk edilişin hüznünü yaşatmıştık.

Bu sefer sıra bizdeydi...

*

Ama asıl Paspas bize ne çok şey öğretmişti.

Çoğu insanda olmayan vefanın, sadakatin ve sabrın, küçük bir canlıdaki boyutlarını... Su tasını, yemek kabını, altı sene üzerinde bize beklediği paspasını ve insanlara verdiği dersleri bırakmıştı bize...

Gitmişti Paspas...
Bekir Coqkun, Hurriyet, 13.07.2008

18.3.08

Kedinin anavatanı Türkiye

Kedilerin kökeni hakkında 5 yıldan bu yana genetik araştırma yürüten California Üniversitesi uzmanlarından Leslie A. Lyons, Türkiye, İran, Çin, Kenya, İsrail, Mısır, Almanya, Amerika ve Brezilya’dan tam 1100 kediyi inceledi.

Washington Post gazetesinin haberine göre 39 farklı gen haritası elde eden Lyons, yaptığı analizler sonucunda kedilerin 10 bin yıl önce Türkiye’den dünyaya dağıldığı bilimsel olarak kanıtladı. Lyons, “Bundan tam 10 bin yıl önce kediler insanlarla ilk olarak bugünkü Türkiye toprakları üzerinde yaşamaya başladı. Kedigiller Türkiye’den Avrupa, Amerika ve diğer kıtalara göç yoluyla yayıldı” dedi.
Gazete Vatan, 18.03.2008

26.12.06

Komando gemiciler

Komando gemiciler

KARADENİZ’de dün gece fırtına patlayınca Amasra Limanı’na sığınmak isteyen Malta bandıralı kuru yük gemisi mendireğe çarparak sürüklendi ve kayalıklara oturdu. Gemi ile kayalıklar arasına gerilen 40 metrelik halat köprü yardımıyla komandolar gibi kıyıya inen gemiciler besledikleri kediyi kurtarmayı da ihmal etmedi.


Ukrayna’nın Ilichevsk Limanı’ndan, narenciye yüklemek üzere Bartın Limanı’na gitmekte olan Malta bandıralı ‘Flora 1’ adlı kuru yük gemesi, dün akşam Karadeniz'de fırtınaya yakalandı. Saat 23.45 sıralarında Amasra Limanı’na sığınmak isteyen ‘Flora 1’, fırtınanın etkisiyle mendireğe çarptı. Su almaya başlayan gemi, kontrolsüzce Ahlatlar mevkiine doğru sürüklenirken, kayalıklara oturdu.

10 mürettebatın bulunduğu gemiye yardım ulaştırılmak istendi ancak şiddetli fırtına nedeniyle Sahil Güvenlik botu ve balıkçı tekneleri gece boyu limandan çıkış yapamadı. Bu sırada jeneratörü de arızalanan gemiyle haberleşme kesildi.

Denizden gemiye ulaşılamazken, yardım için Ankara'dan gönderilen iki helikopter de yoğun tipi nedeniyle geri döndü. Filikayı indirerek karayı çıkmayı deneyen gemiciler başarısız oldu. Dalgaların kayalıklara sürüklediği filika hasar gördü. Bu arada bir gemici, sabah saatlerinde halatla gemiden indi ve 40 metre uzaklıkta bulunan bir kayaya halatın ucunu bağladı. Gerilen kalın halata halka geçirip zinciri bellerine bağlayan 4 gemici komandolar gibi kayarak kayalıklara inmeyi başardı.

Gemideki 5 kişi ise dev dalgalardan ürkerek inmek istemedi. Bu arada geminin sürüklendiği bölgeye ulaşan Sahil Güvenlik Komutanlığı’nda görevli bir üsteğmen halatla tırmanarak gemiye çıktı. Üsteğmen, gemide kalan 5 gemiciyi de inmeye ikna etti. 5 gemici de bunun üzerine halat köprünün yardımıyla kayalıkara ulaştı. Bu arada kayalıklarda ayağı kayan ve dengesini kaybeden bir gemici denize düştü. Büyük panik yaşayan gemiciler, yüzerek tekrar kıyıya yaklaşan arkadaşlarını kayalıklara çıkarmayı başardı. Dalgalarla ıslanan ve ısınmak için votka içen gemiciler, kurtarma çalışmalarına yardım eden Sahil Güvenlik ekibine teşekkür etti. Gemi mürettebatı, karaya çıkarken gemide besledikleri kediyi kurtarmayı da ihmal etmedi.

Gemiciler, kurtarma çalışmalarına katılan askerlerle birlikte yaklaşık 1 kilometre yürüyerek tepedeki yola ulaştı ve burada bekleyen ambulanslarla sağlık kontrolünden geçirilmek üzere Bartın Devlet Hastanesi’ne götürüldü.

KARAYA OTURAN GEMİNİN ALT AMBARLARI SU DOLDU

Bartın’ın Amasra İlçesi’nde kayalıklara oturan gemiden kurtulan mürettebatın isimleri belirlendi. Kaptan Nikola Mindow, Sergey Tsetsenov, Sergey Trofymenko, Jonj Suzanskiy, Sergey Aleks Todorov, Valeri Maydan, Vasili Aleksmin, Aleksandır Sergeyov, Mihail Çerkasov ve Aleksandır Viktor Ripomniyaşiy sağlık kontrolünden geçtikten sonra, pasaport işlemleri için Bartın Sahil Güvenlik Komutanlığı’na götürüldü.

Bu arada 82 metre boyundaki 1772 grostonluk geminin alt kısmının büyük zarar gördüğü, kazan dairesinin ve ambarlarının suyla dolduğu belirtildi.

Fırtınanın devam etmesi nedeniyle gemiyi kurtarmaya yönelik herhangi bir çalışma başlatılamadı.

Durmuş SEVİNDİK- Halil TEKİN- Barış DOĞAN/BARTIN, (DHA)