27.3.12

Balyoz Hakimi'nden ilginç sözler: Konuşun, konuşun, bunlar size geri dönecek

Balyoz Hakimi'nden hukuk dersi: Konuşun, konuşun, bunlar size geri dönecek!

Balyoz Davası'nı izlemek için dün Silivri'deydim. Benim şansıma
duruşma, başlamadan bitti!

Nasıl mı?

Anlatayım:

Mahkeme Başkanı, önce tutuklu sanıkların, sonra tutuksuz sanıkların
yoklamasını yaptı.

Tutuklu sanıklar salonu doldurduğu için, tutuksuz sanıklar basına
ayrılan bölüme oturtulmuştu.

Bu yüzden mübaşir beni de "tutuksuz sanık" sandı ve adımı, soyadımı
söylemem için mikrofon uzattı. Mübaşirin bu nazik teklifini reddettim
ve sabahın o saatinde şarkı söylemek için sesimin uygun olmadığını (!)
belirttim.


***


Sonra avukat yoklamaları yapıldı. Kıdemli ceza avukatı Celal Ülgen
usul hakkında söz istedi. Mahkeme Başkanı bu talebi duymazdan gelince,
Celal Bey ısrarcı oldu ve "Söz talep ediyorum. Konuşturmak
zorundasınız" dedi.

Mahkeme Başkanı da bunun üzerine, Ülgen'e döndü ve "Konuşturmazsam ne
yapacaksın" diye çok anlamlı bir soru sordu.

Bu anlamlı soru, "Konuşurum", "Konuşturmam" savaşına dönüştü...

Sonunda Başkan Bey, Celal Ülgen'i salondan attırmakla tehdit etti.
Ülgen, "Attırın o zaman" diye direnince, Mahkeme Başkanı duruşmaya beş
dakika ara verdi.

Bu arada tutuklu sanıkların oturduğu bölümden ve seyircilerden
tepkiler yükselince; Mahkeme Başkanı'nın, "Konuşun, konuşun... Bunlar
size geri dönecek" dediği duyuldu.

Bu tehdit, sanıkları, izleyicileri ve avukatları daha da
sinirlendirdi. Mahkeme Başkanı'nın kulağı çok iyi duyuyor olmalı ki, o
gürültüde sanıklardan birinin kendisine, "Şerefsiz" dediğini iddia
etti ve bunu tutanaklara geçirtti.


***


Verilen arada hemen duruşma salonunun yanındaki avukat odasına
koştum... Tüm avukatlar oradaydı. Mahkeme Başkanı'nın, görevlerini
yapmalarına engel olduğunu söyleyerek, toplu halde oturuma katılmama
kararı almayı tartıştılar.

Sonuçta avukatların bir bölümü aradan sonra duruşma salonuna hiç
dönmezken, dönenler adına genç avukat Hüseyin Ersöz söz aldı ve
Başkan'ın tutumunu eleştirdi. Ayrıca Celal Ülgen'in salona alınmasını
da talep etti.

Başkan, az önce Celal Ülgen'le yaşadığı polemiğin aynısını bu kez
Hüseyin Ersöz'le yaşadı ve onu da "zorla" dışarı attırma kararı aldı.

Bunun üzerine tüm sanık avukatları toplu halde salonu terk etti.

On beş dakika sonra da "reddi hâkim" kararı aldıklarını açıkladılar.


***


Başkan, ortalığın durulmasından sonra birkaç sanığa söz verdi.

Emekli Oramiral Özden Örnek ve Emekli Orgeneral Çetin Doğan başta
olmak üzere söz alan tüm sanıklar; hâkime, "Lehimize olan bilirkişi
raporlarını dosyaya neden almıyorsunuz? Savcılık iddianamesine göre
bizim darbe yapmamızı engellediğini söyleyen Aytaç Yalman'ı neden
aylardır tanık olarak dinlemiyorsunuz?" gibi son derece net sorular
sordular.

Hatta bir başka sanık, "Sunum yapmak için kürsüye gelebilir miyim?" dedi...

Ne ilginçtir ki; daha on beş dakika önce, onca gürültüde kendisine
"Şerefsiz" denildiğini duyduğunu iddia eden Mahkeme Başkanı, bu son
derece net soruları duyduğunu ve anladığını belli eden bir imada bile
bulunmadı. Sadece öylesine, uzun uzun bakındı, durdu.

Sonuçta da duruşmayı bugüne erteledi.


***


Aylar önce hukuk profesörlerine bir çağrıda bulunmuş ve "Tüm
öğrencilerinizi Silivri'ye getirin. 'Bir yargılama nasıl olmamalı?'
sorusunun yanıtını, uygulamalı olarak burada öğretebilirsiniz"
demiştim...

Şimdi tiyatro hocalarına sesleniyorum:

Siz de tiyatro oyunculuğu eğitimi alan öğrencilerinizi Silivri'ye
getirin ve duruşmaları izletin:

Dünyanın en trajikomik oyununu izleme şansını onlardan esirgemeyin!


*****


SERAP'TAN BABASINA!

Tutuklu sanıkların yakınları evleniyorlar, doğum yapıyorlar,
hastalanıyorlar, askere gidiyorlar; ama tüm bunları "canlarından ayrı"
yaşıyorlar.

Hepsine katlanıyorlar da... Cezaevlerindeki yakınlarının doğum
günleri, onları inanılmaz bir acıya boğuyor!

Bugün de "Serap'ın babası"nın doğum günü!

"Onlar da kim?" mi diyorsunuz?

Baba; Balyoz Davası sanıklarından Koramiral Kadir Sağdıç... 60 yaşına
giriyor... Serap da onun kızı!

Yayınlamamı istediği mesajı aynen şöyle:

"Seni çok seviyoruz baba... Yeni yaşında çok daha güzel günleri
birlikte özgürce geçirmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz. Kızın, Oğulların,
Eşin..."

Babalar belki yargılandıkları Balyoz'dan aklanıp kurtulacak...

Ama çocuklarının; başlarına düşen asıl balyozun etkisini ömür boyu
atlatabileceklerini sanmıyorum!

Doğum gününüz kutlu olsun Kadir Bey...


*****


GÜNÜN SORUSU

BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, "Biz İmralı, Kandil ve BDP
olarak Kürt sorunun çözümü için müzakereye hazırız" demiş...

Sözüm Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'na:

BDP'nin terör örgütüyle ilişkisini görüp, görevinizin gereğini
yapmanız için, adamların ayrıca bir de dilekçe vermeleri mi gerekiyor?


*****


Kutlayalım da... Nasıl?

Bugün 27 Mart... Dünya Tiyatro Günü! Bizim ülkemizde tüm "özel günler"
gibi, bunun da anlamı kalmadı!

Sanatın kötülendiği... Sanatçıların horlandığı... Devletin sanata
destek yerine köstek olduğu... Devlet Tiyatrosu'ndaki ve Şehir
Tiyatroları'ndaki binlerce tiyatrocunun üç otuz paraya talim
ettirildiği... Sergilenecek eserlerin sanatsal kriterler yerine,
"iktidarı eleştirip eleştirmediğine" göre seçildiği... Özel ve amatör
toplulukların hâlâ oyun sergilemek için sahne bulamadığı... Binlerce
tiyatrocunun aç ve açıkta olduğu... Bu yüzden bazılarının piyasa işi
televizyon dizilerinde oyunculuklarını köreltip, yüzlerini eskittiği
bir dönemde...

Dünya Tiyatro Günü'nü kutlamak, bana gerçekten anlamsız geliyor...

Mustafa Mutlu, Vatan gazetesi, 27 Mart 2012