küresel ısınma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
küresel ısınma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.10.07

Yavru kuşlar uçamadılar...

ANNE kuşlar, son birikinti suyu da kuruyan gölü terk etmek üzere havalandılar.

Yavrularının da kanatlanıp peşlerinden gelmesi için gölün üzerinde daireler çizmeye başladılar.

Ama küçük kuşların uçma zamanı gelmemişti.

Yuvalarının otları arasından başlarını yana yatırıp, gözlerini kırpıştırarak gökyüzündeki annelerine baktılar.

Anneler orada kalsalar, susuzluktan öleceklerdi.

Gitseler; yavruları orada kalacaktı.

Annelik içgüdüsü ile ölümden kaçma içgüdüleri çatıştı. Gökyüzünde dönüp durdular.

Allı turna sürüsü bir indi kuru göle, bir çıktı gökyüzüne.

Çığlıklar ata ata yavrularını bu erken ve zorunlu göçe çağırdılar, küçük kuşlar ancak bir-iki adım atabildiler, henüz gelişmemiş kanatlarını çırptılar, cılız seslerle yanıt vermeye kalktılar, gökyüzüne doğru ağızlarını açıp kapattılar.

Ama asla uçamadılar.

*

Tuz Gölü’dür burası.

Konya ile on dört il ve ilçenin kanalizasyonunu bu muhteşem göle akıtmak için devletin trilyonlar harcayıp 125 kilometre beton kanal yaptırdığı eşsiz göl...

İnsanoğlunun doğaya karşı ahlaksızlığının ve saygısızlığının en çarpıcı kanıtı olan ve bunu yok olarak ödeyen bir yeryüzü harikası...

Gelişigüzel sulama kanalları ile suyunu bir yandan çekip, öte yandan on dört yerleşimin sanayi atıklarını, fosseptiğini, kirini, pasını bağladıkları Tuz Gölü.

*

Sonra ne oldu bilmiyoruz.

Ortalık karardı, birkaç gün sonra gölün kurumuş kıyılarında çok sayıda yavru kuş buldular Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nin araştırmacıları.

Anneler gitmiş, yavrular ölmüştü.

Bir köylü, muhabire "Yaşayan bir yavru bizim gölgemizi görünce annesi sandı ki, yiyecek geldi diye birkaç kez ağzını açtı, ama öldü" dedi.

Belki son yavru kuştu...

Ve siz hálá dünyayı kimin ısıttığını, kimin iklimleri bozduğunu, suların neden kesildiğini, bahçelerimizi ve bizi kimin susuz bıraktığını merak ediyorsunuz.

Öyle mi?..

Bekir Coskun Hurriyet 07.10.2007

18.5.07

'Dünyayı anneler yönetsin'

(WWF-Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Akın Öngör, İstanbul Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi akademisyenlerinden görüş aldıklarını belirterek, Kyoto'nun Türkiye'ye getireceği mali yüke rağmen bu anlaşmaya imza atması gerektiğini söyledi.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF-Türkiye) Yönetim Kurulu Başkanı Akın Öngör, küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda 20-30 yıl önce dünyanın önde gelen liderlerinin bilgilendirildiğini, ancak buna rağmen hiçbir önlem alınmadığını belirterek, ''Dünyayı yaşlı erkekler yerine anneler yönetseydi çok daha farklı olurdu'' dedi.

WWW-Türkiye'nin 9. Genel Kurulu'nun ardından seçilen yeni Yönetim Kurulu, hedeflerini ve çalışmalarını basın toplantısıyla açıkladı. Swissotel'de düzenlenen ve başkan yardımcıları Caroline Koç ve Cem Duna ile Genel Müdür Filiz Demirayak'ın da katıldığı basın toplantısında konuşan Akın Öngör, küresel ısınma ve iklim değişikliğinin insanların katkılarıyla ortaya çıkan bir durum olduğunu ifade ederek, iklim değişikliği ve ısınmanın özellikle son 40-50 yılda büyük bir ivme kazandığını söyledi.
Öngör, iklim değişikliği konusunda bundan 20-30 yıl önce bilim adamlarının dünyanın önde gelen liderleri ve öncülük yapan ülkelerin yönetimindekilere bilgiler verdiğini ve komitelerin kurulduğunu hatırlatarak, şöyle konuştu: ''Küresel ısınma konusunda uyarılmalarına rağmen liderler önlem almamışlar. İlim ve fen konusunda en ileri güçlü olan ülkelerdeki erkek liderler neden önlem almadı. Çünkü dünyayı yaşlı erkekler idare ediyor da ondan. Yaşlı erkekler idare ettiği zaman olayları önündeki süreç içinde değerlendiriyor. Dünyayı yaşlı erkekler yerine anneler idare etseydi, çok daha farklı olurdu. Çünkü anneler farklı bakıyor, olaylara çocuklarının istikbaline göre bakıyor. 30-40 yıl sonrasını da düşünüyor.''
Öngör, WWF-İnternational'ın hazırladığı rapora göre, gelecek 5 yıl içinde eğer koordineli bir şekilde ülkelerin yan yana gelip mevcut teknolojilerle bir takım kararları alıp uygulamaya koyabilmeleri durumunda 2 derecelik ısı artışında sınırlı kalınabileceğini dile getirerek, ''Bir umut var, ama bu umudu gerçekleştirmek için liderliğe ihtiyaç var. Ama yaşlı erkeklerin liderliğine değil, annelerin liderliğine ihtiyaç var'' dedi.
Akın Öngör, küresel ısınmanın en olumsuz etki yaptığı alanın ''su'' üzerinde olduğunu belirterek, suyun yüzde 75'lik kısmının tarım sulamalarında ''vahşi sulama'' yöntemiyle kullanıldığını, vahşi sulama yerine ''damlama sulama yöntemine'' geçilmesi durumunda yüzde 75'lik bir tasarrufun sağlanacağına dikkat çekti. Türkiye'nin bu yıl kurak bir dönem içinde olmasının suyun önemini daha da arttığını vurgulayan Öngör, su konusunda herkesin daha da bilinçlendirilmesi gerektiğini, tüketicilere su tasarrufu konusunda büyük görevler düştüğünü söyledi.

''TÜRKİYE KYOTO PROTOKOLÜ'NE TARAF OLMALIDIR''
Akın Öngör, küresel ısınmaya karşı küresel bir çaba gerektirdiğini vurgulayarak, bu konuda Birleşmiş Milletler tarafından İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin yapıldığını anımsattı. 1994'de yürürlüğe giren ve Türkiye'nin taraf olduğu bu sözleşmenin yaptırımı olmadığını savunan Öngör, bu sözleşmenin devamı olan ve bir takım yaptırımlar getiren ''Kyoto Protokolü''nün yaptırımlar içerdiğini belirtti.
Öngör, Türkiye'nin 167 ülkenin taraf olduğu Kyoto Protokolü'nü imzalamadığını anımsatarak, ''Türkiye Kyoto Protokolü'ne mutlaka taraf olmalıdır. Kyoto'yu imzalamakla beraber Türkiye ekonomisine getireceği yükü de göz ardı etmiyoruz. İmzalayalım. Parlamentodan geçirmeden müzakerelerini yapalım'' diye konuştu. Türkiye'de su yönetimi ile sulama politikalarının mutlaka oluşturulması gerektiğini vurgulayan Öngör, ''Türkiye sularının büyük bir kısmını, 1 milyon 300 bin hektarlık su alanını kaybetmiş. Bu, 3 Van Gölü demektir'' dedi.
Öngör, deniz koruma alanlarının da bir an önce oluşturulması gerektiğini belirterek, Pasifik adalarında yaşayan kabilelerin denizlere Türkiye'de yaşayan insanlardan da daha saygılı olduklarını ileri sürdü. Cem Duna da artık yerel gündemlerin küresel gündemlerle yer değiştirdiğini belirterek, ''Türkiye de, yerel gündemden ziyade kendisini ilgilendiren küresel gündeme geçmelidir. Türkiye'nin Kyoto Protokolü'ne katılması hayati önem taşımaktadır. Bu konudaki en büyük görev, devlete ve hükümete düşmektedir'' diye konuştu.

AL GORE TÜRKİYE'YE GELECEK
Bu arada, küresel iklim değişikliği konusunda kitlelerin bilinçlendirilmesi amacıyla dünya çapında seferberlik başlatan ABD eski Başkan Yardımcısı Al Gore'un, WWW-Türkiye ve Garanti Bankası'nın konuğu olarak Türkiye'ye geleceği ve 12 Haziran 2007 Salı günü İstanbul'da bir konuşma ve sunum yapacağı bildirildi. Oscar ödüllü ''uygunsuz Gerçek'' filmiyle aynı ismi taşıyan sunumda Al Gore, küresel iklim değişikliğinin etkilerini, eriyen buzullar, fırtınalar ve kuraklıklar gibi somut örneklerle gözler önüne sereceği kaydedildi.

Patronlar Dünyası, 18 Mayıs 2007 Cuma