KİT'ler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KİT'ler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27.3.20

"Korona virüsün tedavisi traktör!" mü?


Bazı insanlar, dünyada GDO diye bir vaka olduğunu, bitkilerin genetiğinin değiştirildiğini, hayvanların kopyalandığını bilmelerine rağmen virüslerin genetiğinin insan eliyle değiştirilmiş olma ihtimalini tamamen yok sayıyor! Virüs üzerine çalışan merkezlerden yayılan iddialara inanmayı tercih ediyor. Kendileri bilir!
Bu arada, "Dünya Sağlık Örgütü gelsin, Türkiye'de hastane açsın" gibi öneriler de yapılabiliyor! Bu mantığa göre, "Birleşmiş Milletler askerleri gelsin, güvenliğimizi sağlasın" da denilebilir!
Gerçi Türkiye'de "şehir hastaneleri projesi" de zaten Prof. Dr. Raşit Tükel'in ifade ettiği gibi Sağlık Bakanlığı ile "İngiliz Hazinesi Kamu Özel Ortaklığı Tanıtım Birimi"nin yaptığı toplantılar sonrasında başlatılmıştı! Yalnız Tükel'e göre Recep Akdağ döneminde "entegre sağlık kampüsleri" kurulmaya başlanırken, İngiltere'de 2017 yılında hazırlanan bir raporda kamu-özel ortaklığı uygulamalarının İngiliz sağlık sistemini çökerttiğinden söz ediliyordu.

***

Korona virüs krizi, zaten Afrika'da var olan açlıktan ölümleri, bütün dünyada yaygın hale getirebilir. BBC'nin haberine göre Hindistan'da halka evlerinden çıkmamaları söylendi ama yevmiyeyle çalışan güvencesiz işçiler bu durumda hastalıktan önce açlıktan ölümle karşı karşıya kalabileceklerini söylüyor. Bütün dünyada aynı tehlike var ama Hindistan'ın nüfusu malûm...
BBC'nin başka bir haberine göre korona virüs salgınını umursamayan tek Avrupa ülkesi Belarus... Bu ülkede normal hayat hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor. Sınırları açık, insanlar işe gitmeye devam ediyor, sinema ve tiyatrolar açık, futbol maçları oynanıyor.
Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko ise "Korona virüsün tedavisi traktör" diyerek tarım alanında çalışmaların teşvik edilmesi gerektiğine işaret etti.
Lukaşenko, aşırı kaygı ve psikozun, virüsün kendinden çok daha tehlikeli olduğunu söyledi ve ülkesinin istihbarat servisine halk arasında panik yayan "alçakları yakalama" talimatı verdi.

***

CHP'li Umut Oran'ın değerlendirmesi önemli:
"Korona virüs nedeniyle yaşanan olayların tamamı, tarihin akışını da değiştirecek ve yarınların 'yeni dünya düzeni'ne etki edecektir. 1970'li yıllardan itibaren 'devlet kumaş mı üretir, devlet süt mü üretir' diye diye halkın tüm servetini gasp edenler, bugün aşı geliştirecek bir devlet kurumunun, acil durumlarda tüm gücüyle ihtiyaç duyulan ürünleri üretecek devlet kurumlarının eksikliğini hissetmektedir. Covid-19, neo-liberal ekonomi politikalarının tüm maskesini düşürdü. Yapılması gereken şey, içi boşaltılmış, eski teknolojiye dayalı şirketleri millileştirmek değil, yeni teknolojiye dayalı, modern milli şirketleri bizzat devlet eliyle kurmak ve ekonomiyi topyekûn planlamaktır. Siyaset kurumu bu süreçte güven kaybetmiştir. Virüs tehlikesi ortadan kalktığında İtalya, İspanya, Fransa başta olmak üzere tüm dünyada mevcut siyasi partilerin ve süreci yönetemeyen siyasi liderlerin tarih sahnesinden çekileceği, tüm siyasi partilerin dönüşeceği görülecektir. Türk milleti bu kötü günleri de aşacak ve yaşanılan bunca sorunun sebebi olanlarla 'hesaplaştıktan' sonra yepyeni bir ufka hep beraber yol alacaktır." dedi
***

Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez'in son uyarısı ise özetle şöyle:

"Kıtlık ve açlık sorunu yaşamamak için ülkemizde derhal tarımsal üretim seferberliği ilan edilmelidir. Unutmayalım ki bir aylık ekim sezonunu kaçırırsak, bir yıllık mahsulü kaybederiz. Üretmezsek beslenemeyiz. Üretemezsek tüketemeyiz. Üretemezsek kıtlık ve açlık yaşarız. Dışalım, normal zamanlarla birlikte, özellikle salgının dünyayı tehdit ettiği günümüzde de çözüm değil. Unutmayalım, boş rafları gıda maddeleri ile doldurmanın tek yolu, her koşulda tarımsal üretime devam etmektir."

Arslan Bulut, Yeniçağ, 27 Mart 2020

10.12.15

Domates portakal

Domates portakal

Rusya, Türkiye’den yaş sebze meyve almayı durdurdu. Asrın liderimiz “alsan ne olur, almasan ne olur” dedi.

*
Acaba öyle mi?

*
İskenderun demir çelik.
Ruslar yaptı.
Parasını domatesle ödedik.
Seydişehir alüminyum.
Ruslar yaptı.
Parasını portakalla ödedik.
Aliağa rafinerisi.
Ruslar yaptı.
Parasını salatalıkla ödedik.
Oymapınar barajı.
Ruslar yaptı.
Parasını mandalinayla ödedik.

*
Çünkü…

*
Mart 1967’de Türkiye’yle Rusya arasında anlaşma imzalandı, Haziran 1967’de Resmi Gazete’de yayımlandı. Bu anlaşma çerçevesinde, Sovyetler Birliği tarafından, Türkiye’de bir demir çelik fabrikası, bir alüminyum fabrikası, bir hidroelektrik santrali, bir petrol rafinerisi, bir sülfirik asit fabrikası, bir lif levha fabrikası, bir cam fabrikası “anahtar teslimi” kurulacaktı. Parasını, teçhizatını, malzemesini Ruslar verecekti, Türk personeli Ruslar eğitecekti.

*
Hibe değildi.

*
Peki, geri ödeme nasıl yapılacaktı?
Sebze, meyve, narenciyeyle!

*
Anlaşmanın dokuzuncu maddesinde aynen şöyle yazıyordu: İş bu anlaşma çerçevesinde, Sovyet teşekküllerince sağlanacak kredi, teçhizat, malzeme, teknik hizmetler ve Türk personelin mesleki eğitim bedeli, narenciye, yaş sebze meyve, kuru üzüm, zeytin ve fındıkla ödenecektir. Geri ödeme bedeli olarak Türkiye’den Sovyetler Birliği’ne ihraç edilecek malların fiyatları, dünya fiyatları esas alınarak tespit edilecektir.

*
İş bu anlaşma çerçevesinde… Türkiye’nin en büyük demir çelik işletmesi, İskenderun Demir Çelik’i yaptılar. Seydişehir Alüminyum’u yaptılar. Oymapınar Barajı’nı yaptılar. Aliağa petrol rafinerisini yaptılar. Bandırma sülfirik asit fabrikasını yaptılar. Artvin lif levha fabrikasını yaptılar. Çayırova cam fabrikasını yaptılar.

*
Türk sanayisinin omurgasını oluşturan bu hayati tesisler sayesinde, hem onbinlerce insanımız iş buldu, hem de Türkiye milyarlarca dolarlık ithalattan kurtuldu, dışarıya bağımlılığı azaltıldı.

*
Ve, bunların karşılığında bir lira bile ödemedik… Hepsinin parası, sebzeyle meyveyle narenciyeyle ödendi.

*
Türk tekstilinin temeli kabul edilen Nazilli Sümerbank basma fabrikası, 1937’de Ruslar tarafından kuruldu. Başlangıçta personele işi öğretmek için 120 Rus mühendis çalıştı. Kredisi, makinaları, her şeyinin parası narenciyeyle ödendi.

*
Kayseri Sümerbank bez fabrikası, 1935’te Ruslar tarafından kuruldu. Projesi, Nazilli basma fabrikasının da mimarı olan Ivan Sergeyeviç Nikolayev tarafından çizildi, o dönem itibariyle sadece Sovyetler’in değil, dünyanın en önemli mimar-mühendislerinden biriydi. Açıldığı gün üç bin kişiye istihdam sağladı. A’dan z’ye her şeyinin parası yaş sebze meyveyle ödendi.

*
1961’de Arpaçay barajı, Ruslar tarafından yapıldı. 1979’da Orhaneli termik santrali, Ruslar tarafından yapıldı. Ödeme şekli aynıydı, domates, kabak, biber, portakal, greyfurttu.

*
Bu örnekler, Atatürk vizyonuydu. Seneler boyu sorunsuz devam eden anlaşmaların altında, İsmet İnönü’nün Celal Bayar’ın Bülent Ecevit’in Süleyman Demirel’in imzası vardı. Hem yurtta sulh cihanda sulh’la düşmanı dost yapmışlar, hem para harcamadan memleketi kalkındırmışlar, hem de Allah’ın bu topraklara bahşettiği tarım zenginliğini takas aracı olarak kullanıp, çiftçiyi ihya etmişlerdi.

*
Asrın liderimiz “alsa ne olur, almasa ne olur” filan diyor ama… Alt tarafı sebze meyve zannettiği işte budur!

*
Bakmasını bilirsen…
Domatesle fabrika, baraj, rafineri, hidroelektrik santrali yaparsın.
Görmesini bilmezsen…
Salça bile yapamazsın!
Yılmaz Özdil, Sözcü,  9 Aralık 2015