Şeriat Ülkesinde Kadın Olmak
Merhaba Mine Hanım,
20 Mart 2013 tarihli ‘Ne Şeriatın Şekeri, Ne Suudi’nin Parası!’ başlıklı yazınızı; ‘Ne diyelim? Suudi Arabistan’ı övüp şeriata özenen her kula, adaletini tatmak da nasip olur, inşallah!’ diye bitirmişsiniz.
Hâşâ! Kimseye, özellikle kadın ve emekçi kardeşlerime asla Suudi Arabistan gerçeğini yaşamak nasip olmasın.
2002-2006 yılları arasında kadın öğretmen olarak Riyad Uluslararası Türk Okulu’nda çalıştım. Orada yaşamayan, orada yaşananları asla hayal edemez. Tek başına bir kadın olduğunuz için, 200 metre ilerideki bakkala ya da markete gidemezsiniz.
Şeriat mahkemelerinde, tecavüz ve cinsel tacize uğrayan kadın, hem iffetini koruyamamış, hem de koruyamadığını açıklamış olmakla suçlanır. Yabancı kadınlar, her an kaçırılma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Hâşâ! Kimseye, özellikle kadın ve emekçi kardeşlerime asla Suudi Arabistan gerçeğini yaşamak nasip olmasın.
2002-2006 yılları arasında kadın öğretmen olarak Riyad Uluslararası Türk Okulu’nda çalıştım. Orada yaşamayan, orada yaşananları asla hayal edemez. Tek başına bir kadın olduğunuz için, 200 metre ilerideki bakkala ya da markete gidemezsiniz.
Şeriat mahkemelerinde, tecavüz ve cinsel tacize uğrayan kadın, hem iffetini koruyamamış, hem de koruyamadığını açıklamış olmakla suçlanır. Yabancı kadınlar, her an kaçırılma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
***
Suudi Arabistan’da kaldığım sürece bir kez olsun tek başıma
sokağa çıkamadım. Duvarlar arasına kıstırılmışlığın şiddetini,
travmasını; balkonsuz binalarda buzlu camlı, demir parmaklıklı
pencerenin ardında mahpus Suudi kadınının nasıl bir cehennemde
yaşatıldığını gördüm, o cehennemi ben de yaşadım.
Suudi şeriat, ulema
fetvalarıyla yorumlanır, 10 bin polisle uygulanır. Mutavva denilen dini
ahlak polisi, kadınları hayatın her alanında gölge gibi izleyip şeriata
uygun davranıp davranmadıklarını denetlemektedir.
Kadın, abeye
denilen dış giysiyle tepeden tırnağa örtünmek ve peçe takmak zorundadır.
Görevi, evde kalıp çocuklarına bakmak ve kocasını efendi bilip, kulluk
kölelik etmektir. İtaatkâr, minnettar, fedakâr, suskun, kaderine boyun
eğen kadın, iyi kadındır.
Sadece ticaret odaları
seçimlerinin serbest olduğu bu ülkede, Suudi kadını oy kullanamaz. Kral
tarafından atanan Şûra (danışma meclisi) erkeklerden oluşur.
Mahkemelerde iki kadının tanıklığı bir erkeğinkine eşdeğerdir. Çoğu
zaman tecavüz olaylarında bile kadınların tanıklığı geçerli olmaz.
***
Suudi Arabistan, cinsiyet ayrımcılığını, kadını aşağılamayı
kurumsallaştırıp, içselleştirmiştir. Kadınların siyasal hakları inkâr
edilir. Erkeklerin vesayeti ve velayeti altındadır. Kadının yetersiz ve
aklının kısa olduğu yolundaki görüş şeriat hükmüne dayandırılır.
Şehirlerarası
ve milletlerarası yolculuklara tek başına çıkması yasak olan kadınların
otellerde tek başına kalmaları da ahlaka aykırıdır. Baba, ağabey,
kocanın yazılı onayı olmadan yurtdışına çıkamaz. Bir erkeğin izni
olmadan tedavi için hastaneye bile gidemez. Sokakta trafik kazası
geçirmiş ya da hastalanmış bir kadına eşi, oğlu ve babası dışında hiçbir
erkek yardım edemez. Birinci dereceden akraba olmayan karşı cinsler bir
araya gelirse zina yapmış olurlar. Dil, ayak, göz, kulak, el zinası
gibi...
Ezan makamsız okunur Suudi Arabistan’da, kadın hocanın sesine âşık olmasın diye!
Fotoğraf çektirmek yasak olduğu için kadınlara kimlik verilmemiştir 2007’ye kadar.
Çokeşlilik
yasal, haftalık, aylık muta nikâh, yani geçici evlilik yaygındır. Bu da
fuhuşun yasallaştırılmış şeklidir. Ama kürtaj yasaktır.
***
Kız ve erkek çocuklar ayrıştırıldığı için, gençler arasında
aynı cinse özenti yaygındır. Sokaklarda kız erkek el ele dolaşamaz, ama
el ele dolaşan erkekler görebilirsiniz.
Kız öğrenciler eğitimlerinin hiçbir aşamasında erkeklerle aynı sınıfta okuyamazlar.
Kadının siyasete atılması, Suudi ulemasına göre şeytan işidir.
Suudiler,
İslamın içinden ortaya çıkmış tüm mezhepleri reddederler. Kendi
mezheplerinden olmayan Müslümanları kâfir görürler. Sanata ve felsefeye
düşmandırlar. Yapılar, kişiliksiz görkemiyle krallığın gücünü simgeler.
Suudi
Arabistan’da geçirdiğim süreç, benden çok şey götürdü, ancak düşünmemi
de sağladı. Kadın sorunları üzerinde daha çok düşündüm, kafa yordum.
Laikliğin geçerli olmadığı bir ülkede demokrasiden söz etmenin mümkün
olamayacağını öğrendim.
Şeriatla yönetilen İslam ülkelerinde, kadın yaşamının işkenceye eşit olmadığını bana kimse söyleyemez!
Zekiye Yüksel*
Mine G. Kırıkkanat, Cumhuriyet, 3 Nisan 2013