Ergenekon mahkemesi avukatları nasıl fişliyor
13. Ağır Ceza Mahkemesi 13 Aralık'taki
duruşmada Avukatların söz alma konusundaki ısrarını suç duyurusu yaptı.
Avukatların hangi suçu işledikleri mutlaka bulunacaktır. Ancak merak
ettiğimiz Türk Ceza Kanunu'nda olmayan bir suç tipi nasıl yaratılacağı
konusudur. Savcıların bu konuda pek mahir olduklarını biliyoruz. Mutlaka
bir suç tipine sokulacaktır bu ısrar. Avukatların söz almasına ne gerek
var oysa... Avukatlar olmasa ne yargılama süreçlerinde olumsuzluk da
olmaz.
Aslında susturmalı bu avukatları, susturmalı bir biçimde. Korkutma
başıralamadı hiç değilse susturma başarılmalı. Hatta daha ileri gitmeli,
kent içinde polis robokoplar kent dışında jandarma robokoplarla
ezilmeliler. Bir daha söz istemenin kendilerine cop, biber gazı ve
müvekkillerine mahkumiyet olarak geri dönmeli. Görün bir daha başlarını
kaldırabilirler mi? İleri demokrasimizin nasıl atılım yapacağını, nasıl
insanların özgürleşeceğini o zaman görün işte.
Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri yukarıdaki sözlerden pek mutlu
olmuştur sanırım. Belki bu satırların yazarına özel sempati bile
duyabilirler.
Ama gerçekleri kim silebilir? Kim gizleyebilir bu hukuksuzluk denizindeki sörfü?
Mahkeme bir yandan avukatları susturmak isterken diğer yandan da
FİŞLİYOR... Evet her avukat her davranışı ile fişleniyor. Duruşmalardaki
konuşmaları ile, duruşma aralarındaki meslektaşları ile kendi
aralarında konuşmaları ile de fişleniyor. Bunu bizzat gözlerimle gördüm.
Mahkeme başkanı tepeden sarkan 15 mikrofon için itiraz ettiğimizde
merak etmeyin duruşma kapanınca o mikrofonlar da kapanıyor. Duruşma
aralarında görev yapmıyor demişti. Ama ben gördüm. Gözlerimle gördüm.
Duruşma arası hem sesli hem de görüntülü Mahkeme Başkanı'nın odasında
naklen canlı yayın yapılıyordu. Doğal olarak kayda da alınıyordu tabii
ki...
Mahkeme bu tavrı ile meşruiyet sınırlarını da aşmış oldu. Mahkeme
artık meşru bir mahkeme değil. Duruşma aralarında ses ve görüntülü kaydı
almak yasal olmadığı gibi ayrıca suç . TCK 133 maddesinin 1. fıkrası "kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınmasını"
suç olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun bir kamu görevlisi tarafından
ve görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanarak işlenmesi durumunda ise
suçun nitelikli hali oluşmaktadır ki bu durumu da TCK 137. maddesi
düzenlemektedir. Avukatların celse aralarındaki konuşmaları özel
konuşmalardır. Bunların dinlenmesi ve kayda alınması onların izni ile
olan bir eylem olmadığı için de elbette suçtur.
Bu konu SAVUNMA HAKKI ve HUKUK SİSTEMİMİZ açısından oldukça önemlidir. 12 MART ve 12 EYLÜL sıkıyönetim mahkemeleri bile avukatları celse arasında dinlemedi ve görünütlerini kayda almadı.
Bu nedenle tüm hukuk kurumlarını ve Üniversiteleri, basını bu olayın üstüne gitmeye çağırıyorum...
Bu arada duruşma 27 Aralık 2012 Perşembe gününe kalmış bulunmaktadır.
Bu duruşmaya Türkiyenin her yerinden avukat arkadaşlarımızın
cübbeleriyle katılmaları gerekiyor. Bu konuyu tüm Baroların ve TBB'nin
de gündeme alması gerekir. Avukatları ilgilendiren bu iki temel konu
meslek onuru için büyük önem taşımaktadır. Birincisi söz hakkı isteyen
avukatların söz almak için direnmelerinin suç duyurusu konusu yapılması
ikincisbi de celse aralarında kendi aralarında yaptığı konuşmaların
görüntülü olarak dinlenmesi ve kayda alınmasıdır.
Kimilerine bu duruşmada "dikkat et saygınlığın yitiyor" denerek anımsatılmak isteniyor.
Av. Celal Ülgen
Odatv.com
18.12.2012