14.9.08

Sigara ve mozaik

Susan Sarandon, esas kız. Orta yaşını geçmiş, evli bir kadın. Yıllar sonra öyle oluyor böyle oluyor, çocukluk aşkıyla karşılaşıyor. Bir sebepten bu ikisi bir araya gelememişler. Meğerse adam buna mektup yazmış da tam o sırada bizimkisi nikâha mı gidiyormuş öyle bir şey. Velhasıl bir biçimde ikili, arabada ilk kez yalnız kalıyor.
Kadın kafayı hafif yollu çatlatmış. Arabayı gazlıyor ve otobandan geçmekte olan trenin önünden geçiyor. Arabayı durduruyor ve bir sigara yakıyor. İlk kez konuşacaklar artık. O an geliyor ve biz Susan Sarandon'ın yüzünü, adama nasıl baktığını, gözlerinin ne dediğini filan, hiçbir şey göremiyoruz. Neden? Çünkü sigarayı öyle bol bulamaç mozaiklemişler ki, kadıncağızın yüzü sisler ardında.

Sigaraya el bezi
Sigara belasına kurban giden tek film bu değil tabii. Geçenlerde İspanya İç Savaşı'nı anlatan 'Ülke ve Özgürlük' filminde de olay savaşta geçtiği için doğal olarak sık sık sigara tellendiriliyordu. Filmin bir kısmını buzlu camın arkasından izledik velhasıl. Millet ölüyor, tartışmalar yaşanıyor, kaçışma koşturma derken bu hengâmenin arasında bir manyak sanki koşturup koşturup kahramanlarımızın ağzını siliyor el bezleriyle. Öyle fantastik bir vaziyet.

Hatırla ey tiryaki!
Sigarayı bırakmış biri olarak söyleyeyim, ben bu kadar sinirsek bir sigara karşıtlığına katlanamıyorum. Bu mıncık mıncık fikirlerin de sigarayı bırakmış, dönme radikalizminden mustarip kişilerce icat edildiğinden ciddi olarak şüpheleniyorum. Sigarayı bırakınca bazı insanlara bir acayiplik geliyor zira. Sanki vaktiyle gece yarısı sigara bittiğinde tabladaki izmaritleri karıştıran kendisi değil. Sanki son sigara kırılınca, yerdeki su birikintisine düşünce ağlamasına ramak kalan başkası. Neyse...
Sigara içenlerle içmeyenlerin karşılıklı olarak birbirlerine yaptıkları işkenceler muhtelif tabii. Hatırlıyorum da ilk bıraktığım sırada en yakın arkadaşlarım bile, farkında olamadan bir davaya ihanet etmişim gibi davranmışlardı bana.
Öyle oluyor, sizden çok onlara dert oluyor bu sigara meselesi. Hatta elim kazara sigaraya doğru gittiğinde Ayşe ve Ayşegül'ün birer atmaca gibi üzerime atlayışları vardır ki, unutamam bütün meyhane bize bakmış ve sanırım birçok insan elimde bir tabanca olduğunu ve tetiği çekmek üzere olduğumu sanmıştı.
Biri sigarayı bırakınca velhasıl bir grup insanın dengesi fena halde sarsılıyor. Bir kader birliğini bozmuş oluyorsunuz. Giderek illegal bir etkinlik haline gelen sigara içme eyleminde onları yarı yolda bırakmış oluyorsunuz. Kutluyorlar, 'Ay! Ne güzel. Keşke ben de...' filan diyorlar ama gözlerinde o küçük nefreti okuyorsunuz:
'O da beni yalnız bıraktı!'
Sigarayı bırakanların da içmekte olanlara yaptığı işkenceler sayısız elbette. Ama bence en korkuncu şu mozaikleme hikâyesi. Tiryakileri ekrandan ve hayattan silmeye çalışmadan önce hatırlayınız. Sigaranın o ilk nefesini hatırlayınız.

Ece Temelkuran, Milliyet, 13 Eylül 2008