25.5.08

Kapatma Davası ve Venedik Komisyonu


Anayasa Mahkemesi'nce açılan AKP kapatma davasını bugün birçok eleştirmen demokrasi prensiplerine aykırı buluyor. Görüşlerine dayanak olarak da Avrupa Konseyi’nin Venedik Komisyonu’nun 2000 yılında alınan “parti kapatma ve yasaklama genel çizgileri” belgesini gösteriyor (belirtilmesi gerekir ki bu belge, söylenenlerin aksine, bir karar değil ve devletlere herhangi bir hukuki zorunluluk yüklemiyor).
Bu kişilere göre bir parti ancak şiddet çağrısında bulunuyorsa veya şiddeti anayasal düzeni devirmek için politik bir araç olarak kullanıyorsa kapatılabilir. “Barışçıl ve demokratik yollardan Anayasa’yı değiştirme girişimlerinin ise bir partiyi kapatma gerekçesi olamayacağı vurgulanıyor”. Bir partinin bu sebepten kapatılabileceği doğru. Gerçekten de Venedik Komisyonu, anayasal düzenin ancak şiddet ve bu gibi yollarla tehlikeye düştüğü takdirde kapatılması gerektiğini belirtiyor.
Orijinal Fansızca metinde: “L’interdiction ou la dissolution forcée de partis politiques ne peuvent se justifier que dans le cas où les partis prônent l’utilisation de la violence ou l’utilisent comme un moyen politique pour faire renverser l’ordre constitutionnel démocratique, mettant en danger de ce fait les droits et libertés protégés par la constitution”. Ingilizce metinde: “Prohibition or enforced dissolution of political parties may only be justified in the case of parties which advocate the use of violence or use violence as a political means to overthrow the democratic constitutional order, thereby undermining the rights and freedoms guaranteed by the constitution. The fact alone that a party advocates a peaceful change of the Constitution should not be sufficient for its prohibition or dissolution.”
Diğer bir deyişle, bir parti ancak şiddet veya şiddet bağlantılı yöntemler kullanarak anayasa düzenini devirmeyi amaçladığı takdirde kapatılabilir.
Fakat 2008 yılında bu bilginin sadece bu kısmını vermek bilgiyi eksik vermektir. Venedik Komisyonu parti kapatılması hakkında genel çizgileri belirledikten sonra, bu konuda önemli gelişmeler oldu.
AIHM, 2001 ve 2003 yılında Refah Partisi’ni kapatma davası hakkında alınan kararında parti kapatma kurallarına açıklık getirmekte, aynı anda da Venedik Komisyonu’nun genel çizgileri belgesinin nasıl yorumlanması gerektiğini açıklamaktadır.
AIHM bu kararlarında; bu hakları tanımlayan 10. ve 11. maddelerde de korunduklarını hatırlattıktan sonra düşünce ve konuşma özgürlüğü ile dernek kurma özgürlüğünün gene Avrupa İnsan Hakları belgesine göre kısıtlanabileceğini hatırlatmaktadır.
Bu kısıtlamalara göre, toplanma ve örgütlenme özgürlüğüne, ki bu özgürlük siyasi partileri de kapsamaktadır, “ulusal güvenliğin ya da kamu güveninin yararı, düzensizliğin ya da suçun önlenmesi için, sağlığın ya da ahlakın korunması için yahut başkalarının haklarının ve özgürlüklerinin korunması için, hukukun öngördüğü ve bir demokratik toplumda gerekli olanlardan başka hiçbir kayıtlama getirilmeyecektir”. Diğer bir ifadeyle, bu sebeplerden dolayı bu özgürlüğün kullanılmasında kısıtlama getirilebilir.
Buradan yola çıkarak AIHM, Refah Partisi’nin kapatılmasının demokratik düzene göre mümkün olup olmadığını inceliyor. AIHM’ye göre bir parti anayasal sistemi değiştirirken iki koşula saygı göstermeli: 1. Kullanılan yöntemler hukuki ve demokratik kurallara saygı göstermeli; 2. Teklif edilen değişiklik demokratik düzenin prensiplerine saygı göstermeli. Mahkemeye göre, eğer bir parti şiddete başvuruyorsa veyahut politik amacı, demokrasiye saygı göstermiyorsa ya da demokratik düzeni bozmayı amaçlıyorsa, bu parti Avrupa İnsan Hakları Bildirgesi’nin korunması altına giremez. Başka bir ifadeyle bu durumda bu partiler kapatılabilir. Bütün bu sebeplerden dolayı, Mahkeme “bir partinin _tarihte de görüldüğü gibi_ demokrasi kurallarına uyarak demokratik düzene son vermesinin mümkün olduğu” kanısına varıyor. Buradan yola çıkarak, Refah Partisi’nin Türkiye’de gerçek bir tehdit olup olmadığını inceledikten sonra kapatma kararının Avrupa İnsan Hakları Bildirgesini ihlal etmediği sonucuna varıyor. Refah Partisi’nin kapatılması oyların %22’sini almış olmasına rağmen, Türkiye Cumhuriyeti’nin laiklik prensibine karşı geldiği için, demokratik düzenin korunması adına gerekli görülüyor.
Bu iki karar arasında, Avrupa Konseyi Meclisi, parti kısıtlamaları hakkında bir karar alıyor (Report 9526- 17 Temmuz 2002/ Resolution (1308) 2002). Bu kararda, parti kapatma olaylarının genel olarak karmaşık bir sorun olduğu hatırlatıldıktan sonra 11 Eylül olaylarının gösterdiği üzere fanatizm ile ekstremizmin demokrasi için tehlikelerinin göz önünde tutulması gerektiği vurgulanıyor.
Buradan yola çıkarak, Venedik Komisyonu belgesine ve AIHM’nin Refah Partisi ile ilgili 2001 kararına dayanarak, parti kapatmanın en aşırı yol olduğunun üstüne de basarak, istisnai olarak bir partinin sadece anayasal düzeni tehlikeye soktuğu gerekçesiyle kapatılabileceği kararına varıyor. Buradan yola çıkarak, Venedik Komisyonu’nun söyleminde ufak ama sonuçları önemli bir değişiklik yapıyor. Venedik Komisyonu, ancak doğrudan şiddet kullanıyorsa veya şiddeti kullanarak anayasal düzeni devirmeyi amaçlıyorsa bir parti kapatılabilir derken, Avrupa Konseyi Meclisi, bundan böyle bir partinin şiddet kullanıyorsa veyahut sivil barışı ve anayasal düzeni tehlikeye sokuyorsa istisnai durumlarda kapatılabileceği kararını veriyor (orijinal metinde: “restrictions on or dissolution of political parties should be regarded as exceptional measures to be applied only in cases where the party concerned uses violence or threatens civil peace and the democratic constitutional order of the country”). Diğer bir deyişle, bir parti anayasal düzeni ve demokrasiyi tehlikeye sokuyorsa ve her ne kadar bu amaca ulaşmak için demokratik yolları kullanıyorsa bu parti gene de kapatılabilir.
Tekrar belirtmemiz gerekiyor ki, AIHM, Venedik komisyonu ya da Avrupa Konseyi Meclisine göre, bir parti sırf anayasal düzeni değiştirmek istiyor diye kapatılamaz. Ancak Avrupa Meclisi’nin ve AIHM’nin de belirttiği gibi, bazı partilerin ideolojilerinin kendisinin demokratik düzen için bir tehlike oluşturabileceğinden, istisnai olarak bu partiler kapatılabilir. Seçimlerde aldıkları sonuç bu durumu değiştiremez.
AKP kapatma davasının hukukiliğine, bu bilgilerin ışığında bakmak gerekir.
Kıymet Ant, Cumhuriyet, 22 Mayıs 2008