Elhamdülillah Demokratım...Elhamdülillah Demokratım...
Amerika'nın neo-con'ları gibi bizim de neo-demo'larımız oluştu.
Neo-Con deyimi "neo-conservative-yeni muhafazakâr" teriminin simgesidir.
Bizim neo-demo'larımız da "yeni demokrat" terimini anlatıyor.
Küreselleşmenin yeni kavramları, yeni hedefleri, yeni tanımları var.
"Liboş" , sonradan olma liberalleri anlatıyordu.
"Libo-demoş" da sonradan olma liberal demokratlar için uygun olmalı.
Bu soldan sağa viraj alanlardan birisi bir TV programında AKP'nin nasıl demokrat olduğunu anlatıyordu. Gülerek izledim.
Demek ki AKP demokrat bir partiymiş de haberimiz yokmuş, öğreniyoruz.
Şimdi böyle "neo-demo" olmak için, öncelikle küreselleşeceksin.
Küreselleşince de hem kendi eksenin çevresinde döneceksin hem de güneş çevresinde döneceksin. Böyle dönüp dururken de Amerika'yı keşfedeceksin.
Hem de öyle keşfedeceksin ki, Amerika "at" deyince atacaksın, "tut" deyince tutacaksın, "yat" deyince yatacaksın, "elma" derse çıkacaksın, "armut" derse çıkmayacaksın.
Demokrat olduğunu kanıtlamak için de "yeminli özelci" olacaksın, elinde avucunda neyin varsa satacaksın. "Sermayenin dini, dili, rengi mengi yoktur, kim çoğunu verirse satarım" diye memleketi satacaksın. Çünkü sen demokratsın, sonra neme lazım darbeci falan olursun.
Demokratsan eğer, sakın ha ulusalcı olmayacaksın.
Ulus demek, ülke demek geride kalmış olmaktır, ezberdir, sonra biraz daha sürdürürsen militarist olmaktır, darbecilik falandır. Sakın ha, ulusalcı olmayacaksın.
Hem ulusalcı olmayacaksın hem de laik olmayacaksın. Sonra sana dinsiz falan derler, aman ha. Dinsizlik maazallah, cüzzamlı olmak gibidir, dımdızlak ortada kalırsın, koruyan falan da olmaz, kim vurduya gidersin.
Liberal olacaksın bir, Avrupacı olacaksın iki, Amerikancı olacaksın üç. Daha baştan Müslümansın zaten onu birden önce sayıyorum. Sonra özelci olacaksın, devleti küçülteceksin, küçülteceksin, öyle ki görünmez olacak. Şimdilik şeriatçı olmayacaksın. Zaten sonradan demokrat olanların şeriatçı olmaları gerekmez, asıl şeriatçılar kadrolu olarak görev başındalar ama henüz "şimdi" işaretini almadılar.
Onlar "zamanı var" diyorlarsa dikkat etmen gerekiyor. "Sabırlı olmak lazım" dediklerinde bir şey anlatıyor. "Sırası gelince..." dedikleri zamanı bekliyorlar.
Demokratsan eğer, Kürtçülük konusunda "insan hakları" ile "demokrasi" den söz edip PKK'den hiç söz açmaman gerekir. Eğer PKK için "silahlı Kürt muhalefeti" diyemiyorsan bir şey söylememen daha iyi olur. Kürt milliyetçiliği sözü açılırsa senin Türk milliyetçiliğini eleştirmen uygun kaçar.
Ermeni soykırımını da uygun yerlerde başını burkup kabul eder görünmen Avrupalılık işareti sayılır.
Yok, bütün bunların küreselleşmiş dünyanın egemen güçlerinin ustalıklı taktiklerinin çıkar ortaklığını kabullenmiş maskaralıklar olduğunu anlıyorsan yerin bizim yanımızdır.
Biz, ulusalcıyız, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'nin laiklik yolunda, çağdaşlık yolunda, kendimiz olma yolunda, insandan ve emekten yana mücadelesinin kararlı erleriyiz.
Büyük Atatürk'ün gösterdiği yolun, ulusun kanıyla ve teriyle çizilmiş yolun akılcı insanlarıyız.
Aklın ve bilimin rehberliğinden başka hiçbir rehbere, mürşide, bilinmeyen güce gerek duymayan aydınlanmanın ışığında kendi yolunu bulan Cumhuriyetçileriz.
Hiçbir engelden korkmadan, hiçbir güçlükten yılmadan ne yapacağını her koşulda bilen insanlar olarak AKP iktidarına sandıkta son vermek için oyumuzu kullanacağız.
Akılcı bir hesapla AKP'yi durdurmanın yolunu ben, kişi olarak DSP ile güçlenmiş CHP'ye oy vermekte gördüğüm için oyumu bu doğrultuda kullanacağım.
Demokrasinin bu olmadığını, demokrat olmanın ölçütlerinin bunlar olmadığını, ülkemin koşullarının (okur-yazarlık-eğitim, kültür-feodal yapı vb.) demokrasiye yeterli desteği sağlamadığını bilerek gene de ülkemin geleceğine sandıkta sahip çıkmaya çalışacağım.
Ama sahip olduğum Atatürk bilinci bana "hiçbir koşulda , hiçbir durumda , hiçbir nedenle ülkemin tehlikeye düşmesine asla izin vermemem gerektiğini" şart koşuyor ve ben bu
şartı varoluşumun temel nedeni sayıyorum.
Umarım ve dilerim ki, 22 Temmuz seçimleri ülkemin yararına olur...
Neo-Con deyimi "neo-conservative-yeni muhafazakâr" teriminin simgesidir.
Bizim neo-demo'larımız da "yeni demokrat" terimini anlatıyor.
Küreselleşmenin yeni kavramları, yeni hedefleri, yeni tanımları var.
"Liboş" , sonradan olma liberalleri anlatıyordu.
"Libo-demoş" da sonradan olma liberal demokratlar için uygun olmalı.
Bu soldan sağa viraj alanlardan birisi bir TV programında AKP'nin nasıl demokrat olduğunu anlatıyordu. Gülerek izledim.
Demek ki AKP demokrat bir partiymiş de haberimiz yokmuş, öğreniyoruz.
Şimdi böyle "neo-demo" olmak için, öncelikle küreselleşeceksin.
Küreselleşince de hem kendi eksenin çevresinde döneceksin hem de güneş çevresinde döneceksin. Böyle dönüp dururken de Amerika'yı keşfedeceksin.
Hem de öyle keşfedeceksin ki, Amerika "at" deyince atacaksın, "tut" deyince tutacaksın, "yat" deyince yatacaksın, "elma" derse çıkacaksın, "armut" derse çıkmayacaksın.
Demokrat olduğunu kanıtlamak için de "yeminli özelci" olacaksın, elinde avucunda neyin varsa satacaksın. "Sermayenin dini, dili, rengi mengi yoktur, kim çoğunu verirse satarım" diye memleketi satacaksın. Çünkü sen demokratsın, sonra neme lazım darbeci falan olursun.
Demokratsan eğer, sakın ha ulusalcı olmayacaksın.
Ulus demek, ülke demek geride kalmış olmaktır, ezberdir, sonra biraz daha sürdürürsen militarist olmaktır, darbecilik falandır. Sakın ha, ulusalcı olmayacaksın.
Hem ulusalcı olmayacaksın hem de laik olmayacaksın. Sonra sana dinsiz falan derler, aman ha. Dinsizlik maazallah, cüzzamlı olmak gibidir, dımdızlak ortada kalırsın, koruyan falan da olmaz, kim vurduya gidersin.
Liberal olacaksın bir, Avrupacı olacaksın iki, Amerikancı olacaksın üç. Daha baştan Müslümansın zaten onu birden önce sayıyorum. Sonra özelci olacaksın, devleti küçülteceksin, küçülteceksin, öyle ki görünmez olacak. Şimdilik şeriatçı olmayacaksın. Zaten sonradan demokrat olanların şeriatçı olmaları gerekmez, asıl şeriatçılar kadrolu olarak görev başındalar ama henüz "şimdi" işaretini almadılar.
Onlar "zamanı var" diyorlarsa dikkat etmen gerekiyor. "Sabırlı olmak lazım" dediklerinde bir şey anlatıyor. "Sırası gelince..." dedikleri zamanı bekliyorlar.
Demokratsan eğer, Kürtçülük konusunda "insan hakları" ile "demokrasi" den söz edip PKK'den hiç söz açmaman gerekir. Eğer PKK için "silahlı Kürt muhalefeti" diyemiyorsan bir şey söylememen daha iyi olur. Kürt milliyetçiliği sözü açılırsa senin Türk milliyetçiliğini eleştirmen uygun kaçar.
Ermeni soykırımını da uygun yerlerde başını burkup kabul eder görünmen Avrupalılık işareti sayılır.
Yok, bütün bunların küreselleşmiş dünyanın egemen güçlerinin ustalıklı taktiklerinin çıkar ortaklığını kabullenmiş maskaralıklar olduğunu anlıyorsan yerin bizim yanımızdır.
Biz, ulusalcıyız, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'nin laiklik yolunda, çağdaşlık yolunda, kendimiz olma yolunda, insandan ve emekten yana mücadelesinin kararlı erleriyiz.
Büyük Atatürk'ün gösterdiği yolun, ulusun kanıyla ve teriyle çizilmiş yolun akılcı insanlarıyız.
Aklın ve bilimin rehberliğinden başka hiçbir rehbere, mürşide, bilinmeyen güce gerek duymayan aydınlanmanın ışığında kendi yolunu bulan Cumhuriyetçileriz.
Hiçbir engelden korkmadan, hiçbir güçlükten yılmadan ne yapacağını her koşulda bilen insanlar olarak AKP iktidarına sandıkta son vermek için oyumuzu kullanacağız.
Akılcı bir hesapla AKP'yi durdurmanın yolunu ben, kişi olarak DSP ile güçlenmiş CHP'ye oy vermekte gördüğüm için oyumu bu doğrultuda kullanacağım.
Demokrasinin bu olmadığını, demokrat olmanın ölçütlerinin bunlar olmadığını, ülkemin koşullarının (okur-yazarlık-eğitim, kültür-feodal yapı vb.) demokrasiye yeterli desteği sağlamadığını bilerek gene de ülkemin geleceğine sandıkta sahip çıkmaya çalışacağım.
Ama sahip olduğum Atatürk bilinci bana "hiçbir koşulda , hiçbir durumda , hiçbir nedenle ülkemin tehlikeye düşmesine asla izin vermemem gerektiğini" şart koşuyor ve ben bu
şartı varoluşumun temel nedeni sayıyorum.
Umarım ve dilerim ki, 22 Temmuz seçimleri ülkemin yararına olur...
Erdal ATABEK,ANKARA, 16 Temmuz 2007 Pazartesi