Demokrasi: Sadece AB'yi Översen...
Programın tekrarı, İsveç'in AB zirvesinde Türkiye'yi desteklediğini belirten Dışişleri Bakanlığı'nın isteği üzerine ekrana getirilmedi. TRT, programla ilgili olarak inceleme başlattı.
Orhan Pamuk'un Nobel'i almasından bir gün sonra yayımlanan programda, Nobel'in emperyalizme hizmet ettiği, İsveç'in en büyük sorunlarının alkolizm ve delilik olduğu gibi iddialar yer aldı.
İsveç'in Ankara Büyükelçisi Christian Asp, programı izlemediğini, TRT'nin internet sitesindeki tanıtımlarda programdakine benzer iddiaları okuduğunu söyledi. Elektronik postayla Avar'dan soykırım iddiaları nedeniyle absürd ve temelsiz bulduğu programın bir örneğini istediğini belirten Asp, olumsuz yanıt aldığını kaydetti.
Avar'ın, Sami soykırımı konusunda "İsveçli gazeteci Kerstin Brunberg'in de aynı düşünceleri taşıdığı" yanıtını verdiğini kaydeden Asp, "Brunberg ile görüştüm. Avar ile soykırımla ilgili böyle bir konuşma yapmadığını söyledi" dedi. Asp, TRT ya da Dışişleri ile temasa geçmediğini, ancak tekrarının ekrana gelmemesinden memnun olduğunu belirtti. Dışişleri'nin "İsveç'in bugün yapılacak AB zirvesinde Türkiye'yi desteklemesi nedeniyle zirve sonuna kadar yayımlanmamasını" istemesi üzerine programın tekrarlanmadığı öğrenildi.
"AB ülkelerinde 'Kopenhag Kriterleri nasıl uygulanıyor?' diye işliyorum. Denk geldiği için Nobel'e de baktım" diye konuşan Avar, Milliyet'e şunları söyledi:
"Sami soykırımı 1980'e kadar sürmüş. 13 yaşındaki kızların yumurtalıkları bağlanmış, biyolojik soykırım yapılmış. Kendi aydınları da kabul ediyor. Pamuk, 1985'te International Writing programına gitmiş. ABD istihbaratının, derin devletin ülke amaçlarını yaymak için uyguladığı program. Pamuk da bunu yapmıştır. Yoksa durup dururken niye 'biz öldürdük, biz yaptık' deyip başkasının elini güçlendirsin? Nobel ödülü alanlar ülkelerine ihanet eden, sevilmeyen insanlar. Attilâ İlhan, Yaşar Kemal niye alamadı?"
TRT'de yayınlanan "Sınırlar Arasında" programının hazırlayıcısı vce sunucusu Banu Avar'ı ihbar eden ve TCK'nın 216'ncı madesine göre yargılanmasın isteyen Sabah gazetesi ombudsmanı Yavuz Baydar'ın başını çektiği Pamukçu yazarlara tepki giderek artıyor. İşlerine geldiğinde "basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü" gibi kavramların arkasına saklanan Pamukçu yazarların tutumu ağır ifadelerle eleştirildi. İşte, Banu Avar üzerinden sağduyulu ve milli çıkarları gözeten insanlara karşı, hoşgörüsüzlükleri bilinen sözde aydınlara tepkiler:
Banu Avar linç...
Melih Aşık (Milliyet): TRT'de 'Sınırlar Arasında' adlı programı yapan Banu Avar'ın İsveç ve Nobel ödülü aleyhindeki sözleri yüzünden yer yerinden oynuyor. Bir kısım medyanın Avar'ı linç etme girişimlerinin sebebi nedir? Avukat Ümit Arif Özsoy haklı olarak soruyor:
-Avrupa'da, Amerika'da her yıl Türkiye aleyhine onlarca program yapılıyor, o ülkelerin basını aynı tepkiyi veriyor mu?
-Avar'ı linç etmeye yeltenen arkadaşlar kendi ülkeleri aleyhine dış yayınlara aynı tepkiyi veriyor mu?
Basın özgürlüğü
Hikmet Bila (Cumhuriyet): Meslektaşım Banu Avar'ı kutluyorum. TRT'deki "Sınırlar Arasında" adlı programıyla Türkiye'de insanların gözünde sayısız pencereler açtı.
Avar, programda kimilerinin hoşuna gitmeyecek şeyler söylemiş. Söyler. Basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü yok mu? Programda, kimilerini rahatsız eden ifadeler neymiş?
Özetle şunlar: Nobel ve benzeri ödüller belli amaçlarla verilmekte ve ödül alanlar kendi ülkelerinde kullanılmaktadır.
Hemen diplomatik baskılar başlamış ve programın tekrarı yayından kaldırılmış. Hazretler basın ve düşünce özgürlüğüne çok saygılıdırlar ya...
Bu programın bırakın yayından kaldırılmasını, sadece Türkiye'de değil, bütün AB ülkelerinde gösterilmesi gerekir. En parlak üyelerinin ne durumda olduğunu görsünler diye.
Basın özgürlüğü o arkadaşları pek ilgilendirmiyor galiba. Bir programın skandal olmaması için Türklerin Ermeni soykırımı'ndan mı söz etmesi gerekiyor.
Avar'a 216 tehdidi
Tercüman: O. Pamuk'a, Zana'ya verilen ödüllerin ipliğini pazara çıkaran Banu Avar hedefte. Sözde aydınlar 'Yargılansın" diye yırtınıyor.
İkileme tanık oluyoruz
Burhan Ayeri (Güneş): Milliyet ve Sabah gazetelerinin Banu Avar ve TRT'de yayınlanan programı "Sınırlar Arasında"ya saldırılarına HaberTÜRK televizyonu da katıldı. Türkiye'de enteresan ikilemlere tanık oluyoruz. Ülkesine, milli değerlerine, Atatürk başta, liderlerine saldıranlara alkış tutuyorlar. Baskın Oran'ları, Atilla Yayla'ları yere göğe koymuyorlar.
Bunlar sahte demokrat!
Gözcü gazetesi: Sabah Gazetesi Ombudsmanı Yavuz Baydar, meslektaşı Banu Avar'ı jurnal ispiyonlayarak 216'ıncı maddeden yargılanmasını istemesi şaşkınlık yarattı.
Sansürcüler ekibi...
Pamukçu yazarların, "Türkler bir milyon Ermeni 30 bin Kürdü öldürdü" diyerek Nobel ile ödüllendirilen Orhan Pamuk'u koruma ve kollama ekibi gibi çalıştıkları biliniyor. Orhan Pamuk'u ve Nobel ödülünü dağıtan İsveç'e toz kondurmayan bu isimlerin, gazetecilik etiğine aykırı davrandıkları Akşam gazetesi yazarı Oray Eğin'in,'Stockholm notları'nda da açıkca görüldü.
Eğin, Pamuk'un Nobel töreni için İsveç'e davet edilen gazetecilerin aynı ekipten olduğuna dikkati çekerek şunları yazdı: "Böylesi bir yoğunlaşmaya bakıldığında ister istemez'Acaba Pamuk aleyhinde bir şey çıkmasın diye mi bu isimler seçildi'diye düşünmek mümkün. Olası bir olumsuz gelişmede, mesela Pamuk'un olası bir dil sürçmesinde veya bir protestoda Türkiye'de zaten büyük tepki gören yazar hakkında 'Bu isimler kollayan, eleştiren olmayan haberler yazar" diye mi liste oluşturuldu acaba?
Doğrusu bu kadar deneyimli gazetecinin böylesi kolay bir hesaba ortak olacağını düşünmem. Ama Stockholm'de şuna da tanık oldum: Yedi-sekiz kişilik bir grup, Grand Hotel'in yakınında ufak bir protesto gösterisi yaptı. Bu benim haberim değildi, başka gazeteciler gördüğü bir haberdi ve benim yazma hakkım yoktu. Ama onlar da "Boşverin yazmayalım, Türkiye'de büyütürler" diye kendi aralarında konuşup bu haberi vermediler.
İşte, Pamuk'a protesto olayını görüpte tek satır yazmayan yazarlar: Altan Öymen, Doğan Hızlan, hamile hamile buralara kadar gelen Balçiçek Pamir, İsmet Berkan, Hasan Cemal, Ferhat Boratav ve Soner Yalçın, Şahin Alpay, Fehmi Koru, Ali Bayramoğlu, Cüneyt Özdemir, Okay Gönensin, Kürşat Bumin, Derya Sazak, Filiz Aygündüz, Banu Güven, Metin Celal, Feridun Andaç ve Cengiz Çandar.
Bu isimler içinde Orhan Pamuk hayranlığı sınır tanımayanlar da var. Bu konuda Akşam yazarı Koray Eğin'in şu tespiti bulunuyor: 'Pamuk'un yaptığı 'Babamın Bavulu'* başlıklı konuşma bazı gazetecileri gözyaşlarına boğdu: Hasan Cemal, İsmet Berkan ve Yasemin Çongar gözleri sulananlardandı. Orhan Pamuk'u ayakta ilk alkışlamaya başlayan gazeteci Ali Bayramoğlu'ydu."
Editör : GüvenTürk, 16 Aralık 2006 Cumartesi, 09:00
* Sonradan öğrenildiğine göre 'Babamın Bavulu' Amin Mouluf'un babasına aitmiş.
* * *
Gezdiği, gördüğü, izlediği, gözlediği ülkelerin doğal güzelliklerini, orada yaşayan insanların tarihsel, siyasal, toplumsal, kültürel özelliklerini sürükleyici bir içerik ve görüntüyle aktardı. İzleyenlere, sanki oradaymışlar hissini veren canlılıkla...
İsveç'i konu alan son programının tekrarı yayından kaldırılmış ve programla ilgili soruşturma açılmış.
Neden?
Avar, programda kimilerinin hoşuna gitmeyecek şeyler söylemiş.
Söyler. Basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü yok mu?
Programda, kimilerini rahatsız eden ifadeler neymiş?
Özetle şunlar:
Nobel ve benzeri ödüller belli amaçlarla verilmekte ve ödül alanlar kendi ülkelerinde kullanılmaktadır.
Bu ödüller çevresinde büyük paralar dönmektedir.
İsveç'te Sami (Lapon) azınlık her türlü haklarından yoksun bırakılmıştır.
İsveç'te 1980'lere kadar Lapon ve Romanlara soykırım uygulanmıştır.
İsveç'te Çingene, Tatar ve Yahudi çocuklar kısırlaştırılmıştır.
İsveç'te alkolizm ve delilik aşırı boyutlara varmıştır.
İsveç'te kadınlar yoğun bir şekilde şiddete uğramaktadır.
İsveç'te basın özgürlüğü falan yoktur.
İsveç'te ırkçılık artmıştır.
Oysa gerçekler hiç de öyle söylemiyordu.
O gerçekleri dile getirmiştik.
Şimdi Banu Avar, o ülkede olup bitenleri daha kapsamlı, daha ayrıntılı ortaya koymuş. Hem de yerinde gözlemlerle. 13 yaşındaki Sami kızların yumurtalıklarının bağlandığını, biyolojik soykırım uygulandığını, İsveçli aydınların da bu gerçeği kabul ettiğini söylüyor Banu...
Hemen diplomatik baskılar başlamış ve programın tekrarı yayından kaldırılmış. Hazretler basın ve düşünce özgürlüğüne çok saygılıdırlar ya!..
Bu programın bırakın yayından kaldırılmasını, sadece Türkiye'de değil, bütün AB ülkelerinde gösterilmesi gerekir. En parlak üyelerinin ne durumda olduğunu görsünler diye.
Bizim bir kısım basın da programı 'skandal' olarak nitelemiş. Olayın üzerine gidip, Banu'nun gündeme getirdiği konuları daha da geliştirip haber yapacaklarına ya da aksini kanıtlayacaklarına, ona yüklenmeyi tercih etmişler. Niye ki? Basın özgürlüğü o arkadaşları pek ilgilendirmiyor galiba. Bir programın skandal olmaması için Türklerin 'Ermeni soykırımı' ndan mı söz etmesi gerekiyor?