Yeni Şafak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yeni Şafak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19.1.09

Böyle “karı” olmaz olsun!

Türkiye'nin İsrail'le ilişkisi Katolik nikâhı gibi bir şey mi? Bu “karı”yı boşamak imkânsız mı?
İsrail'le ilişkilerin kesilmesini isteyenlere “Bekâra karı boşamak kolaydır” diyor Başbakan Erdoğan…
Daha önce de “Bakkal dükkânı yönetmiyoruz, Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetiyoruz” demişti…
Bunlar ne anlama geliyor?
“Elimiz-kolumuz bağlı” mı demek istiyor Başbakan?
“Türkiye Cumhuriyeti İsrail'e damardan bağlıdır, İsrail'siz yapamayız” mı demek istiyor?
Yoksa Türk Silahlı Kuvvetleri'nin İsrail konusundaki ısrarlarına boyun eğmek zorunda kaldıklarını mı ima ediyor?
İsrail'le “bütün ilişkilerin hemen kesilmesi” imkânsız diyelim…
Siyonist katillere verilen ihalelerden birinin iptal edilmesi de mi imkânsız?
Diplomatik ilişkilerin kesilmesini filan geçtik; “İsrail Hava Kuvvetleri bundan böyle Konya'yı üs olarak kullanamayacak” demek de mi imkânsız?
En ufak bir somut yaptırım da mı uygulanamaz İsrail'e?
Hiçbir şey mi yapılamaz?
Öyleyse “İsrail Birleşmiş Milletler'in kapısından içeriye nasıl giriyor?” söylemi neyin nesidir?
İsrail'in uluslar arası topluluktan dışlanması gerektiğini ima edeceksiniz, ama bu terör rejimine yaptırım uygulamanız istendiğinde “biz bakkal dükkânı yönetmiyoruz”, “bekâra karı boşamak kolaydır” deyip geçeceksiniz…
Bunu gören İsrail, “Endişeye mahal yok. Katliamda ne kadar ileri gidersek gidelim, Türk hükümeti bize yaptırımın 'y'sini uygulamayacaktır. Gazze'nin canına okumaya devam!” demez mi?

* * *

Başbakan'ın İsrail aleyhindeki sert konuşmaları Türkiye'yi İslam dünyasının yıldızı yaptı ve İsrail'in yüreğine korku saldı.
İsrail, “Erdoğan'ın böyle sert konuşması somut yaptırımların habercisi olabilir” diye korkuyordu.
Bu korkuyu “bekâra karı boşamak kolaydır” gibi çıkışlarla silmenin ne âlemi var?
İsrail'i rahatlatmanın ve İslam dünyasını hayal kırıklığına uğratmanın ne alemi var?
“Hiçbir şey yapılmayacak olsa bile bir şeylerin yapılabileceği izlenimi uyandırılarak İsrail'e psikolojik baskı uygulanmalıdır” diyeceğim ama hiçbir şeyin yapılamayacağı fikrini kabul etmem mümkün değil.
Hani Türkiye büyümüş, güçlenmiş, bölgesel süper güç olmuştu?
Kardeşlerimizi göz göre göre soykırımdan geçiren İsrail'in karşısında kılını bile kıpırdatamayacak kadar aciz olan Türkiye'nin “bölgesel süper güç”lüğünü ne yapalım?
Alıp da başımıza mı çalalım?
İsrail'e demediğini bırakmayan, ama iş somut adım atmaya gelince 'Orada durun!' diyen Başbakan'ın millete bir açıklama borcu var.
Orada niye durmak gerekiyor?
İsrail'e dokunan çarpılır mı?
Askeri darbe filan mı olur?
Bildiği neyse söylesin, biz de bilelim.
Bilelim ve “Geçiniz!” diyelim.
Allah, bütün risklerden büyüktür.

* * *

“Bekâra karı boşamak kolay”, evet.
Kolay olanı herkes yapar.
Yüzde 47'lik muazzam bir halk desteğiyle iktidara gelen AK Parti'den zor olanı yapmasını beklemek hakkımız değil mi?

* * *

NOT: İsrail'in ilan ettiği “tek taraflı ateşkes”e güvenip de rehavete kapılmayalım. İşgal ordusu Gazze'den çıkmaya yanaşmıyor ve HAMAS direnişe devam edeceğini söylüyor. Savaş bitmedi. İsrail'e lanet / Filistin'e destek eylemlerine devam!
Hakan Albayrak, Yeni Şafak, 19 Ocak 2009

20.12.08

Amerika'da iç isyana hazırlık

IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn, ekonomik krizin merkezi olan ülkelerde, yaygın iç isyanların yaşanabileceği uyarısı yaptı. Kahn'a göre, "Eğer gelişmiş ülkeler, krizden kurtulmak için uyguladıkları yöntemlerde geniş kitlelerin ortak çıkarlarını değil de, elitlerin çıkarlarını öne alırlarsa" bu kötü gelecekle yüzleşecekler.
Bu uyarılar çok önemli. Amerika ve Avrupa gibi merkez ekonomileri vuran krizin algılanış biçimi maalesef son derece hastalıklı. Bırakın ekonomik kriz demeyi, "finans krizi" ifadesiyle tanımlanıyorsa bu durum, alınacak önlemler de isabetli olmayacaktır. Ortada sadece bir finans krizi yok. Sadece ekonomik kriz de yok. Aynı zamanda siyasal ve sosyal krizlerin işaretleri de var. Daha temelde, Batı dünyasını büyük bir felsefi dönüşüme zorlayan tarihsel bir buhran söz konusu.
Kahn'la devam edelim:
Birçok ülkede sosyal patlamalar yaşanabilecek. Bunlara gelişmiş ülkeler dahil. Eğer finans sistemi yeniden yapılandırılamazsa, şiddetli isyanlar başgösterebilecek. Özellikle ABD'de bu isyanlar, vergilerin elitlere gitmesi ve doların devalüe edilmesiyle harekete geçebilecek….
Bazıları beş yıl sonra ABD'nin "gelişmemiş ülke" kategorisine düşeceğini, gıda isyanlarının başlayacağını öne sürüyor. Onlar; dünyanın bu kriz yüzünden çok acı çekeceğini ama topyekun ekonomik çöküş yaşamayacağını, ancak Amerika'nın tam bir ekonomik Armageddon yaşayacağını iddia ediyor.
ABD Merkez Bankası'nın kısa vadeli faizleri sıfırlamasının dolar kaçışını hızlandıracağı, önümüzdeki yıllarda ABD'de hiper enflasyonun başlayacağı gibi ihtimaller bu tür endişelere kapı aralıyor.
Petrol fiyatlarını 150 dolarlara çıkaran finans sistemi, gıda fiyatlarında da benzer oynamalar yapmış, birçok ülkede protesto gösterileri başlamıştı. Bu çevrelerin son oyunu dolar üzerine oldu. Bir süre sonra, bugün baskı altında tuttukları altın fiyatları üzerinde benzer bir spekülasyon yapacakları konuşuluyor.
Durumun finans ve genel anlamda ekonomik boyutu bir şekilde tartışılıyor. Ama muhtemel siyasal sonuçları, yol açacağı toplumsal gerilimler üzerine pek kimse kafa yormuyor gibi. Strauss-Kahn, gıda fiyatlarının hızla arttığı bu yılın ilk döneminde de benzer açıklamalar yapmış, yüz milyonlarca insanın açlıkla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunmuştu.
Krize karşı önlemler ve kriz sonrasına ilişkin yeni ekonomik yapı eğer geniş kitleleri tatmin edecek nitelikte olmaz, bugüne kadar olduğu gibi, yine yönetici eliti tatmin amaçlı olursa, işte o zaman şok dalgaları Avrupa ve özellikle Amerika sokaklarını vuracak.
Peki bu ihtimale karşı ne tür önlemler alınıyor?
Afganistan ve Irak'tan dönen binlerce asker iç güvenlik için görevlendiriliyor. Yani "iç tehdit"lere karşı hazırlanıyor. Kitle kontrolü ve sivil isyanlara karşı eğitiliyor. Bu hazırlıkla ilgili 2006 yılında yazdığım yazılar şaşkınlıkla karşılanmıştı.
"FEMA (Federal Acil Yönetim Ajansı) yeniden yapılanıyor. Hem de nükleer saldırı, isyan ve iç savaşa göre. Olağanüstü hal ve sıkıyönetim yasaları yeniden belirleniyor. Bankacılık işlemlerinden vatandaşlık yasalarına kadar ABD olağanüstü şartlar için hazırlık yapıyor" demiş ve "ABD neye hazırlanıyor" diye sormuştum.
Amerikan tarihinde ilk kez ordu, iç güvenlik için konuşlandırılıyor. Askeri birimler 24 saat iç tehdide karşı görevlendiriliyor. Uygulama 1 Ekim'den itibaren başladı. Ülke içinde konuşlandırılacak ilk askeri birim, ABD Kuzey Komutanlığı'na (NorthCom) bağlı. Bu birlik neye karşı savaşacak? Nükleer saldırı, iç savaş ve toplumsal kaosa karşı. Kitleleri kontrol altına alacak. Çatışma sonrası için gerekli sorumlulukları yerine getirecek. Aylardır bunun tatbikatı yapılıyor…
ABD böyle bir felaketle yüzleşir mi? Umarız bu tür gelişmeler olmaz. Ancak krize müdahale şekli, kriz sonrası için hazırlıklarda aynı adaletsizlik üzerinde ısrar edilmesi, toplumun genelini kurtarma yerine iktidar elitlerini, sermayeyi yönetenleri güçlendirmeye yönelik yaklaşımlar, iç isyan ve sosyal huzursuzluk ihtimallerini güçlendiriyor.
Olaya sadece "finans krizi" olarak bakanlar bakalım birkaç ay sonra aynı ifadeyi kullanmaya devam edecekler mi? Hep birlikte göreceğiz…
İbrahim Karagül, Yeni Şafak, 19 Aralık 2008