Doğan Hızlan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğan Hızlan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13.10.10

Amerika’dan gelen doktor neden kütüphane bulamadı

50 yıldır Amerika’da doktorluk yapan okurumuz Muzaffer Aytür, İstanbul’a geldi. Okuryazar herkes gibi, Nişantaşı’nda bir kütüphane aradı. Önce Teşvikiye karakoluna gidip kütüphanenin adresini sordu, olmadığını öğrendi ama ikna olmadı, daha sonra oradaki kitapçılara gitti, onlar da, bu semtte kütüphane yok, dediler. Bu girişimleriyle de yetinmedi, internette gezindi. Acı gerçeği öğrendi.
Ne yazık ki, Nişantaşı ve çevresinde kütüphane yoktu!
Tek kütüphane, Taksim’deki Atatürk Kitaplığı idi.
Muzaffer Aytür, ayrıca kütüphanelerin çalışma saatlerinin, işinden çıkan birinin kitap okumasını mümkün kılmadığını da daha önce öğrenmişti.
Bunca gelişmiş, lüks semtler diye tanımlanan semtlerin kitapsızlığı, hepimizin ortak derdi.
Bence, trilyonluk sitelere bir kütüphane yapılması şartı konulmalı.
Mahalle kitaplıkları projesi gerçekleştirilmeli.

***

AMERİKA’nın kuruluşunun ilk dönemlerinde, Amerikan toplumu kitapsızlığı, kültürsüzlüğü yaşamış.
Nedenini konuğumuz şöyle açıklıyor: “Çünkü o zaman çiftçiler sabah dörtte tarlaya gidiyorlardı, akşam da saat sekizde yatıyorlardı. Kitap okuyacak zamanları yoktu ki, kitaba, kütüphaneye ihtiyaç duysunlar.”
Ama şimdi durum çok farklı.
New York’ta ve Florida’da yaşayan okurumuz, Florida’da 20 millik alan içinde 11 halk kütüphanesinin olduğunu söyledi.
Belirttiğine göre, bu halk kütüphaneleri sadece kitaplık görevini, işlevini yerine getirmiyor.
Bir tür halkevi niteliği taşıyormuş.
Kapıdan girdiğinizde salon gibi bir yerde dergiler varmış, onları okuyabiliyormuşsunuz.
Sonra da kitaplığa geçebiliyormuşsunuz.
Aynı binada, müzik yapabiliyorsunuz, başka etkinlikleri de gerçekleştirebiliyorsunuz.

***

KÜTÜPHANELERİMİZİN çalışma saatlerini de, işlevlerini de yeniden gözden geçirirken yapılması gereken bazı işler var.
Çalışma saatleri düzenlenmeli, hiç kuşkusuz bu personel eksiği ile bu mümkün değil, geceleri iş saatinden sonra, saat beşten, yediden sonra da açık bulundurulmalı. Gerekirse vardiyalı bir sistem uygulanabilmeli...
Ayrıca buraya sadece kitap okumak için gidilmemeli, yukarıda saydığımız özellikleri de taşımalı kütüphaneler.

***

 BUNLAR birer hayal mi? İnsan hayal etmeden bunları gerçekleştiremez ki!
 Hürriyet, Doğan Hızlan, 13.10.2010

28.3.10

Evdeki eşya üzerime geliyor

100 yıldır matematikçilerin çözemediği Poincare Conjectureadı verilen matematik problemini, Rus bilim adamı Dr. Grigory Perelman çözdü. Perelman, söz konusu önermenin çözümünü de internet üzerinden göndererek tüm dünyaya doğru sonucu tanıtmış oldu. Yüz yıldır çözülmeyen soruyu çözen, 44 yaşındaki Dr. Grigory Perelman aynı zamanda dünyanın yaşayan en zeki insanı olduğunu da ispat etmiş oluyor.
Fakat asıl olay bundan sonra başlıyor: Dünyanın en zor matematik sorularından birini çözen Perelman kendisine sunulan 1 milyon dolarlık ödülü ise reddetmiş. Dünyanın en zeki adamı olarak kabul edilen Grigory Perelman, St. Petersburg’da bakımsız ve böceklerle dolu bir apartman dairesinde oturuyor. Ancak Her istediğime sahibim diyor.
ABD’deki Clay Matematik Enstitüsünün koyduğu 1 milyon dolarlık ödülü reddeden Perelman; “Meşhur olmak istemiyorum. Kahraman falan değilim” demiş. Perelman’ın komşusu Vera Petrovna, “Bir kere dairesine girdim ve şoke oldum. Sadece bir masası, bir klozeti ve daha önceki oturanlar tarafından bırakılmış kirli bir yatağı vardı. Apartmandaki hamamböceklerinden kurtulmaya çalışıyoruz ama onun dairesinde saklanıyorlar demiş.
HABERİ okur okumaz evimdeki eşya sanki üzerime yürümeye başladı. Matematikçi Perelman, 1 milyon dolar ödülü reddetmiş, bir masa, bir sandalye, bir de yataktan ibaret olan düzeninin, yaşama ve çalışma biçiminin bozulmasına müsaade etmemiş. İyi de etmiş!
Ben de, biz de bunu yapabilsek, aza indirgenmiş bir hayat anlayışını uygulayabilsek keşke... Evime gelenler, yerleri ve duvarları koltuk üstlerini kitapların, long play ve CD’lerin kapladığını bilirler.
Gerçekten de, insanın kendisini işine adamasında engel olan şeylerin başında, eşya ve mal mülk edinme hırsı gelmez mi?
Bütün bir haftanın yorgunluğunu, hafta sonu mobilya tarlasının ortasında geçiren aile reisleri, benim için birer trajik figürdürler.
Türkiye’de de fotoğrafları sergilenen Koudelka’nın da yaşadığı yerin böyle bir yer olduğunu, yıllar önce beni onunla tanıştıran dostum Ara Güler söylemişti. Giyimindeki sadelikten zaten bunu anlayabiliyordunuz da.
Sanatın, edebiyatın bencilliğini, kıskançlığını bilenler, doruğa çıkabiliyorlar. Çünkü eşya, mülkiyet safrasından kurtulmuş oluyorlar.
Bunun için, bir otel odasında yaşayarak yazanlara, çizenlere birer kutsal varlık gözüyle bakarım.
Yahya Kemal Beyatlı bir otel odasında yazdı, bu güzel eşsiz şiirleri. Tapularla, vergilerle, mobilya cilasıyla uğraşmadı.
Portekiz’deki ikizi Fernando Pessoa da pansiyonlarda yaşamış. Vazgeçilmez varlıkları, kitaplarını ve şiirlerini de bavulunun içinde oradan oraya taşırmış.
Hayalet Oğuz’un otelleri de dost evleriydi.
Sezer Duru-Orhan Duru’nun yazdığı Pera’daki Hayalet, mal mülk esaretinden kurtulanların öyküsüdür.
Celâl Sılay’ın da, Vedat Günyol’un da evleri olmadı, mülk edinmediler.
Elbette otel odalarının yalnızlığı ayrı bir şiire sahiptir. Dolayısıyla Necip Fazıl’ın Otel Odaları şiirini anmadan bu yazı yazılamazdı.
Ama yazıya daha fazla yakışan bir şiirle noktayı koyalım.
Max Jacob’dan iyi şair İlhan Berk’in çevirdiği Kamichi şiirinin bir bölümünü aldım yazıma:


Giyotinle ölüm cezası bugün
Kırallar hariç, istenmiyor.
Sana bu satırları yazan
Çarmıhta olsun ölümüm diyor
Kanıma banıp yazıyorum.
Unvan mı mülk mü? Budalalık,
Tanrı da sizleri kınar muhakkak.
Doğan HIZLAN,  Hürriyet 28.03.2010

2.10.08

Ruhi Su’yu yeniden dinleyin

RUHİ SU’yu okurlarımın çoğu dinlemiştir. Onun gibi dünya görüşü olan müzikçileri, müziğin toplumsal işlevini unutmayanları yeniden yeniden dinlemek gerekir.Özellikle türkülerin bizim için önemini, Anadolu coğrafyasının sesli tarihini algılayabilmek için Ruhi Su’yu zaman zaman can kulağıyla dinlemeliyiz.Karabey Aydoğan’ın hazırladığı Ruhi Su Türküleri (*) kitabını okurken, bayram tatilinin dinleme fırsatını yaratacağını düşündüm, onun için de bu kitaptan söz etmek istedim.Bir sanatçının sanatını icra etmesini devlet zoruyla önlemenin, o sanatçı üzerindeki etkisini, yapılan zulmün derecesini tahmin edemezsiniz. Ancak Ruhi Su’nun yaşamını okuyarak bunun ne demek olduğunu anlayabilirsiniz.Sıdıka Su, Ruhi Su Türküleri’nin başındaki yazısında sanatçıya dair yalın bir tanıtma notu düşüyor:"Sıcaklığını, yaşanmışlıktan alan türküler, Ruhi Su sesiyle, yorumuyla bir yol, bir yordam oluşturmuştur. Halkını tanıyıp ayrılmaz bir biçimde halkına bağlanan Ruhi Su, çocuk denecek yaşta türküler söylemeye başlar, ilk söylediği türkülerden birini şöyle hatırlıyordu:’Tamburamın teli çekmez / Çalarım, çalarım ötmez / Bir kız aldım, koynumda yatmaz / Koynumda yatmaz.’1985 yılına dek söylediği türkülerle bu ilk söylediği türkü arasından en az altmış beş yıl geçmiş. Yasaklarla dolu altmış beş yıl. Hiç mi hiç susmamış."KARABEY AYDOĞAN’ın Sunu’daki saptamasına, onu dinleyen, bilen herkes katılır:"Anadolu halkı binlerce yıldır türkülerle iç içe yaşamını sürdürürken, aydınlarımızın türküleri duyması, tanıması, anlaması, yine bir aydının sanatıyla, Ruhi Su’nun yarattığı ışıkla sağlanabilmiştir."Ruhi Su Türküleri, bir dinleyici için çok yararlı bir çalışma, sanatçının bütün türkülerinin metinlerini bulabilirsiniz. Ruhi Su üzerine yazılardan seçmeler de gene kitabı zenginleştiriyor.Onun gibi iyi bir opera sanatçısının, türkü üzerine söyledikleri çok önem taşıyor:"Türküler de tıpkı operalar ve ’lied’ler gibi çeşitli konularda ve değişik biçimlerde olduğundan, onlar gibi renkli ve değişik bir icrayı zorunlu kılar."Türküler, çağdaş müziğimiz üzerine Ruhi Su’nun yazılarını, Sıdıka Su’nun yorumlarını okuyacaksınız.Kimlerin yazıları var bu kitapta?Sabahattin Eyüboğlu, Yaşar Kemal, Ümit Kaftancıoğlu, Nejat Birdoğan, Cavit Orhan Tütengil, Melih Cevdet Anday, Memet Fuat, Füsun Akatlı, Aziz Nesin.* * *RUHİ SU’yu dinlerken, bu kitap sizi bilgilendirecek. Başka açıdan şöyle de diyebilirim, bu kitap, "Neden Ruhi Su’yu dinlemek gerekir?" sorusunun yanıtını veriyor.*) "Ruhi Su Türküleri", Hazırlayan: Karabey Aydoğan, Everest Yayınları.
Dogan HIZLAN, 02.09.208, Hurrriyet