Böyle buyurmuş Kılıçdaroğlu!
Kılıçdaroğlu, “CHP İktidara Yürüyor” (24.1.2020) başlıklı yazı ile tasvir ettiğimiz ziyafet masasında, “Bugün
Türkiye’de bizce sağ-sol siyaseti yok. Demokrasiden yana
olanlar-demokrasiye karşı olanlar, otoriterlikten yana olanlar var.
Temel ayrım bu” demiş. Hz. Ali’nin kılıcı gibi kestirip atmış: “Türkiye’de sağ-sol siyaseti yoktur.”
Böylesine veciz ve aciz cümleyi ancak Başyüce söyleyebilir. Kafası
kızarsa bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi de yayımlayabilir. Anladığıma
göre Kılıçdaroğlu bazı kavramları karıştırıyor: Demokrasi zaten sağ-sol
mücadelesini solun kazanmasıyla gerçekleşir. Sağı / solu belli olmayan
siyaset ancak geri kalmış tek adam rejimlerinde olur.
Demokrasiyi
sağcı ne yapsın? Sağ çaresiz kalınca demokrasiye katlanır. Demokrasi
solun oksijenidir, sol da demokrasinin oksijenidir. İsterseniz, kabadayı
ağzıyla “harbi ve yekten” söyleyeyim: Kılıçdaroğlu’nun ziyafet
masasına oturmak gafletinde bulunduğu yaratıklarla ortak demokrasi
mücadelesine girmek bir yana onların gittiği helaya bile girilmez.
Kemal
Kılıçdaroğlu elbette sol gelenekten gelmiyor. Türkiye İşçi Partisi’nin
mücadelesini de bilmiyordur ve belki de gerçek, eski TİP’e kafa ve gönül
yakınlığı da duymuyordur. Olabilir! Olabilir de vahşi kapitalistlerin
en büyük hatası Marx ve marksizmi bilmemelerinden
kaynaklanır. TİP’in tarihi tam anlamıyla siyasal arkeolojik kazı
yapılması gerekli ve zorunlu bir “sit” alanı sayılmalı ve öyle bilinmeli. “Kimden, nasıl oy koparabilirim” amentüsü ile siyaset yapılamaz!
Bir hatırlatma yapmak için Cumhuriyet gazetesinin en eski yazarlarından Işık Kansu’nun Yurt Kemiricileri (*) adlı kitabından bir alıntı yapacağım. Bir örnek vermek gerekirse, Türkiye’de ilk kez TBMM’ye temsilci sokabilen sosyalist parti olan TİP’in genel başkanı Mehmet Ali Aybar’ın, 29 Ekim 1964’teki Cumhuriyet Bayramı bildirisi, bu açıdan tarihsel bir belgedir:
1948 doğumlu Kemal Kılıçdaroğlu, Sosyal Adalet dergisini yaşı icabı okuyamamıştır. Ancak Sosyal Adalet ve Yön gibi dergileri okumadan “Halkçı Karakterli Cumhuriyet”i kuran bir siyasal fırkada (partide) siyaset yapılamaz. Kılıçdaroğlu’nun ziyafet masasına birlikte oturduğu o “rate” zevatın neredeyse tamamı TİP’in içinde yer almış ve ona “meclis dışı muhalefet” safsatasıyla ihanet etmiştir.
Yozlaşmışlarına
bakıp karar verilmesin: Her Cumhuriyet ilke olarak soldadır. Çünkü
halkın kendi kendini yönetim tarzıdır. Dolayısıya da Cumhuriyetin
cumhuriyet olması için demokratik olmak ve de solda (halkın içinde ve
yanında) olmak zorundadır. Kısacası, CHP’nin 1923 yılında kurduğu
Cumhuriyet bir sol rejimdir. Durum böyle iken siz kalkıp sağsız-solsuz
bir Cumhuriyetten söz edeceksiniz. Bu, CHP’yi ıskartaya çıkarmak
anlamına gelir.
(*) Telgrafhane Yayınları, Kasım 2018, s. 53.
***
***
Bir hatırlatma yapmak için Cumhuriyet gazetesinin en eski yazarlarından Işık Kansu’nun Yurt Kemiricileri (*) adlı kitabından bir alıntı yapacağım. Bir örnek vermek gerekirse, Türkiye’de ilk kez TBMM’ye temsilci sokabilen sosyalist parti olan TİP’in genel başkanı Mehmet Ali Aybar’ın, 29 Ekim 1964’teki Cumhuriyet Bayramı bildirisi, bu açıdan tarihsel bir belgedir:
“Türkiye Cumhuriyeti, bir Milli Kurtuluş Savaşı sonunda kurulmuş ilk Cumhuriyettir. Bundan dolayı sömürgecilik ve sömürme sistemleri üzerine kurulmuş öteki Cumhuriyetlere benzemez. Bunların insanlık hazinesine mal olmuş değerlerini benimsemekle beraber, bizim Cumhuriyetimizin, Milli Kurtuluş Savaşı’ndan doğmuş olmanın verdiği özellikleri vardır. Bizim Cumhuriyetimiz, emperyalizme karşı, her türlü sömürücülüğe karşı, devrimci, dünya barışından yana, kıskançlıkla bağımsız, halkçı bir idare şeklidir. Böyle olmak gerekir.
Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin 1920 Kasımı’nda yayımladığı ‘Halkçılık Beyannamesi’ ve ölümsüz Başkumandan Atatürk’ün, Kurtuluş Savaşı yıllarındaki birçok söylevleri, yeni devletin özelliklerini, halkçı karakterini ve daha önce kurulmuş devletlerden hiçbirine benzemediğini kesinlikle belirtmiştir. Savaştan sonra kurulacak Cumhuriyetimizin ne çeşit bir Cumhuriyet olacağını göstermiştir.
Fakat Cumhuriyetimizin halkçı karakterini gerçekleştirmesi için sosyal yapıda köklü dönüşümlerin yapılması zorunludur. Bu dönüşümleri emekçi halkımız, yurt işlerinde söz ve karar sahibi olarak gerçekleştirecektir.
Cumhuriyetimizin 41. yıldönümünü kutlarken, Kurtuluş Savaşı Türkiyesi’nin amaçlarına ve değerlerine dönmek, bunları günümüzün şartları içinde yeniden canlandırmak, hepimize şevk ve heyecan veren bir ülkü haline gelmelidir. Cumhuriyet Bayramımız emekçi halkımıza mutlu olsun, kutlu olsun.” (1964, Sosyal Adalet dergisi, Sayı: 8)
1948 doğumlu Kemal Kılıçdaroğlu, Sosyal Adalet dergisini yaşı icabı okuyamamıştır. Ancak Sosyal Adalet ve Yön gibi dergileri okumadan “Halkçı Karakterli Cumhuriyet”i kuran bir siyasal fırkada (partide) siyaset yapılamaz. Kılıçdaroğlu’nun ziyafet masasına birlikte oturduğu o “rate” zevatın neredeyse tamamı TİP’in içinde yer almış ve ona “meclis dışı muhalefet” safsatasıyla ihanet etmiştir.
***
(*) Telgrafhane Yayınları, Kasım 2018, s. 53.
Özdemir İnce, Cumhuriyet, 02 Şubat 2020 Pazar