Kadınların adam sayılması
Değerli
okurlar, yazının italik olarak yazılmış bölümü zuladan çıktı.
Araştırdım: Yayımlanmamış... Herhangi bir yazımın içinde de yer almıyor.
Eksik yazı, eksik bir cümleyle sona eriyor: “Bakalım kaç kadın örgütü, türbanlı-türbansız kaç kadın yazar bu büyük günü bir...” diye sona eriyor. Yazıyı kaldığı yerden sürdüreceğim:
***
Türk kadınını adam sınıfına sokan ve tam vatandaş olmasına olanak sağlayan iki önemli günü vardır: 3 Nisan ve 5 Aralık.
3 Nisan 1930 tarihli “Belediyeler Kanunu” ile kadınlara yerel seçimlere katılma hakkı verilmişti.
5
Aralık 1934 tarihinde ise anayasanın 10 ve 11. maddelerinde yapılan
düzenlemeyle 22 yaşını bitiren her Türk kadınına seçme ve 30 yaşını
bitiren her kadına milletvekili seçilme hakkı verildi. Türk Kadınlar
Birliği 7 Aralık 1934’te düzenlediği büyük bir mitingle bu büyük devrimi
kutladı.
“Kadınlara seçme ve seçilme hakkı” veren yasa 8 devrim yasası içinde yer almasa da bu bütünlüğün, atılımın ayrılmaz bir parçasıdır.
***
Değerli
okurlar, çoğu özgürlüğüne kavuşmamış, sömürge durumunda olan Müslüman
ülkeleri bir yana bırakalım, 5 Aralık 1934 tarihinde dünyanın birçok
uygar ülkesinde kadınlara henüz seçme ve seçilme hakkı verilmemişti.
1934’ten
önce kadınlarına seçme ve seçilme hakkı veren ülkeler: Yeni Zelanda,
Avustralya, Finlandiya, Norveç, Danimarka, Sovyetler Birliği, Avusturya,
ABD, Birleşik Krallık.
Kadınların Türkiye’den sonra seçme ve
seçilme hakkına kavuştuğu ülkeler: Fransa (1944), Japonya (1945), İtalya
(1946), Çin (1947), İsviçre (1971).
Bildiğim kadarıyla, Cumhuriyet devrimlerine karşı çıkanlar, kadınlara verilen bu hakka “İstemezük!” diye karşı çıkmadılar. Gene de TBMM tutanaklarına bakmak gerek!
Ancak,
Türk kadınının seçme ve seçilme hakkı için mücadele vermediğine, bu
hakkın kendisine tepsi üzerinde sunulduğuna ve bu nedenle de haklarına
sahip çıkmadığına dair bir safsata vardır. Cumhuriyet, kadınlara seçme
ve seçilme hakkını 1934 yılında vermemiş olsaydı ve uygun toplumsal
koşulların oluşması beklenseydi, kadınlar daha çok uzun süre bu hakka
kavuşamazlardı.
Kadınlarımız, seçme ve seçilme hakkına sahip
olmasına karşın, devrim yasaları hedef ve amaçlarına ulaşmadan gerçekten
özgürleşemezdi. Özgürleşemedi! Özgürleşemiyor!
***
Düşünsenize,
Cumhuriyetin gözünde kadının köleleşmesinin simgesi olan türban, 2010
yılında kadının özgürleşmesinin ve rüştünü kanıtlamasının simgesi olarak
yutturulmaktadır. 2011 yılında başı türbanlı kadınlar milletvekili
seçimlerinde aday gösterilirse, sadece kadın oldukları için değil fakat
türban taktıkları için aday gösterilecekler.
5 Aralık (1934)
kadınların en büyük özgürleşme günü! Geçmişle ve tarihle yüzleşme ve
hesaplaşma sadece geçmişi kötüleme olmamak gerekir. Şapka devriminde
İskilipli Hoca benzeri, her devrim hareketine karşı kendilerine bir
kahraman yaratan mürteci tayfası 5 Aralık (1934) için ne yapacak? Bir
başka merak konusu: Türbanı kendilerine özgürlük simgesi yapanlar, 5
Aralık 1934 tarihinde nenelerinin, annelerinin, teyze ve halalarının
kazandığı bu büyük özgürlük hakkını tıpkı onlar gibi Beyazıt Alanı’nda
kutlayacaklar mı? Bakalım kaç kadın örgütü, türbanlı-türbansız kaç kadın
yazar bu büyük günü bir...
***
Cümleyi tamamlıyorum:
Bakalım kaç kadın örgütü, türbanlı-türbansız kaç kadın yazar bu büyük günü bir toplantıyla, bir gösteri yürüyüşüyle kutlayacak?
***
Cumhuriyet
de aralarında olmak üzere, gazetelerde, kadınlara yerel seçimlerde
seçme ve seçilme hakkı veren yasayı (1930) anan bir habere ve yazıya
rastlamadım. Koronavirüs insanların aklını başından almış. Cumhuriyeti “Cumhuriyet”
yapan yasaları böylesine telaşlı günlerde mürteci iktidara inat mutlaka
hatırlamak ve hatırlatmak gerekir. Virüs geçer ama irtica kalır!
Kadınlarımızı adam yerine koyan yasalar “Türbanlı kadın” / “Başı açık kadın”
ayrımı yapmıyor. Bu yasalar bütün Türk kadınlarını özgürleştirdi. Artık
kadınların kullanacağı, içine sığınacağı yasalar var. Belki, “Vardı” dense daha doğru olur. Kullanılmayan hak, hak olmaktan çıkar!
Bu
yasaları çıkaran çağının çağdaşı devrimciler çok iyimserlerdi:
Aydınlanmanın ürünü olan bu yasalara düşman olabilecek, Cumhuriyet
karşıtı bir siyasal partinin ülkemizde iktidara gelebileceğini
düşünmemişlerdi. Ama geldi!
Özdemir İnce, Cumhuriyet, 05 Nisan 2020