13.5.07

Sarkozy Neyi Değiştirir?

Fransa'da Sarkozy 'nin kazanması, soğuk savaş sonrası Avrupa'sında doğal bir sonuçtur.
1990 sonrasında Avrupa'da ne gibi özellikler gözlendi? Kimlik değişimine baktığımız zaman şunları gördük;

1-) Daha tutucu bir Avrupa'yla karşı karşıyayız. Hıristiyanlığın özellikleri vurgulanmaya başladı. Avrupa, dışarıda "misyonerlik faaliyetleri" ni artırdı.

2-) Ekonomik olarak dışarıya daha fazla açılırken "kendisini, daha fazla korumaya aldı" ; dışa karşı bu anlamda kapandı. AB iç bütünleşmenin yanında "dışarıya karşı duvar ördü" . Açılmayı, "tek boyutlu" hale getirdi.

3-) Avrupa, ABD ile "yakınlaşmayı artırdı" . Doğu Avrupa'da AB üyesi olanlar aynı zamanda NATO'ya katıldılar. ABD-AB örtüşmesi genişledi.

Batı kapitalizmi (ve emperyalizmi) ABD-AB çatısı altında oluşturuluyor.

4-) Avrupa (AB), daha saldırgan ve "daha kapitalist" bir tavır almaya başladı. ABD-İngiltere stratejik ortaklığı bu konuda etkili oldu.

AB, Afganistan ve Irak işgallerinde ABD-İngiltere ikilisine destek verdi. Balkanlar'da, "sömürgeci bir kimlikle" hareket etmeye başladı.
ABD ile birlikte "yeni küresel kapitalizm de" patronluğa soyundu. Bu bağlamda ABD'ye sıcak bakan Sarkozy'nin yönetime gelmesi, soğuk savaş sonrası sürecin doğal bir sonucudur. Z. Brzezinski'nin savunduğu "ABD, küresel egemenliğini ancak AB ile birlikte sağlar" görüşüne Sarkozy seçilerek en büyük desteği vermiş oldu.

ABD, İngiltere, Fransa, Almanya dörtgeni

Batı'nın (ve AB'nin) yaramaz çocuğu Fransa, Sarkozy ile "Batı kapitalizminin uygun ve uyumlu" bir ortağı durumuna gelecek. Batı kapitalizminin (ve emperyalizmin) dört ayağı da tamamlanmış olacak.
Sarkozy'nin Fransa'sı ile "dışa daha kapalı, ama daha saldırgan bir Avrupa Birliği" bekleyebiliriz. Amerika'daki "yeni muhafazakâr koalisyonu" gibi Avrupa'da da kapitalist bütünleşme güç kazandı.

Türkiye mi dediniz?

Herkes Türkiye'ye etkilerini sorguluyor. Sanki Türkiye-AB ilişkileri yolundaymış da Sarkozy'nin bozmasından korkuluyormuş havası yayılıyor. Korkulan şey başka; Sarkozy'nin açık açık karşı çıkmasının, "yürütülen sessiz ve sivil darbeyi bozmasından" korkuluyor.
İçimizdeki oligarşi Avrupa'da Tony Blair gibilerini istiyor. "Türkiye-AB ilişkileri iyi gidiyor; görüşmeler sürüyor" demeleri gerek.

- Bu arada Türkiye, "AB ile özel ve tek yanlı bağlar aracılığı ile" Batı'nın parçalanmış bir arka bahçesi durumuna yavaş yavaş getirilecek.

"Şeriatçı veya Batıcı oligarşi" , Batı adına Türkiye'de işini yürütecek.

İşte Sarkozy gibi boşboğazlar pat diye gerçekleri söylerlerse bizdeki AB'ci oligarşinin maskesi düşecek, bütün korkuları bu. Merak etmesinler; Merkel'e söylendiği gibi Sarkozy'nin de kulağına fısıldanacaktır. Önce, bizim büyük patronlar Paris'e bir nezaket ziyareti düzenlerler.
Yanlarına 3-5 ünlü "Frankoman" monte edenler, "Yapacağını yap ama sessiz yap" diye kulağına fısıldarlar.
Bizim "hariciler" üstesinden gelemezse Tony Blair Paris'e uçar ve gereken mesajı verir.
Aynen Merkel'e yaptıkları gibi. Alman ve Danimarka dışişleri bakanları 2002 Kopenhag doruğunda ne demişlerdi: "Türkiye'yi önce uyutacağız, sonra da unuturuz."
Sarkozy bu kadar da dangalak olamaz, o da havaya sokulur; önce uyutma, sonra unutma politikasına...
Yalnız Avrupa'nın içimizdeki işbirlikçilerinin unuttukları bir şey var ki, artık halk uyandı; milyonlar, "Güç bende, gereken her şeyi yaparım, beni artık kandıramayacaksınız" dedi.
Bu nedenle, Sarkozy'yi terbiye edeceklerini düşünenler fazla heveslenmesinler; halk artık gerçekleri görmeye başladı; "Artık ben varım, güç bende" diyor ....

İzmir Mitingi'nde buluşmak üzere...
Erol Manisalı, 11 Mayıs 2007 Cuma