seçim hilesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seçim hilesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29.6.13

Seçim hilelerine hazır mısınız

Tayyip Erdoğan'ın bütün meşruiyetini, dolaysıyla gücünü seçimden/sandıktan aldığı açık; her sıkıştığında sandıktan söz etmesi boşuna değildir. Evet demokrasi yalnızca sandık değildir, ama eninde sonunda sandıktır da! En güçlü diktatörler ya da tüm halk hareketleri bile sandığa gitmek zorunda kalmışlardır.
Bir yıl içinde üç seçim var. Yara bere içindeki Tayyip Erdoğan, var gücüyle yıkılmadan bu seçimlere ulaşmaya çalışıyor... "Tencere tava, gerisi hava" tekerlemesinin çok ciddi bir deyim olduğunu bilmeliyiz: "Sen tencere çaladur; ben sandıkta işi bitireceğim" demektedir.
Erdoğan'ın "sandık"a bu güveni nereden gelmektedir?
Bir seçimde eğer "sandık"tan eski gücüne yakın çıkarsa yandı gülüm keten helva demenin vaktidir...
O halde, halk direnişinin tüm üyeleri kendilerini sandığa ve de sandık güvenliğine odaklamalıdırlar.
Ancak önlem alabilmemiz için sandıkta bin bir türlü hilenin döndüğünü, AKP kadrolarının bu konuda hem deneyimli hem de ahlaki olarak yatkın olduklarını, bu nedenle her yola başvuracaklarını önce bilmemiz gerekiyor.
2011 seçimlerinden sonra başta Can Ataklı, ciddi şüpheleri dile getirmişti ve ilginçtir, muhalefet liderlerinin seçimden sonra söyledikleri: "Önümüze bakalım!" lafıyla üstü örtülmüştü. O halde genel hatlarıyla:
1 - Parmaklara boya sürülmesi yeniden uygulanmalı,
 2 - İçişleri Bakanlığına devredilen şaibeli seçmen listesi oradan alınmalı yeniden yargıç denetimine verilmeli,
 3 - Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığının, Bilgisayar Destekli Merkezi Seçmen Kütüğü (SEÇSİS) Projesi derhal iptal edilmeli,
4 - Bir Amerikan bankası olan şaibeli JP Morgan'ın kredisiyle Sun Microsystems adına yerel ortaği Koç grubunun (ne kadar ilginç!) kurduğu, oyları sanal sisteme aktaran bilgisayar programı derhal iptal edilmelidir.
5- "Medya" patronluğunu düzenleyecek yasa çıkarmalı. Basın yayın işleriyle uğraşacak iş adamlarının başka ticari faaliyetleri yasaklanmalı; ısrar edenlerin lisansları iptal edilmeli; böylece yeni seçim, bağımlı olmayan temiz "medya"yla yapılmalı.
6- Düzenlemeler bitince % 10 seçim barajı % 3'e indirilip genel seçime gidilmeli.
Bunların yapılması bu muhalefetle zor olabilir. Yine de çözümler var görünmektedir: Sol gazetesinde Kemal Okuyan bu konuda çok ciddi saptamalar yapmakta, can havliyle gerçekleri anlatmaya çalışmaktadır.

OLAYLAR MÜNFERİT DEĞERLENDİRİLMEMELİ
Kemal Okuyan, "Genelde, seçim hilesinin tek ve 'mistik' bir yöntemle gerçekleştirildiği sanılmaktadır. Oysa, çok sayıda yöntemin aynı anda hayata geçirildiği ortadadır" diyerek önemli noktalara değinmektedir:
- Öncelikle AKP'nin ne yapıp edip sandıktan başarılı çıkacağı inancıyla mücadele edilmelidir,
- Seçim hilesi en çok seçmen kayıtlarıyla oynayarak ve "mükerrer" oy kullandırarak yapılmaktadır,
- AKP, özellikle kendisine oy vermeyecekler üzerinde tuhaf oyunlar oynamakta, sahte üye kaydedip itiraz etmeyenleri engellemiş olmakta, habersiz ikametgah değişiklikleriyle kafalar karıştırılmakta, böylece "sanal" kişilerin oradan oraya taşınması sağlanmaktadır.
- "Bingo" durum işte bu sahte seçmen yazımındadır. Süreç nüfus müdürlüklerinde başlamakta seçim kurullarında devam etmektedir. (Parayla verilen üzeri mühürlü o pusulaları Keçiören'de etrafa saçılmıştı.)
- Toplam 200 bin sandık vardır. Her sandıkta bir muhalif kişinin oyu engellenmiş olsa bu 200 bin oy demektir gerçeğini asla unutmamak gerekir.
- Toplam 200 bin sandık vardır. Her sandıkta 10 mükerrer oy kullanılsa 2 milyon oy demektir! Uyduruk adreslere, metruk konutlara, ölülere, çocuklara seçmen kağıdını acaba hayaletler mi hazırlamaktadır? Aysberg'in boyutlarını kimse bilebilir mi?
- Sandıkta görevli üç-beş polisin "mükerrer oy" kullanmasını 2,3,4..le çarparsak 1 milyon - 2 milyon gibi muazzam sayılara ulaştığını görebiliriz! 
- Ana muhalefet partileri zaman geçince sandığı terk etmekte; ondan sonra, mükerrer oy kullanma, oy sayımı ve bunun çizelgeye aktarımında kim bilir neler olmaktadır!
- Bunları iktidar yerel örgütleriyle yapmaktadır.
- Ortaya çıkarılan her hile "münferit bir adli olay" olarak değerlendirmekten vazgeçilmeli, derinine inilmelidir!
Peki bütün bunları kim yapabilir? Elbetteki örgütlü halk ve de muhalefet partileri.
Ancak ne yazık ki bir aydır dünyayı ayağa kaldıran halk eylemleri Tayyip'den Pensilvanya'ya dek herkesi, sarsmış, korkutmuş da MHP ve CHP'ye daha etki edememiştir!

Odatv.com, Ahmet Yıldız27.06.2013

27.7.10

ESRARENGİZ KAZADA ÖLDÜ

22 Temmuz 2007 genel seçimlerinde çok ciddi bir iddia ortaya atılmıştı. Bilgisayar ortamında sandık sonuçlarının merkeze aktarılması sırasında usulsüzlükler yapılmış ve oylamalar biter bitmez AKP’ye ülke çapında %25 oranında oy yüklemesi yapıldı denilmişti. Bu çerçevede iddialar Yalçın Bayer, Arslan Bulut, Mustafa Mutlu, Ruhat Mengi gibi gazeteciler tarafından dile getirildiği gibi seçimin mağlupları CHP, MHP ve de İP gibi partiler tarafından da ortaya atıldı. Hatta Arslan Bulut iddianın araştırılması olanağının ortadan kalkmaması için Yüksek Seçim Kurulu’na oy pusulalarını imha etmemesi için talimat verilmesini önermişti.
Bu iddia halk arasında da çok yaygın bir şekilde benimseniyor maalesef. Özellikle 2009 yerel seçimlerinde de buna benzer şüpheli durumların oluşu iddia sahiplerinin haklılıkları konusundaki inançlarını pekiştiriyor. O nedenle olmalı ki daha birkaç gün önce İstanbul Esenler’de belediye başkanlığına aday olan Prof. Zekeriya Beyaz ODATV’de sandık hilelerinin nasıl önlenebileceği konusunda görüşlerini açıklamak ihtiyacı duydu.
Her ne kadar şüphe bu kadar yaygın olarak dile getirildiyse de konuyu hiç kimse derinlemesine araştırmadı. Örneğin “Nasıl oluyor da Nisan ayında Erdoğan’nın bizzat kendisinin kabul ettiği gibi AKP’nin oy oranı %26’lardayken, Temmuz ayına gelindiğinde bir elektronik bildiri sayesinde oran %47’ye sıçrayabiliyor?” diye, bu mümkün mü diye, kimse sormuyor. Bu durum elbette demokrasimiz adına kaygı verici. Halbuki ABD’de 2004 ve 2008 başkanlık seçimlerinde oylarda hırsızlık yapıldığı iddiası çok ciddi bir biçimde araştırılmış ve ortaya ürkütücü gerçekler çıkmıştı. Bu yazının amacı ABD’deki oy hırsızlığı olayını özetlemek ve ayni sistemi kullandığımız için bizim de muhatap olabileceğimiz böyle bir operasyona karşı demokrasimizi nasıl koruyabileceğimiz hakkında görüş oluşmasına katkıda bulunabilmek.

SANDIK SONUÇLARINDAKİ ÇELİŞKİ DİKKAT ÇEKİYOR
Stephen Spoonamore ABD’de büyük firmalara bilgisayar güvenlik sistemleri konusunda hizmet veren bir uzman profesyonel. 2004 yılında Ohio’da seçim sonuçlarını televizyonda izlerken ilginç bir çelişki dikkatini çekiyor. Seçim sonuçları analistleri ve istatistikçilere de danıştıktan sonra şüphelerinde haklı olduğuna inanıyor. Televizyon, başkanlık seçimlerinde Ohio’nun 12-14 seçim bölgesinde Bush’un Demokrat Parti’den diğer aday Kerry’den daha fazla oy aldığını gösterirken aynı bölgelerde başka bir makam için yarışan yine Demokrat Parti’den son derece liberal bir diğer aday Kerry’den onbinlerce daha fazla oy alıyor. Uzmanlar son derece liberal bir adayı büyük bir çoğunlukla tercih eden seçmenlerin başkanlık seçimine gelince oylarını açık farkla aşırı muhafazakar bir adaya vermesi olanağını milyarda bir ihtimal olarak değerlendiriyor.
Spoonamore bunun özerine seçim sandıklarından gelen doğru sayım sonuçlarının sayım merkezine gönderilmeden önce elebaşı(kingpin) görevi gören bir gizli bir bilgisayara aktarıldığını, sayıların orada değiştirildikten sonra merkeze iletildiğini iddia ediyor. Aradan zaman geçtikten sonra Spoonamore Ohio Eyaleti başsavcısından seçim sandıklarının sayım sonuçlarının merkeze aktaran bilgisayar sisteminin mimarisinin belgelerini elde ediyor ve bu belgeler şüphelerini doğruluyor. Kerry’ye verilen oyları Bush’a aktaran elebaşı saldırısı(kingpin attack) SmartTech adlı bir firma tarafından gerçekleştirilmiş; firma Bush-Cheney kampının seçim kampanyası başkanı, aşırı muhafazakar evangelist Cumhuriyetçi Parti üyesi ve ayni zamanda Ohio Eyaleti müsteşarı Ken Blackwell tarafından kiralanmış.
Spoonamore elebaşı saldırılarının nasıl gerçekleştirilebileceğini şöyle açıklıyor. İnternet hizmeti verenin adresi belli ve internete bağlanmış ise elektronik oy sayım listeleri saldırıyı yapacak SMARTech bilgisayarları tarafından aranabilir. Bu şekilde oy sayım listelerini görebilen bilgisayar nereden ne kadar oy çalması ve bu oyları kime aktarması gerektiğini bilebilir. Spoonamore Ohio’da yapılanların bunlar olduğunu söylüyor. Nitekim sandık başı anketlerine göre %6.7’lik bir avantaja sahip Kerry sonunda 118.000 oy farkla Ohio’da seçimi kaybediyor ve bu da ulusal seçim sonucunu tayin ediyor.

HIRSIZLIĞIN ARKASINDA BUSH TAKIMI ÇIKIYOR
Bulguları bir aday adına mahkemeye taşıyan avukatlar Bush ve diğer Cumhuriyetçi Parti adaylarının seçim kampanyaları için New Media Communications adlı firması aracılığı ile bilgisayar sistemleri kuran Michael Connell’in şahit olarak dinlenmesini talep ediyorlar çünkü Ohio’da suistimallerin yapıldığı 2004 ve 2006 seçimleri sırasında da ayni Connell’in diğer firması GovTech’in müsteşarın ofisinde görevli olduğu ortaya çıkıyor.
2008 Ekim ayında şahitlik çağrısını alan Connell o yılki seçim kampanyasında görev aldığı için çok meşgul olduğunu belirterek çağrıya olumsuz cevap veriyor. Ayrıca şahitlik sırasında açıklamaya zorlanacağı bilgiler meslek sırrı olduğu için rakiplerinin bunları öğrenip haksız kazanç sağlayacağını iddia ediyor. Fakat daha da önemlisi Connell, Bush’un baş danışmanı ve stratejisti Karl Rove tarafından, şahitlik yapıp suçu Bush ve kendisinin üzerine atmaya kalktığı takdirde karısını da, illegal lobicilik faaliyetlerinde bulunduğu iddiası ile, tutuklattıracakları tehdidiyle şahitlikten vazgeçirmeye çalışıyor.
Davayı açan avukatlar mahkemeye Karl Rove’un tehditlerini şikayet ediyorlar ve onu 2004 seçimlerinde olduğu gibi 2008 seçimlerinde de bu sefer Cumhuriyetçi aday, Obama’nın rakibi, MaCain için oy hırsızlığı yapacağından şüphelendiklerini belirtiyorlar. Tüm göstergeler McCain’in aleyhine iken kendisinin devamlı olarak “Son anda ben kazanacağım,” demesinin arkasındaki güvenin bu gizli bilgiden kaynaklandığı şüphesi yaratıyor. O nedenle davacılar Connell’i mahkemeye getirerek ve böylece Karl Rove’u korkutarak hırsızlığın önüne geçmek istiyorlar. Davacılar Başsavcılığa yaptıkları müracaatta Karl Rove ve ekibinin 2000 yılından başlamak üzere illegal bir şekilde şirketlerden temin ettikleri finansman ve iktidar olanakları ile ülkede tek parti iktidarını, dünyada askeri hegemonyayı amaçladıklarını ve hukuk devleti ilkesini ayaklar altına aldıklarını iddia ederek bu kişiler aleyhine suç işlemek için örgütlü teşekkül oluşturmaktan dolayı ilgili kanuna göre soruşturulmalarını talep ediyorlar.
En nihayet, iki yıllık bir müdaleden sonra, davacılar 2008 yılının Kasım ayında, seçim gününden bir gün önce, mahkemeden Michael Connell’i zorla şahit olarak ifade vermeye çağırtmayı başarıyorlar. Ancak kendisi ani bir kaza sonucu 19 Aralık’ta tek motorlu uçağı ile yere çakılarak yaşamını kaybediyor.

OY HIRSIZLIĞINI ÖNLEMENİN YOLLARI
Spoonamore sandık gürevlilerinin bu son derece uzmanlık gerektiren teknolojik sahtekarlığı anlamalarına olanak olmadığını belirtiyor. Dolayısı ile sahtekarlığı, eğer varsa, ortaya çıkarmak için profesyonellerin kullanılması gerektiğini hatırlatıyor. Ancak sandık görevlilerinin de yapabilecekleri şeyler varmış. Mesela her bir seçim bölgesi oy vermeden önce, verme sırasında ve oylamalar bittikten sonra dahil bilgisayarlarının internete bağlı olmadığını kontrol etmeleri gerekiyormuş. Elektronik sayım tablolarına hiçbir kimsenin veya eloktronik sistemin- kablosuz bağlantı, Blue Tooth veya her hangi başka bir bağlantı- müdahele etmesine izin vermemek gerekirmiş. ABD’de sahtekarlığı yapanlar olayı gizlemek için oy pusulalarını yok etmişler. O nedenle bunun da önüne geçilmesinin önemini vurguluyor ABD’li demokratlar.

Enis Üser, Odatv.com, 25.07.2010 20:14