Haluk Şahin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haluk Şahin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24.4.09

Avrupa'nın ortak akılsızlığı

Başta Fransa ve Almanya olmak üzere kimi Avrupalıların ikiyüzlü ve ırkçı olabildiklerini tarihsel örneklerle kanıtlamak o kadar zor değil. Ama ‘Descartes’ın çocukları’nın ‘irrasyonel’, akıldışı davrandıklarını kanıtlamak? Hele birlikte hareket ettikleri, ‘ortak akıl’ ürettikleri iddia edilen bir durumda?
Bunun pek kolay olmaması gerekir.
Peki, o zaman Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen’in NATO Genel Sekreterliği’nde ısrar edilmesini nasıl açıklayacaksınız?
Çünkü bu seçim, günümüzün siyasal bağlamında, akla ve mantığa sığmıyor.
Gündelik sağduyu düzeyinde bakın olaya: Yeni bir Amerikan Başkanı seçilmiş, adam selefinin yaptığı yanlışları düzeltmek istiyor, bunlardan birisi de ABD’nin (NATO olarak da okuyabilirsiniz) İslam coğrafyasında düşman olarak algılanmasına son vermek, bunun için birtakım açılımlar yapıyor, bu sırada yeni bir NATO Genel Sekreteri seçilmesi gerekmekte... Elde bir fırsat var...
Ne yaparsınız?
Mantık gereği, bu önceliğinize uygun birini ararsınız. Ne bileyim, belki de NATO’da en fazla askeri olan ikinci ülke Türkiye’den birisini seçersiniz. Jest olur, anlamlı olur, politik kazancı olur.
Ama siz ne yapıyorsunuz? Bu makam için en son düşünülmesi gereken adamı seçiyorsunuz. Bunu yaptığınız anda verdiğiniz mesaj, vermek istediğinizi iddia ettiğiniz mesajın tam tersi oluyor: Yani, canınız cehenneme! Size dünyanın kaç bucak olduğunu gösterecek, sizleri bir an önce hurilerinizin yanına göndermenin yollarını arayacağız!
Rasmussen önerisi, Fransız Sarkozy ile Alman Merkel’den geliyor.
Türkiye, çok haklı olarak (ama çok yanlış bir biçimde) karşı çıkıyor. Onlar hemen şimşekleri Türkiye’nin üzerine gönderip hedef şaşırtıyorlar ve istediklerini gerçekleştiriyorlar.
Durum o kadar akla aykırı ki, ben bunun ABD’ye kuşkuyla bakan, Descartes kadar Makyavel’in de
çocukları olan sinsi Avrupalıların acemi Obama’ya karşı kurdukları bir tuzak olduğunu düşünüyorum.
Öyle ya, Rasmussen’den nefret ettikleri için daha
da imanla savaşacak olan Taliban’ın, El Kaide’nin ve diğer İslamcı örgütlerin karşısında Fransız ve Alman askerleri mi olacak?
Yoo, Amerikan askerleri olacak!
Peki, üniversite son sınıftayken Harvard Hukuk Dergisi’ni yönetecek kadar parlak bir zekâya sahip olan Barack (ve üstelik Hüseyin) Obama bu yanlışı nasıl yapıyor?
Henüz orasını anlayabilmiş değilim.
Zaman ilerledikçe yaptığı hatanın farkına varacak, Sarkozy ile Merkel’i ona göre değerlendirecektir.
George W. Bush döneminde ABD’nin ‘kibirli’ hareket etmesinden, burnundan kıl aldırmamasından söz edilirdi. Şimdi aynı şeyi Fransa ve Alman hükümetleri için söyleyebilmek mümkün. Sonucunu hep birlikte göreceğiz.
Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner’in “Rasmussen itirazından sonra Türkiye’nin üyeliğini desteklemiyorum!” demesine gelince...
Desteklerken ne yararını gördük ki, desteklemezken hangi zararını görelim?
Değil mi ama! Akıl var, mantık var!
HALUK ŞAHİN, Radikal, 24 Nisan 2009

15.1.09

Okullarda protesto

Dün Milli Eğitim tarihimizde daha önce benzerini gördüğümüzü hatırlamadığım bir olay gerçekleşti.
Yurdun dört bir yanındaki ilköğretim okullarında İsrail’in Gazze’ye saldırısı protesto edildi ve özellikle bombardımanlarda ölen Filistinli çocuklar için saygı duruşu yapıldı.
Ben, bunun, körpe dimağlara nefret tohumları ekebilecek ciddi bir yanlış olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca bu türden okul düzeyinde ‘topluca’ protesto ve saygı duruşlarına daha çok totaliter rejimlerde rastlandığını da unutmuyorum. Eminim K. Kore ve İran’da yapılıyordur.
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik bu işe önayak olarak ne yazık ki kötü bir örnek-olay yarattı. Yarın öbür gün, İsrailli çocukları öldürerek intikam alacaklarını söyleyen Hamaslı kesimden (Evet, maalesef öyleleri de var!) bir intihar bombacısı İsrailli çocukları havaya uçurduğunda, ‘Bunun için de saygı duruşu yapacak mısın?’ diye soracaklara ne cevap verecek?.
Ortadoğu bu, ne olacağı bilinmez!
İsrail’in Gazze operasyonu konusundaki görüşlerimi daha önce yazdım. Hamas’ın kışkırtmaları ne olursa olsun, İsrail’in orantısız güç kullanımı kabul edilemez. Çocukların ve masum sivillerin öleceğini bile bile yoğun bir yerleşim yerini bombardımana tutmak bir insanlık suçudur.
İsrail’in ne yapmaya çalıştığını anlamıyorum.
Ama Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Gazze’deki çocuk ölümleri konusundaki duygusal-lığını anlıyorum. Haberleri izlerken ben de gözyaşı döktüm. Çocuklara ölüm ve dehşet yağdırmayı hiçbir neden mazur gösteremez. Kurbanları Gazzeli çocuklar da olsa gösteremez, İsrailli çocuklar da...
Benim dün okullarda yapılan toplantılara itirazım da aynı nedene dayanıyor:
O okullardan birinde bir tek Yahudi çocuğunun topluca söylenenleri dinlerken yaşayacağı psikolojik parçalanma duygusunu düşünmek de beni kahrediyor!
O yaştaki arkadaşları İsrailli, Yahudi, Musevi ayrımı yapabilirler mi? Gazzeli çocukları öldürenlere yönelik toplu protesto, ömür
boyu sürecek bazı anti-semitik önyargıların başlangıcı olamaz mı?
Hele çevreleri bu ayrımı yapmayan, tam
tersine Gazze’de olup bitenleri tamamen
Yahudi düşmanlığı zehrine banarak protesto eden öfkeli büyüklerle doluysa.
Milli Eğitim’in gayretkeşliği bu kadarla kalmıyor. Öğrenci velilerine Gazze’ye yardım bağışında bulunmalarını isteyen zarflar gönderilmiş.
Buna ne gerek var? Koskoca Türkiye minicik Gazze’ye yardım etmek için öğrenci velilerine mi muhtaç kaldı? Camilerde, meydanlarda, sokaklarda yardım toplanıyor zaten. Bunu okullara niçin sokuyorsunuz?
İşin içinde Hamas olduğu için mi? Hamas’la AKP arasında özel ilişkiler olduğu için mi?
İnsan aklına gelenlerden utanıyor!..
HALUK ŞAHİN, Radikal, 14 Ocak 2009