Ecevit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ecevit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22.11.06

Bir 10 Kasım, Ecevit'in Ölümü ve Saddam'ın İdamı

Ecevit 'i kaybettiğimiz gün ABD Saddam için idam kararı aldırdı.

Ortadoğu'dan iki lider, biri Türkiye Cumhuriyeti'nin 83 yıllık siyasal yaşamında elli yılını vermiş bir aydın insan; ötesi ise bir diktatör, ama diktatör olduğu için değil "Amerika'nın hizmetkârlığını sürdüremediği için" ölüm cezası verilen bir siyaset adamı.

- Ecevit'le Saddam arasında sadece iki noktada benzerlik var: Birincisi "ABD ile olan ilişkileri", ikincisi Ortadoğu'nun siyasetçileri olmaları.

- Ecevit "haşhaş" ekiminde Amerika'ya başkaldırmadı mı? 1974'te "on yıl önceki Johnson"un mektubuna rağmen" orduyu Kıbrıs'a göndermedi mi?

Atatürk döneminden beri Türkiye'nin emperyalizmle ilk yüzleşmesi Ecevit'le oldu. Diğer siyasilerden hiçbiri buna cesaret etmediler. 12 Mart ve 12 Eylül'ün darbeci generallerini saymaya gerek yok; onlar zaten Amerika'nın güdümündeydiler. Zaman zaman da olsa, tek başkaldıran Ecevit oldu. Karaoğlan ara sıra "çevresindekilerin denetiminden kurtuldu" ve emperyalizme karşı direndi.

- Çok iyi hatırlıyorum; 1999 Helsinki Doruğu'nda "koşullu ve göstermelik adaylığın" aldatmaca olduğunu biliyordu, böyle düşündüğünü bana net olarak söyledi. Ayrıca kendi halkı önünde, "kendini bağlamak istedi". Bir hafta boyunca, "Adaylık koşulu gelirse hayır diyeceğim" dedi.

Etraftakiler bastırdılar; onu bıktırırcasına bombardıman ettiler. Medyayı kullanarak sindirdiler. Dürüst Ecevit halkına bunu bile açıkladı: "İçime sindiremedim ama imzalamak zorunda kaldım"... Onu bıktırırcasına baskı altında tutmuşlardı. Sürdürülen "sessiz darbe" Ecevit yüzünden bozulmamalıydı. Ama Ecevit yine de suçluları kamuoyuna açıklıyordu: "Bunlar bana zorla imzalattılar.." diyordu.

- Ecevit'le birkaç defa beraber oldum; ilki 1976 yılında, ünlü Fritz Neumark da vardı. Sonuncusu 1997 yılında Denktaş'ın Cumhurbaşkanlığı konutunda idi. Öğle yemeğinde uzun uzun Kıbrıs'ı, Avrupa ile ilişkileri konuştuk, başbakan yardımcısıydı.

Karşınızdaki insanın, hele bir politikacının "gerçekten dürüst olduğuna inanarak" onunla konuştuğunuz zaman aldığınız tat bambaşka oluyor. Özgürce her düşündüğünüzü tüm içtenliğinizle söyleyebilirsiniz.

Amerika'nın sevmedikleri...
2002'de Ecevit koalisyonunu dağıtan iç ve dış güçler onun karşısındaydılar. Kıbrıs'ta, Ortadoğu'da istediklerini yaptıramıyorlardı. Onlar, emirlerinde çalışacak bir yönetim istiyorlardı. Ecevit bu kalıba girmiyordu, iktidardan indirilmeliydi...

Ecevit de Saddam gibi Amerika'nın sevmediklerindendi. Saddam'ın farkı, 1990 öncesinde "Amerika tarafından kullanılmış olmasıydı". Daha sonra, ölüm cezasına çarptırılması gerekti. Suçu diktatör olması değildi. Amerika'nın emrine girseydi "stratejik bir ortak" bile olabilirdi.

Amerika dün de bugün de birçok diktatörü kendi eliyle iktidarda tuttu ve tutmakta devam ediyor. Yeter ki ona hizmet etsinler, sözünden çıkmasınlar.

Ecevit ve Saddam birbirlerine hiç benzemeyen, siyahla beyaz gibi ayrılan insanlar. Dedim ya, Amerika'nın onları sevmemesi ortak yönleri oldu. Ecevit'in öldüğü gün Saddam da ABD tarafından ölüm cezasına çarptırıldı. Bu cezayı mahkeme vermedi, Amerika verdi. Eğer böyle bir küresel mahkeme olsa, dünyadaki pek çok diktatörün cezalandırılması gerekirdi.

Mahkemedeki hâkim de, savcı da Amerika'nın kendisiydi; yani emperyalizmdi. Ecevit koalisyonu 2002'de aynı güçler tarafından dağıtıldı.

Bu köşede Ecevit'i çok yazdım. Eleştirdiğim zamanlar oldu. Kendisinden çok çevresindekilerden kaynaklanan şeylerdi bunlar.

Türkiye'nin siyaset yaşamından bir yıldız kaydı. Sermayeye, paraya, pula bulaşmamış düzgün bir insan üstelik siyasetçi; sırası geldiğinde emperyalizme karşı yumruğunu havaya kaldıran bir adam.. insanımın deyişiyle Karaoğlan...

Ve bugün 10 Kasım, ayakta tutmaya çalıştığımız Cumhuriyetin kurucusunun ölüm yıldönümü.

Amerika... Ecevit... Cumhuriyet... Atatürk... Ve arzulanan uyanış... Kim, nasıl, nerede değil; herkes örgütlenecek, her yerde Cumhuriyet için, Lozan için, bağımsızlık ve özgürlük için... El ele, omuz omuza...

Erol Manisalı, 10 Kasım 2006

6.11.06

L'ancien premier ministre turc Bülent Ecevit est mort

L'ancien premier ministre turc Bülent Ecevit est mort, dimanche soir 5 novembre, à l'âge de 81 ans, dans un hôpital militaire d'Ankara où il était hospitalisé depuis mai à la suite d'une hémorragie cérébrale. C'était un vétéran de la gauche, un nationaliste convaincu et un symbole de probité, surtout connu pour avoir donné à l'armée turque l'ordre d'intervenir à Chypre en 1974.

M. Ecevit, petit homme à la moustache fournie, aux lunettes fines et portant la casquette, avait tiré sa révérence après une longue carrière politique au lendemain de sa défaite aux dernières élections législatives en novembre 2002, lorsque son Parti démocratique de gauche (DSP) avait perdu tout ses sièges au Parlement.

Sa santé chancelante et l'effondrement de la coalition gouvernementale qu'il dirigeait depuis 1999 ont sonné le glas d'une carrière de plus de quarante ans qui l'aura vu cinq fois premier ministre.

Il débute dans le journalisme en 1950 au sein de la presse proche du Parti républicain du peuple (CHP, social-démocrate), le parti du fondateur de la République, Mustafa Kemal Atatürk. En 1959, il est élu chef régional du parti à Zonguldak, une région minière du Nord-Ouest, sur la mer Noire.

Bülent Ecevit grimpe vite les échelons du CHP, dont il devient secrétaire général en 1966 avant d'en prendre la direction en 1972, succédant à l'ex-premier ministre et président de la République Ismet Inijnü, camarade d'Atatürk et héros national de la guerre de libération (1919-1922) qui l'avait fait entrer en politique.

CHARISMATIQUE

Chef charismatique, porté par la vague de gauche des années 1970, il devient premier ministre à la tête d'une coalition avec les islamistes du Parti du salut national de l'ex-premier ministre Necmettin Erbakan.

Sous cette coalition gouvernementale qui a duré dix mois, Bülent Ecevit ordonne l'intervention militaire à Chypre, en riposte à un coup d'Etat des nationalistes chypriotes grecs visant à rattacher l'île à la Grèce.

Il était à nouveau chef du gouvernement en 1999, lors de la capture au Kenya du chef rebelle kurde Abdullah Öcalan, ennemi public n° 1 de la Turquie, qu'il annonça devant la presse la voix tremblante d'émotion.

Son prestige a toutefois gravement souffert de la crise économique qui a frappé le pays en 2000 et 2001.

Né le 28 mai 1925 dans une famille bourgeoise d'Istanbul, cet ancien journaliste n'a aucun diplôme universitaire.

Bülent Ecevit passe son baccalauréat en 1944 au prestigieux Robert College d'Istanbul, un lycée américain, avant d'étudier la littérature anglaise à l'université d'Ankara. Il étudia aussi le sanskrit et traduisit en turc T. S. Eliot et Rabindranath Tagore.

Auteur de poèmes à ses heures perdues et n'ayant jamais été tenté par les affaires, Bülent Ecevit avait conservé une réputation de grande honnêteté, qualité plutôt rare dans une classe politique turque éclaboussée par de multiples affaires de corruption.

Sa modestie et son aspect chétif cachaient toutefois un caractère autoritaire et souvent intolérant en ce qui concerne la moindre opposition au sein de son parti.

Depuis sa défaite aux urnes, Bülent Ecevit vivait quelque peu reclus avec son épouse, Rahsan, qui veillait jalousement à protéger son intimité.

Il avait été hospitalisé en mai à la suite d'une attaque cérébrale, après avoir assisté aux obsèques d'un magistrat assassiné lors d'une réunion du Conseil d'Etat par un jeune avocat islamiste.

LEMONDE.FR avec AFP | 06.11.06 | 06h47 • Mis à jour le 06.11.06 | 08h27

Former Turkish leader Ecevit dies after stroke

Bulent Ecevit, five times Turkish prime minister and a political force in Turkey for almost half a century who ordered the invasion of Cyprus and ushered his country towards the EU, died yesterday aged 81. Mr Ecevit, who had been in a coma for six months after suffering a stroke, died at a military hospital in Ankara.

Mr Ecevit, whose last stint as premier from 1999-2002 coincided with a financial collapse that ruptured his reputation, nonetheless remained widely respected in Turkey for his old world courtesy and his personal integrity and modesty in a political culture plagued by corruption.



Ahmet Necdet Sezer, Turkey's president, issued a statement praising him for his political ethics, manners and intellect and for upholding Turkey's secular values. "The Turkish people will always respectfully remember his services to the country," Mr Sezer said.

Mr Ecevit was best known outside Turkey for ordering the invasion of Cyprus in 1974 after a Greek Cypriot coup engineered by the military junta then ruling ancient rival Greece. That won him plaudits at home though the island remains divided and the Turkish Cypriots' enclave in the north is recognised only by Ankara.

He was in and out of power as premier four times during the years before the 1980 military coup. But he made a comeback in the 1990s, by now well into his 70s, and abandoned the fervent nationalist rhetoric of his earlier years, backing Turkish moves to join the EU.

Agencies in Ankara
Monday November 6, 2006
The Guardian