Hersh ısrarlı: Jandarma Halep'e kadar kimyasal taşıdı
Geçen sene Suriye'de yaşanan kimyasal silah
saldırısını Türkiye'nin yaptırdığını iddia eden ABD'li gazeteci Seymour
Hersh, iddiasının arkasında duruyor. Hersh, saldırıyı MİT'in
planladığını, Jandarma'nın Halep'e kadar kimyasal taşıdığını ve elinde
belgelerin bulunduğunu söylüyor.
ABD'li gazeteci Seymour M. Hersh, geçtiğimiz haftasonu
yayımladığı ve 21 Ağustos 2013 tarihinde Suriye'nin başkenti Şam
yakınlarındaki Doğu Guta bölgesinde yaşanan kimyasal saldırıyı MİT'in
planladığını iddia ettiği makalesinin ardından gündemde kalmaya devam
ediyor.
Diken.com.tr'den İlhan Tanır'a konuşan Hersh, elinde belgeler bulunduğunu belirterek, makalesinin arkasında durmaya devam etti.
Hersh'ün mülakatından ilgili bölümler şöyle:
Beyaz Saray’ın haberinizi yalanlayan açıklaması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bu açıklama, daha önce yaptıkları açıklamanın benzeri zaten (Hersh,
geçen Aralık ayında London Review of Books’a yazdığı ‘Kimin Sarin’i
başlıklı habere dair Beyaz Saray yalanlamasından bahsediyor).
Söyledikleri her şeyin doğru olduğunu iddia eden bir açıklama. Aslında
söyledikleri şey şu: ‘Hersh’ün elindeki istihbarat dökümanı aslında yok’
(gülüyor)…. Yani kafalarını kumun içinde tutmak istiyorlar. Kendi
bilecekleri iş.
Bu rapor elinizde mi yoksa duyumunuz mu var?
Evet, tabii ki. Hatta şu an önümde! İzin verin ilk satırını okuyayım
isterseniz. İlk satırı kalın harflerle yazılmış ve ‘konuşma noktaları’
diyor. Hitap ettiği kişi, üst düzey yetkili, ABD Savunma Bakanlığı
İstihbarat Teşkilatı Başkan Yardımcısı David Shedd…. 20 Haziran (2013)
tarihli… İlk konuşma noktasının başlığında, yine kalın harflerle, ‘‘El
Nusra Cephesi bağlantılı sarin üretim hücresi…” yazıyor. Yani böyle bir
hücre bulunduğunu söylüyorlar. Deniyor ki, El Nusra Cephesi bağlantılı
sarin üretim hücresi 11 Eylül 2001 öncesindeki El Kaide bağlantılı
hücreden bu yana en ileri sarin üretim merkezi. Bunu biliyoruz çünkü,
orada (Afganistan) savaş başladıktan sonra, 2001’in sonbaharından El
Kaide’nin sarin üretim faaliyetlerinin görüntüleri ele geçirildi. El
Kaide’nin sarin gazını hayvanlar üzerinde denediğini biliyoruz.
Bu bahsettiğiniz El Nusra’nın Sarin üretim hücresi, merkezi Suriye içinde mi?
Tabii ki. Bu bir El Nusra hücresi. Kuvvetle muhtemel ki Halep
yakınlarında bir yerde. Sözünü ettiğim raporda El Nusra’nın adamlarından
söz ediliyor. Suriye’deler… Türkiye’de kimyasal madde alımı yapma
çabasındalar, sinir gazı bileşenleri ve gerekli teçhizat da dahil olmak
üzere. Anlaşılan o ki biz (ABD istihbaratı) bundan haberdarız, bunu
takip etmişiz ve ne yaptıklarını biliyoruz. Ve biz (ABD istihbarat ve
hükümeti) bu faaliyetleri izlemişsek MİT’in izlemediğini hayal edemem
açıkçası. Türkiye içinde değil yani bu bahsettiğimiz sarin merkezi.
Bu yazının yayınlanmasından sonra Suriye rejiminden herhangi biri irtibata geçti mi sizinle?
Hayır. Bakınız, bana ilginç gelen bazı değerlendirmeler var haberimle
ilgili… Yok efendim, Rusların istihbaratına nasıl güvenirmişiz?
(Hersh’ün haberinde, 21 Ağustos 2013′teki sarin gazı saldırısı
muhaliflerin yapmış olabileceğine dair ilk bulguya Rusların ulaştığı ve
bölgeden elde edilen numuneyi İngiliz istihbaratına verdiği
belirtiliyor.) İyi de o bulgular önce İngiliz Genelkurmayı tarafından,
sonra da ABD Genelkurmayı tarafından gözden geçirildi ve ancak bundan
sonra ABD Başkanı’nın önüne kondu. Ee, neden bahsediyor bu insanlar o
zaman? Ruslar getirdi diye çürük mü olacak bulgular? Deli saçması bu. Ha
tabii bir de Baas’çıymışım ben. Öyle diyorlar. Faşist Alevi’nin
tekiymişim. Bunu bilmiyordum (kahkaha atıyor).
Şimdiye kadar Erdoğan konuşmadı ama Başbakan Yardımcısı
Bülent Arınç ‘Külliyen yalan’ dedi. Bu gerçekten dediğiniz gibiyse,
insanlığa karşı suç olarak kabul edilir mi?
Bakın Türkiye, Suriye içinde sarin gazı geliştirilmesine yardım
ediyordu. Bakın mesele şu: Şimdilik Türkiye’yi unutalım, ben
Amerikalıyım. Benim hükümetim, halen Suriye içinde, muhalefet
bölgelerinde sarin bulunmadığında ısrar ediyor. Seküler veya seküler
olmasın, hiçbir muhalif grubun elinde yok diyor. Amma velakin daha geçen
ay içinde, Florida’daki ‘Merkez Komutanlığı’nda, ki Ortadoğu’yla
ilgilenir, komutanların liderliğinde bir beyin egzersizi yapıldı. Bu
egzersiz, terörle mücadele egzersiziyidi ve konu neydi biliyor musunuz?
Şuydu: El Nusra veya IŞİD (daha radikal ve hemen hepsi Suriye’ye yabancı
ülkelerden gelmiş yabancı cihadçılardan oluşan grup), ülkeden dışarı
sürülür de can havliyle sarin stokunu, uzmanlıklarını ve gazı kullanma
yöntemlerini Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da faaliyet gösteren diğer Sünni,
Cihadçı, Selefi veya Vahhabi gruplara aktarırlarsa ne yaparız? Evet,
buydu egzersizin konusu. Şimdi ABD ordusu, böyle bir sarin saldırısında
ne türlü önlemler alabiliriz diye kafa patlatırken benim hükümetim
kalkmış Washington’da, ‘Herhangi bir grupta sarin var mı bilmiyoruz’
diyor. Dalga mı geçiyorlar? Buna ‘kafaları kuma gömmek‘ denir. Peki
neden böyle yapıyorlar? Çünkü haberde de yazdığım gibi, eğer ABD Başkanı
bir şey söylediyse, kimse buna yanlış diyemez.
Haberinizde, saldırının sonrasında Türk yetkililerin
konuşmalarının Amerikan istihbaratı tarafından dinlendiğini
söylüyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız? Türkiye ABD tarafından ne çapta
dinleniyor?
Bir soruyla yanıt vereyim. İki kere iki ne eder? Dört. Yanıt burada. Her
şeyi söylememi mi istersin? Daha söyleyecek ne kaldı? Her şeyi yazdım
zaten. Genelde şu söylenebilir, herhangi bir olaydan hemen sonra, zeki
insanlar bilir ki, o olayla ilgili en çok şey öğrendiğin an, olay
sonrasındaki zamandır. Çünkü herhangi bir operasyondan önce birçok
güvenlik önlemi alınır. Operasyondan sonraysa genelde bolca
böbürlenilir, zafer naraları atılır. Çoğu zaman, konuşmalar sadece
toplanır ama hemen dinlenmez. Böyle durumlardaysa anlık olarak dinlenir.
Bu yazıda bahsettiğiniz Türk istihbarat yetkililerinin saldırı sonrası konuşmalarının dökümünü bizzat gördünüz mü?
İlk olarak bu yersiz bir soru. İkinci olarak, ben bu konuşmaları
dinlemiş birisinden alıntı yaptım. Daha ötesini söyleyemem. Bildiğin
gibi ben bu işlerde yeni değilim. Çok eskiyim. Bak bugün doğum günüm
benim. 77 yaşındayım ben. Konuştuğum bazı insanları ben 30 yıldır
tanıyorum. Beraber büyüdük bu insanlarla. Dostuz onlarla. Aramızda bir
güven bağı var.
Yazdığınız haber hakkında bazı eleştiriler geldi. Örneğin 21
Ağustos’taki sarin gazı saldırısnın ‘volkan füzesi’yle yapıldığı ve
bunun sadece rejimin elinde olduğunu ileri sürüyorlar.
Ohh, evet, Elliot Higgins veya Brown Moses (Suriye’deki askeri
gelişmeler üzerine yazan bir blog’cu) diyorlar kendisine. Ted Postol’la
konuşmanı tavsiye ederim onun yerine. Postol (şu an MIT Üniversitesi’nde
bilim, teknoloji ve uluslararası güvenlik profesörü, füze savunma
uzmanı) daha önce Donanma Harekat Komutanı’nın bilim danışmanıydı.
Postol aylar önce beni ilk aradığında (Aralık’ta yazdığı yazıyı
kastediyor) bana, ‘Başın belada, fena halde yanılıyorsun’ dedi.
Sonrasındaysa üzerinde çalıştıktan sonra bir başka e-posta gönderip,
‘Vay canına, yazdığın doğruymuş’ dedi. Bakınız, Higgins’i tanımıyorum.
Sürekli bu volkan füzelerinden söz ediyor (Higgins 21 Ağustos
saldırısının volkan füzeleriyle düzenlendiğini, bunların da sadece
Suriye rejiminin elinde bulunduğunu, bununla ilgili birçok video
bulunduğunu, dolayısıyla saldırıyı muhaliflerin yapmış olamayacağını
savunuyor). Oysa (BM’nin Suriye’ye kimyasal silah saldırılarının
incelenmesi için gönderdiği ekibin başkanı) Åke Sellström, 16 Eylül’de
bir basın toplantısı yaptı ve saldırıda kullanılan füzelerin en fazla
bir iki kilometre mesafe kat etmiş olduğunu söyledi (Aynı sonuca Postol
ve ekibi de varmıştı). Şimdi size soruyorum: Suriye ordusu, içinde sinir
gazı bulunan füzeleri sadece bir iki kilometre öteye fırlatacak, öyle
mi? (kahkaha atıyor.) Rüzgarın değişme ihtimali göz önüne alındığında,
bu bir intihardır. Bu hakikaten cesaret ister! Ayrıca kullanılan füzenin
isabetli bir füze olmadığı da anlatıldı. Dört aydır aynı şeyleri
söylüyor Higgins. Bu geçen yılın haberi. Biz şimdi yeni bilgiler
hakkında konuşuyoruz. Volkanları geçtik.
Dan Kaszeta da ağır eleştiriler getirdi…
Kim ki o? Savunma alanında bazı şirketleri var. O şirketlere bak, hepsi
bir kişiden oluşuyor. Kim bu adam? 10 yıl önce kimyasal işlerle ilgili
çalışmış. Hiçbir niteliğe sahip değil. 10 yıl önce cep telefonu
işlerinde çalışmış bir kişiden cep telefonları hakkında şimdilerde bir
uzmanlık alır mısın? Aynen öyle… Kimyasal alanda da birçok değişiklik
yaşandı. Higgins de Postol’la görüşmeler yaptı ama kendi pozisyonunu
korumaya kararlı. Higgins biraz Beyaz Saray’a benziyor, ‘bir şey dedim
mi bunu sonuna kadar savunurum’ durumu. Volkan füzeleri hakkında ABD
hükümeti herhangi bir pozisyon alıp, bu argümanı savundu mu? Hayır. Ne
anlama geliyor bu? Çok açık bence. Eğer hükümet uzmanları Higgins’in
söylediğini ciddi bulsaydı, üstüne gitmez, stratejik olarak ele almaz
mıydı? Tabii ki alırdı. Sorun şu, insanlar Esad’ı sevmediğinden dolayı,
tabii haklı sebeplerle, bu tür haberleri de beğenmiyor. Beni de Baasçı,
Alevi diye damgalıyorlar. Ama bu bir şey değil. 1969 yazında Vietnam’da
Mai Lai’de Amerikan askerlerinin 550 çocuk, erkek ve kadını öldürdüğünü
ortaya çıkardığımda çok daha kötü tepkilerle karşılaşmıştım.
Türkiye’nin Sarin hakkında eğitim vermesi veya bu kadar büyük
bir sarin stokunu Şam’a taşıması, saldırı planlamasının çok güç
olduğunu söyleyenler var. Buna ne dersiniz?
Amerikan istihbaratı bir sonuca vardı. O da şu: MİT bizzat yapmıyor…
Teknik olarak değil yani ama stratejik ve düşünce bazında yapıyor. Türk
jandarmalar maddeleri kamyonlarla Suriye içine taşıdı. Bu materyaller
Türkiye’den Suriye’ye sokuldu, Halep’e götürüldü. Sinir gazı yapılan
kimysal maddeler dahil olmak üzere, sonradan da orada bileşim
gerçekleştirildi. Ve tüm bunları anlatan bir (ABD) istihbarat raporu
var. Ben de bunun üzerine yazdım. Hepsi bu.
Flaş iddia: Guta'daki kimyasal saldırıyı MİT planladı!
ABD'li gazeteci Seymour Hersh, bugün yayınlanan makalesinde, Suriye'de aldığı tutum nedeniyle Erdoğan'ı zor duruma düşürecek çarpıcı iddialarda bulundu. Hersh'in yazısında iddia ettiği öne çıkan kimi başlıklar şöyle;
- Tayyip Erdoğan'ın El Nusra'nın destekçisi olduğu ABD tarafından da biliniyordu.
- 2013'ün bahar aylarında, Erdoğan, içerideki sorunlarının çözümleri içinde Türkiye'nin Suriye'deki rolünün anahtar niteliğinde olduğunu görüyor ve cihatçılara desteği keserse her şeyin biteceğini biliyordu!
- Erdoğan'ın umudu, ABD'yi kırmızı çizgiyi aşmak için zorlayacak bir olayı teşvik etmek oldu!
- El Kaide ve bağlı örgütlerinin, Türkiye'de gelişkin ölçülerde kimyasal silah depoları bulunuyor.
- Guta'daki kimyasal saldırının Erdoğan'ın planlamasıyla yaşandığı biliniyor.
- MİT ve jandarma, kimyasal savaş yeteneklerini geliştirmek için Nusracılar ile doğrudan bağlantılı çalışıyor, ABD istihbaratı bunu 2013 baharından beri biliyor!
- Türkiye ve Suudi Arabistan'daki bir dizi 'üretim merkezi', kilogramlarca sarin gazı öncülü üretmek için çalışıyordu. (Guta saldırısından önce)
- Geçtiğimiz Mayıs ayında, Türkiye'de 10 Nusra üyesi yakalandı, haklarında 130 sayfa iddianame yazıldı, ama liderleri Heysem Kassab ile birlikte salıverildiler.
* * *
Flaş iddia: Guta'daki kimyasal saldırıyı MİT planladı!
ABD'li gazeteci Seymour Hersh, bugün yayınlanan makalesinde, Suriye'de aldığı tutum nedeniyle Erdoğan'ı zor duruma düşürecek çarpıcı iddialarda bulundu. Hersh'in yazısında iddia ettiği öne çıkan kimi başlıklar şöyle;
- Tayyip Erdoğan'ın El Nusra'nın destekçisi olduğu ABD tarafından da biliniyordu.
- 2013'ün bahar aylarında, Erdoğan, içerideki sorunlarının çözümleri içinde Türkiye'nin Suriye'deki rolünün anahtar niteliğinde olduğunu görüyor ve cihatçılara desteği keserse her şeyin biteceğini biliyordu!
- Erdoğan'ın umudu, ABD'yi kırmızı çizgiyi aşmak için zorlayacak bir olayı teşvik etmek oldu!
- El Kaide ve bağlı örgütlerinin, Türkiye'de gelişkin ölçülerde kimyasal silah depoları bulunuyor.
- Guta'daki kimyasal saldırının Erdoğan'ın planlamasıyla yaşandığı biliniyor.
- MİT ve jandarma, kimyasal savaş yeteneklerini geliştirmek için Nusracılar ile doğrudan bağlantılı çalışıyor, ABD istihbaratı bunu 2013 baharından beri biliyor!
- Türkiye ve Suudi Arabistan'daki bir dizi 'üretim merkezi', kilogramlarca sarin gazı öncülü üretmek için çalışıyordu. (Guta saldırısından önce)
- Geçtiğimiz Mayıs ayında, Türkiye'de 10 Nusra üyesi yakalandı, haklarında 130 sayfa iddianame yazıldı, ama liderleri Heysem Kassab ile birlikte salıverildiler.
solPortal