4.7.08

Hesaplaşmanın galibi kim olacak?

Önceki gün de yazdık, bu iş soruşturma değil, hesaplaşmadır.
Ergenekon bu işin ambalajıdır.
Öyle olmasaydı soruşturmada böyle bir takvim işlemez ve Başbakan yasaları çiğneyerek Ergenekon savcılığının basın sözcülüğünü
yapmazdı.
Belli ki Tayyip bey Deniz Baykal’ın dediği gibi bu işin dışında değil bizatihi merkezindedir.
Konu önce kapatılma davasına takas yapılmak istendi, başarılamayınca da harekete geçildi.
Peki bu iş nereye mi varır?
Çok değil bir-iki ay içinde bir tablo ortaya çıkacaktır.
Böylesi restleşmelerde tarafların biri mutlaka mağlup olur ya da olmak zorundadır. Aksi takdirde hesaplaşma Allah korusun vuruşmaya (iç kargaşaya) dönüşür.
Analize geçmeden önce vuruşan tarafları hatırlayalım:
Bir tarafta rejimi, yani Cumhuriyet’i kuran fikir ve onun anayasal bekçileri, diğer tarafta ise onlarla hesaplaşan iktidardaki parti.
Peki iç hizmet kanununa göre Cumhuriyet’i korumaya mecbur ve korumaması durumunda ihanet etme durumuna düşecek olan kurumların bu mücadelede mağlup ve de tasfiye olması düşünülebilir mi?
Böyle bir şey devletin yıkılması demek olacağından akla dahi getirilemez.
Bu durumda mağlup olacak taraf belli, yani öbür taraf, yani AKP güruhu değil midir?
Evet soğukkanlı düşünüldüğünde son operasyonun aslında bir bakıma intihar eylemi kategorisinde olduğu açıkça görülmektedir.
Dün de yazdık, mevcut tabloda 27 Mayıs ya da 12 Eylül’vari bir müdahale söz konusu
değildir.
Öyle, çünkü böyle bir şey AKP için emin olun can simidi olacaktır.
Bazıları şaşıracak ama bana göre AKP zirveleri darbeyi arzuluyor ve hatta zorluyor gibidir.
Biliyorlar ki darbeyle AB ve ABD ayağa kalkacak ve canları garanti altına alınacaktır.
Dahası, ülkeyi getirdikleri ekonomik felaketin de bu şekilde üstünü örtmüş olacaklardır.
Bitmedi, mağdur pozisyonuna girip yeniden muhteşem bir dönüşe zemin hazırlayacaklardır.
Peki darbe olmazsa ne mi olur?
Karşılarındaki muhatap asker değil, adaletin temsilcileri, yani yargı olacaktır.
Dolayısıyla onların vereceği hiçbir kararı ne uluslararası zeminlerde ne de iç kamuoyunda ters-yüz edemezler.
Yani açık bir anlatımla kapatılma kararı sonrasında açılacak yolsuzluk dosyalarında yüz kızartıcı mahkûmiyetler verildiğinde hiç kimse bu darbe hukukunun sonucu diyemeyecek ve birileri bırakın siyasete geri dönmeyi ömürlerini zindanlarda tamamlayacaktır.
Oysa darbede idam bile verseniz, örneklerle sabittir ki gerekçe haklı bile olsa o kişi birkaç sene sonra kahraman olarak geri döner.
İşte bunun içindir ki sakin olunmalı ve yüreklere taş basıp Anayasa Mahkemesi’nin kararı beklenmelidir.
Çıkarılan son gürültüler dediğimiz gibi hadiseye asker boyutunu katmak ve dava sonucunu askere endekslemek içindir. Amaçları yukarıda özetlediğimiz gibi sivil hukukun kalem kırması ve yolsuzluk mahkûmiyetlerini askere bağlamaktır.
Gelelim Ergenekon hikâyesinde dış dinamiklerin olup olmadığına?
AKP’nin teorisyeni Fehmi Koru, bu mes’ele Erdoğan-Bush arasında konuşuldu diyor. Fehmi Koru ki gizli devlet bilgi ve tutanaklarını okuyanların en yakınındaki isimdir. Dolayısıyla onun söylediklerinin bir anlamı vardır.
Peki ABD’nin Ergenekon gibi operasyonlardan çıkarı ve hesabı ne mi olabilir?
Soğuk Savaş bitti, ABD artık kendi dediğine diklenecek güçlü bir ordu istemiyor (TSK, Irak’ı işgal, K.Irak ve Kerkük konularında ABD’ye Türkiye’nin çıkarı adına diklenmiştir). Bunun için TSK’nın imaj olarak yıpratılması, etkisizleştirilmesi ve hedefe oturtulması onun arzusudur.
Son sözümüz şudur:
Benim kanaatime göre AKP dava sonuçlanıncaya kadar fütursuzluğunu daha da artıracaktır.. Öyle, çünkü kapatılma davası ile tasfiyeye gireceğini görüyor. Bu itibarla AKP’ye kin kusan ve orduevlerinde toplandığı kaydedilenlere sesleniyoruz, aman dikkat! AKP’nin oyununa gelmeyin... AKP’yi tankla, postalla, dipçikle değil, hukukla, adeletle uğurlamalıyız.

Sabahattin ÖNKİBAR, YeniÇağ,04.07.2008