Pekin’de Yeni-Sol ve eski tüfek devrimcilerden bir Mao Zedong anması
Çin’de bugün pek çok “Yeni-Sol” grup var. Yeni-Sol deyince aklınız
karışmasın, bu kavram Çin’de, Batıdakinin aksine post-modern,
post-yapısalcı, post-Marksist solculuğa işaret etmiyor. Çin Yeni-Sol
hareketinin önde gelen isimlerinden Li Minqi, bu kavramın “sosyal
demokratlardan milliyetçilere, sol milliyetçilerden Marksistlere uzanan”
geniş bir yelpazeye işaret ettiğini söylüyor. Bütün bu farklı görüşteki
insanların ortak noktası ise, farklı ölçülerde de olsa piyasa yönelimli
reformlara eleştirel yaklaşmaları ve Mao dönemine, farklı vurgularla,
genel olarak bir olumluluk atfetmeleri (Li Minqi, “The New Left in
China”, http://mrzine.monthlyreview.org/2008/li220808.html)
Bugün Çin’de, çok sayıda Yeni-Sol ya da Yeni-Maocu hareket var. Kızıl
Şarkı Topluluğu (红歌会网), Kızıl Bayrak (红旗网), Sanayi İşçisi (产业人网) gibi…
Yenilerde yayımlanan “China and the New Maoists [Çin ve Yeni Maoistler]”
(2016, Zed Books, London) kitaplarında Kerry Brown ve Simone van
Nieuwenhuizen’in de belirttikleri gibi bu grupların en önde geleni ise
Ütopya (乌有之乡). Ütopya grubu, bünyesinde pek çok eski kuşak devrimciyi,
Maocuyu da barındırıyor. 2012 yılında ÇKP merkezinin “Chongqing
Modeli”ne karşı giriştiği kampanya öncesi ve sırasında Bo Xilai’ye yakın
bir tutum takındığı için grubun internet sitesi bir süre kapalı da
kalmış.
Geçtiğimiz Pazar günü (18 Aralık 2016), Ütopya grubu Pekin’de, doğum
gününün hemen öncesinde bir Mao Zedong anma toplantısı düzenledi.
Ütopyacı dostlarla muhabbetim var, beni de bir konuşma yapmaya davet
ettiler. Büyük onur. Konuşmacılar arasında kimler yok ki? Yeni Dördüncü
Yol Ordusu gazisi Gu Zhenghua, Mao’nun koruması Liu Jichun, Merkez
Komite Propaganda Departmanı seviyesinde görev almış emektar
komünistler, Mao döneminin “örnek işçi”leri, eski sendika önderleri,
daha kimler kimler…
Toplantı bir otelin konferans salonunda. Salon hınca hınç, boş yer
yok. Ayakta duranlar, salona dışarıdan taşınan sandalyelerde oturanlar
var. Yalnız bir önemli bir nokta: Salonun yaş ortalaması 40’ın üzerinde!
Benim dışımda, belki benden genç konuşma yapan tek bir arkadaş var. Bir
de etkinlik sunucusu dostum Fan Yoldaş, benden 10 yaş kadar büyük olsa
gerek. Diğer bütün konuşmacılar, 45-50 yaşın üzerinde; çoğunluk da
70-80-90’lı yaşlarında. Mao dönemini, o dönemi kanlı canlı yaşamış
insanlar özlemle yad ediyor. Genç kuşak ise, ya umursamıyor ya da o
dönem hakkında resmi söylemin anlattığı kadarını biliyor.
Salonda benden başka tek bir yabancı var. Toplantı başladıktan kısa
süre sonra gelip, pek çok kişiyle tek tek selamlaşarak yanımda kendine
ayrılan yere oturuyor. Orta yaşın üzerinde bir Amerikalı; anladığım
kadarıyla burada bayağı da popüler. Kim olduğunu tahmin ediyorum, doğru
çıkıyor. Bu, meşhur Fred Engst! William Hinton’ın yeğeni, Çin doğumlu.
Kültür Devrimi’ne katılmış, inançlı bir sarışın Kızıl Muhafız! Gerçek
yaşından daha genç duruyor. Şapkasında hâlâ bir Mao rozeti. Toplantıda
anlamadığım yerler olduğunda, zorlu ifadeler kullanıldığında hemen bir
yüzüme bakıyor, pek de anlamadığımı fark edince kulağıma eğilip
çeviriyor. Fred Engst, benim şansım oluyor. Zorlu bir konuşma yapacağım;
beraber sahneye çıkıyoruz. Bana bol bol çeviri desteği sunuyor. O
olmasa elime yüzüme bulaştırmadan akıcı bir Çinceyle meramımı anlatmamın
imkânsız olduğu çok teknik meseleler var. Bu babacan Amerikalı Kızıl
Muhafız, elimi bayağı kolaylıyor. Konuşmamda en çok ilgiyi, Mao’nun
kapitalist restorasyon tehdidine karşı kitlelere güvenmesi konusuna
değindiğim bölüm alıyor; o bölüm bol bol alkışlarla kesiliyor.
İlgi çekici konuşmalar var. Devrim gazisi Gu Zhenghua, kızıl
süveteriyle ilerlemiş yaşına karşın çelik gibi; vurgulu bir konuşma
yapıyor. Kültür Devrimine ve Mao’ya yönelik saldırıları ve yozlaşmış
yöneticileri topa tutuyor. Toplantıdan sonra konuşmam için yanıma gelip
beni tebrik edecek. Yüzü gülüyor. Müthiş bir onur! Bu anıt adamın önünde
iki büklüm oluyorum.
Mao’nun badigardı Liu Jichun da daha önce duymadığım ilginç
anektodlar anlatıyor; Mao’nun sade yaşamını ve kendini halka
adamışlığını özlü biçimde aktarıyor. Ufak tefek, ama hâlâ yapılı bir
adam. İlginç bir anı: 1962 yılında Çan Kay-şek’in Çin’i işgâl
hazırlıklarına ilişkin söylentiler yayılınca Mao, kızı Li Na’yı ciddi
ciddi atış talimlerine başlatıyor. Bir oğlunu Kore Savaşı’nda yitiren
Mao, kızına da ülke işgâle uğrarsa en önde savaşa gideceğini bildiriyor.
Toplantı, hep bir ağızdan, bağır çağır okunan Kültür Devrimi dönemine ait bir Kızıl Şarkı (红歌) ile son buluyor.
Daha önce Çin’de, 5 yıldızlı otel salonlarında, sempozyumlarda büyük
büyük laflar edilen çok akademik Marksizm toplantılarına da katıldım.
Yalan yok, bazı konuşmacılardan çok şey öğrendiğim de oldu. Ama itiraf
etmem gerekiyor ki, bu eski devrimcilerin, fedailerin, işçi
önderlerinin, Kızıl Muhafızların arasındaki kadar güçlü bir inanç, ruh,
gözlerden taşan azimle karşılaşmadım.
Zira burada Komünist Parti rozetini yakasına kişisel bir çıkar için
iliştiren kimse yok. Marksizmi yaşamın içinde öğrenmiş, öğrenen adanmış
insanlar var.
(Etkinlik haberi şurada, Çince adımın son karakterinde ton hatası olmuş, ama olsun: